Daha önce bu şekilde açıkça ifade etmekten çekiniyordum, ama Reyhanlı’da Suriyeli sığınmacılara yönelik linç olaylarından sonra artık sakınca görmüyorum: Ulusalcı sol[1]İslamofobik bir ırkçılık batağına saplanmış durumda. Avrupa’daki Nazilerin mülteciler ve göçmenlere karşı kullandığı ırkçı söylemi neredeyse bire bir benimseyen Türk ulusalcı sol örgütleri, bu kez işi Nazilerden örnek aldığı ırkçı cinayetleri kışkırtmaya kadar vardırdı. Reyhanlı gibi kentlerde Suriyeli sığınmacılar, ulusalcı sol partilerin de içinde bulunduğu grupların kışkırtması sonucu sokaklarda saldırıya uğruyor, linç ediliyor.[2] Devamı… »
Bombaların yarattığı basıncın dalgaları onlarca, yüzlerce, bazen yüz binlerce (Hiroşima, Nagazaki, Dresden…) canı birkaç saniyede alabiliyor. Mesela yanınızda patlayan bir C4, kulağınızı 100 metre ötedeki bir duvara, bacağınızı 50 metre ötedeki bir ağaca, bağırsaklarınızı 150 metre ötedeki bir dükkânın kepengine gelişigüzel dağıtabiliyor. İçinde kim bilir ne fikirlerin dolaştığı beyninizi koruyan kafatasınızın etraftan toplanan parçaları, birkaç saniye içinde adli tıpta DNA tespiti için delil haline dönüşebiliyor.
Bombaların bu ölümcül dalgalarından başka yarattıkları bir de sosyal dalgalar var. Reyhanlı bombalamaları buna son örnek. Hop oturup hop kalktığımız, iç içe olan Suriye ve Kürt sorununda çözüm meseleleri yüzünden teyakkuzdayız. Sinirler gergin. Belirsizlikleri bol bir süreçten geçiyoruz. Tedirginlikler anlaşılabilir. Devamı… »
GİRİŞ:
Heyetimiz, 11.05.2013 tarihinde, Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde meydana gelen patlamalar sonucunda oluşan kayıpları ve olay sonrasında yaşananları tespit etmek ve raporlamak amacıyla 13.05.2013 tarihinde oluşturulmuştur.
Raporda yer alan bilgiler ve kanaatler, olayın meydana geldiği Reyhanlı ilçesinde yaşayan kişiler ve heyetin gözlemleri sonucunda oluşmuş olup güvenlik gerekçesiyle görüşülen kişilerin isimlerine yer verilmemiştir.
YAPILAN GÖRÜŞMELER:
- Türk ve Arap vatandaşlar
- Suriyeli vatandaşlar
- Reyhanlı Devlet Hastanesi yetkilileri Devamı… »
Van Barosu İnsan Hakları Komisyonu’nun önerisi ile Van Barosunca 04.05.2013 tarihinde düzenlenen Nefret Suçları Konferansı’nın sonuç bildirgesidir. Konferans kapsamında:
- Oturum’da: Nefret Söylemi/İfade Özgürlüğü Kavramları ve Medyada Nefret Söylemi,
- Oturum’da: Azınlıklara Yönelik Nefret Söylemi ve Nefret Suçları,
- Oturum’da: Kürtlere Yönelik Nefret Söylemi ve Nefret Suçları, tartışılmıştır.
Konferansın zamanlaması ve içeriği çerçevesinde 24 Nisan 1915 Ermeni Soykırımı ve 4 Mayıs 1937 Dersim Katliamı, 28 Aralık Roboski Katliamı, 2012 Nefret Suçları Raporu ve Nefret Suçları Yasası da değerlendirilmiştir. Devamı… »
Birkaç yıldır aklımda acısıyla birlikte tohumlanan gerçeği Demir Küçükaydın’ın internette rastladığım yazısı daha açık, daha çıplak kıldı. 24 Nisan’ların Taksim meydanında anılmaya başladığı günden beri, hemen bir hafta sonra kutlanan 1 Mayıs’ın kalabalığıyla soykırım anmasına katılan küçük –ama değeri büyük– grubun oluşturduğu tezat üzerine düşünüyor, fakat bilincimin hiç de hoşuna gitmeyen bu düşünceyi derinleştirip olgunlaştırmaktan kaçıyordum.
