DurDe Girişimi olarak dört yıldır “Ayın Irkçısı” seçimleri düzenliyoruz. Adaylar DurDe katılımcılarının yazılı başvurularıyla belirlenip, yine katılımcıların kullandığı oylarla seçiliyor. İki yıldır da tüm yıl boyunca seçilmiş adaylar arasından “Yılın Irkçısı”nı aynı yöntemle seçiyoruz.

Ayın ve yılın ırkçıları seçimlerinde birincil amacımız aday gösterilen kişileri veya kurumları rencide etmek, etiketlemek veya hedef göstermek değil. Amacımız toplumun çeşitli katmanlarında bilinçli veya bilinçsiz biçimde var olan ve kimi olaylarda açığa çıkan ırkçılığın kendisini teşhir etmek. Irkçılığın ne denli tehlikeli olabileceğine dair toplumsal düzeyde bir farkındalık yaratılmasına katkıda bulunmak. Kimi zaman da neyin ırkçılık olduğu bilinmeden “Bizde ırkçılık yoktur” şeklinde özetlenen önyargıyı kırmaya çalışmak. Çünkü biliyoruz ki, toplumsal barış, eşitlik ve adalet duygusu karşısında asıl tehdit, ırkçıların bizzat varlığından çok  toplumdaki ırkçı fikirlerdir.

Devamını okuyun »

 

 

 

 

Cengiz Alğan

Gemi ve uçak kazaları diğer tüm taşıt araçları kazalarından daha fazla ilgi görür, daha fazla gündemde kalırlar. Bir otomobilin (üstelik) bir diğer otomobile çarpması tek başına sıradan bir haber olarak kalır ve çok kısa sürede unutulup giderken, gemi ve uçak kazalarına ilişkin çok sayıda film çekilmiş, kitap yazılmıştır. Örneğin, tarihteki en ünlü deniz kazası olan Titanik’in alt tarafı bir buz dağına çarpıp batması, aradan 100 yıl geçmesine rağmen hâlâ tartışılmakta, üzerine çok sayıda kitap yazılıp sinema filmleri çekilmektedir. Bunun nedenleri;

  1. Diğer kazaların çok sık olması ve bu haberlerin neredeyse kanıksanması,
  2. Çok büyük olmalarından dolayı çok can yakmalarıdır.

Hrant Dink cinayeti, bu açıdan bakınca, Türkiye’nin Titanik’idir. Hrant Dink cinayeti basit, adi bir cinayet değildir. Bu ‘sırrı’ herkes biliyor. Ama herkes! Cinayet davasını sonuçlandıran hâkim basına “vicdanının rahat olmadığını” söylüyor. Belki de “Bu kararı tehdit altında verdim” demek istiyor. Devamını okuyun »

 

Cengiz Aktar

Geçen hafta ‘ne tuhaf tesadüftür ki derin bir yalnızlık ifade eden Hrant Dink kararı, kalabalık bir erkânının teveccühüne mazhar olan Denktaş cenazesiyle aynı güne rastladı’ diyorduk.  Tuhaf tesadüf bu hafta da sürüyor. Pazartesi, Fransız Senatosu inkârı cezalandıran yasa teklifini kabul etti. Böylece ve Anayasa Konseyi yasayı geri çevirse de, 2015’e doğru çok kritik bir eşiğe gelindi. Aynı gün süren Kıbrıs müzakereleri bağlamında BM Genel Sekreteri adadaki tarafları New York Greentree’de topladı ve bu konuda da kritik bir eşiğe gelindi.

Türkiye’nin 19. yüzyıldan bu yana taşıdığı, Osmanlının parçalanma ve ulus-devlet inşaları döneminin husumet zihniyetiyle şekillenmiş ve bugün hâlâ aynı zihniyetle ele alınan bu iki konu önümüzde duruyorlar. Ancak her ikisinde de şu veya bu şekilde sanki yolun sonuna yaklaşıldığı görünümü hâkim.

Devamını okuyun »

 

İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi rejimi, ‘arî ırk’tan görmediği her grup ve topluluğa çok büyük bir vahşet uyguladı. Bu gruplar arasında Roma ve Sinti, eşcinseller, bedensel ve zihinsel engelliler, komünistler, savaş esirleri, farklı etnik gruplardan insanlar, Katolik ve Protestan din görevlileri, sendikacılar ve III. Reich’a muhalif olan bütün siyasi görüş savunucuları bulunuyordu. Bu insanlar, etnik temizlik için özel olarak oluşturulmuş toplama kamplarında öldüresiye çalıştırılıp, ‘posaları’ çıkarıldıktan sonra gaz odalarında yok edildiler. Ülke içinde yürütülen soykırımın dışında, örneğin,  Afrika kökenli Almanlar kısırlaştırıldı ve Nazilerin hâkimiyeti uğruna yürütülen savaşlarda milyonlarca insan öldürüldü. Devamını okuyun »

 

Belirli ve ortak karakteristik özellikleri bulunan birey ve gruplara veya onların mülklerine yönelik önyargılarla işlenmiş suçlara Nefret Suçu denir. Nefret Suçları dünya çapında başta etnik, ulusal ve dini kimlik, cinsiyet, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği temelli olmak üzere; sağlık durumu, zihinsel ya da fiziksel engellilik, toplumsal statü, siyasi veya felsefi görüş, eğitim durumu gibi özelliklere yönelik olarak da işlenmektedir. Bu suçlar taciz veya hakaretten, mülk ve eşyalara zarar vermeye, okul veya işyerinde zorbalıktan kundaklama ve cinayete kadar varabilmektedir.

Nefret Suçları aslen ‘mesaj’ suçlarıdır. Suçun yöneldiği bireyin ötesinde, mensup olduğu gruba toplumda istenmediği mesajı verilir. Bu suçların sonucunda mesajın yöneldiği grup üyeleri kendilerini dışlanmış ve tehdit altında hisseder, korkuya kapılır, psikolojik travmaya, hatta intihara kadar varan sonuçlar yaşayabilir. Devamını okuyun »

 

Biz, 46 sivil toplum örgütü bir araya geldik ve tüm toplum kesimlerini ilgilendiren nefret suçlarına ilişkin yasal düzenleme gereksinimini Meclis ve kamuoyu gündemine getirmek üzere Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu’nu oluşturduk. Platform genişlemeye devam etmektedir ve bireysel katılıma açıktır.

Platform, Nefret Suçları’nın insan haklarına ve hukuka dayalı bir şekilde ele alınabilmesi için, bir “Nefret Suçları Yasası”na ivedilikle ihtiyaç olduğuna işaret ediyor. Nefret Suçlarının hem toplumda konuşulur hale gelmesini,  hem de konuyla ilgili bir yasa çıkarılmasını amaçlıyor.

Platform “SEN DE BAŞKASIN, NEFRETME*” sloganıyla bir kampanya düzenliyor.  Devamını okuyun »

 

1) Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Özel’in, şimdiye kadarki genelkurmay başkanlarının izinden gittiği görülmektedir. KCK’nın ne olduğundan, askerî yargının anayasallığından, terörle nasıl mücadele edilmesi gerektiğinden tutunuz, Türkçeden başka bir dilin eğitimde ve kamuda kullanılamayacağına kadar uzanan siyasi konularda 5 Ocak 2012 tarihli Milliyet’e demeç vermiştir.
Bu demeç, Askerî Ceza Kanunu’nun “Siyasi amaçla demeç verme”yi cezalandıran 148. maddesi açısından 1 ay ilâ 5 yıl hapsi, “Yargı görevi yapanı etkileme”yi cezalandıran TCK md. 277 açısından da 2 ilâ 4 yıl hapsi gerektiren bir eylemdir; Devamını okuyun »

© 2010 Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe! Girişimi © Web sitesindeki içerik, kaynak gösterilerek kullanılabilir. Suffusion theme by Sayontan Sinha