DurDe’nin geleneksel “Ayın Irkçısı” seçimi sürüyor. “Nisan Ayı Irkçısı“, DurDe katılımcılarının vereceği oylarla toplam altı aday arasından seçilecek. Verilen oyların sonuçları 12 Mayıs 2013, Pazar günü açıklanacak.
Siz de oylarınızla “Ayın Irkçısı” seçimine katılarak, ırkçılığı teşhir etmemize destek olun.
DurDe!
İstanbul’da bugün Gedikpaşa Surp Ohannes Kilisesi’ne yönelik gerçekleşen saldırıyı kınamak ve Ermeni toplumuyla dayanışmamızı göstermek amacıyla 6 Mayıs, Pazartesi günü Galatasaray Meydanı’nda konuya ilişkin basın açıklaması yapacağız.
Ermeni toplumuna yönelik örgütlü bir saldırı olduğu anlaşılan bu olayın, daha iki gün önce Asılsız Ermeni İddialarıyla Mücadele Derneği (Asim-Der) adlı bir derneğin Agos’u hedef gösteren açıklamasının ardından gerçekleşmesi manidar. Aynı derneğin Başkanı Göksel Gülbey’in, 24-25-26 Kasım’da kişisel Twitter hesabından başta İstanbul olmak üzere Türkiye’deki Ermeni okul, kilise ve vakıflarının iletişim bilgilerini duyurarak hedef göstermesi, sosyal medyada büyük tepki uyandırmıştı.
Ermeni halkının yalnız olmadığını; bu tür saldırılara izin vermeyeceğimizi ve dayanışmamızı göstermek üzere, hepinizi yarın Galatasaray Meydanı’na bekliyoruz.
DurDe
Tarih: 6 Mayıs, Pazartesi
Basın Açıklaması: saat 19.00
Yer: Galatasaray Meydanı, İstanbul
Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe (DurDe) girişimi, Hrant Dink’in öldürülmesine tepki olarak 2007 yılında kurulduğu günden bu yana, her türlü milliyetçilik ve ırkçı ayrımcılığa karşı net bir tavır koyarak mücadele etti. Türkiye’nin yakın tarihinde bu alanda verilen mücadelenin önemli birçok dönemecinde kilit roller üstlendi.
Ancak, girişimin bu kısa tarihi içinde attığı adımlardan en önemlisi hangisi diye sorulsa, bunun, Ermeni diyaspora örgütlerinin de temsil edildiği uluslararası bir delegasyonun, İstanbul’da düzenlenen soykırım anması etkinliklerine katılımının sağlanması olduğunu söylemek herhalde abartı olmaz. Nitekim ilk defa gerçekleşen bu ziyaretin tarihi anlamına ilişkin önemli bazı ipuçları, 29 Nisan 2013 tarihli Hürriyet’te yayınlanan Aleksi Gövciyan ile yapılan söyleşide[1] yer alıyor. Bu ziyaretin önemini ve asıl etkilerini ise önümüzdeki aylar ve yıllarda çok daha net göreceğiz. Devamı… »
Bu yıl 24 Nisan’da Taksim Meydanı’nda dördüncü kez Ermeni Soykırımı anması düzenleyen Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe Girişimi, bir diyaspora örgütü olan Ermeni Hayır Kurumları Genel Birliği’nin (Union Générale Armenienne de Bienfaisance – UGAB) daveti üzerine Yerevan’daki Ermeni Soykırımı etkinliklerine katıldı. 26 Nisan’da Yerevan’da düzenlenen etkinliklere Türkiye’den ilk kez bir sivil toplum örgütü resmen katıldı. Etkinliklerde DurDe’nin yanı sıra, UGAB Avrupa temsilcisi Nikolas Tavitian ve Avrupa Irkçılık Karşıtı Taban Örgütleri Hareketi’nin (European Grassroots Antiracist Movement – EGAM) temsilcisi Benjamin Abtan da yer aldı. Devamı… »




