“Bir gün gelecek, oh diyecek insanoğlu. Silahları bırakın, artık ihtiyaç kalmadı”.
Bertolt Brecht
Sanatın hangi dalına bakarsak bakalım merkezinde “insan”ı görürüz. Bir adım ileri gidip edebiyatın bereketli topraklarına ayak bastığımızdaysa insanı insan yapan birikimin dile geldiğine tanık olur, dünü, bugünü ve yarını o birikimin ışığında değerlendirebilme fırsatına kavuşuruz. Bu fırsatın beraberinde bir sorumluluk getirdiğine inanan bizler, şimdi Edebiyatta Savaş ve Barış’tan söz etmenin, bir yandan savaşa karşı sesimizi yükseltirken diğer yandan da savaşları üreten bütün mekanizmalarla mücadelemizi sürdürmeye devam etmenin tam sırası olduğunu düşünüyoruz.
Küresel Barış ve Adalet Koalisyonu aktivistleri olarak biz, hem Savaşa Hayır’ın “sözde” kalmasını kabul etmiyor, hem “Söz”de Savaşa da Hayır! diyoruz.
Homeros’un İlyada’sından başlayarak “savaş ve barış”, edebiyatın vazgeçilmez konusu olageldi. Büyük bir savaş destanı olan İlyada, aynı zamanda kadınların sesinden duyurulan bir barış çağrısı. Çoğu eserde bu çelişkili durumu görüyoruz. Edebiyatta yaygın bir yeri olan, çok sayıda esere konu olan, adeta bir “savaş edebiyatı” yaratacak kadar yaygın işlenmiş “savaş” konusu, yanında karşıtını, “barış”ı da getiriyor. Böylece “edebiyatta savaş ve barış” farklı okumalara açık bir konu haline geliyor. Okumak…İşte o bize düşüyor.
Atölyenin içeriği:
Edebiyatta Savaş ve Barış Atölyesi, Milli Eğitim Bakanlığı’nın lise yaşındaki gençlere önerdiği 100 Temel Eser’i hareket noktası olarak alacak.
Bu eserlerden dokuzu atölye boyunca ele alınıp incelenecek:
- Halide Edip Adıvar – Sinekli Bakkal
- Ömer Seyfettin – Hikayelerden Seçmeler (Bomba)
- Ahmet Hikmet Müftüoğlu – Çağlayanlar (Üzümcü)
- Yakup Kadri Karaosmanoğlu – Kiralık Konak
- Samiha Ayverdi – İbrahim Efendi Konağı
- Tarık Buğra – Küçük Ağa
- Ernest Hemingway – Çanlar Kimin İçin Çalıyor
- Lev Tolstoy – Savaş ve Barış
- Ahmet Hamdi Tanpınar – Beş Şehir
Ücret:
Atölye ücretsiz olarak yapılacak olmasına karşın bağış vermek isteyenlere de karşı çıkmayacağız.
Yöntem:
Atölye, Küresel BAK aktivisti Nilüfer Uğur-Dalay’ın koordinatörlüğünde ilerleyecek. Bununla beraber her kitap için bir ya da daha fazla “yönlendirici” seçilebileceğini düşündük.
Üzerinde yürüyeceğimiz ortak bir eksen, bir çalışma pratiği oluşturmak için okumalarda genel olarak aşağıdakilere benzer sorulara yanıt arayacağız:
- Kitap hangi dönemde yazılmış ve hangi dönemi anlatmaktadır?
- Bu dönemin özellikleri nelerdir?
- Yazar nasıl bir söylem kullanmıştır (savaş ya da barış söylemi)?
- Dönemi içerisinde ve bugün nasıl değerlendirilebilir?
- Nasıl bir dünya tahayyül etmektedir?
- Savaşı ya da barışı ele alışındaki özellikler, aksaklıklar, saptamalar nelerdir? Bu gözlemlerin bugünkü karşılıkları nelerdir?
- Metin bugünün gençliği için ne anlama gelmektedir?
Süre:
Atölyemiz 2 Şubat’ta başlayacak ve 15 günde bir yapılacak toplantılarla devam edecek.
Gün/saat/mekân bilgileri:
Toplantılar iki haftada bir Salı akşamları 19:00-22:00 arasında Beyoğlu Bekâr Sokak’taki Küresel BAK bürosunda yapılacak.
Sonuç:
Atölye sonunda oluşacak ortak metni kitaplaştırmayı ve
deneyimlerimiz doğrultusunda farklı alt başlıklarla farklı okuma atölyeleri düzenlemeyi hedefliyoruz.
Katılım:
2 Şubat’a kadar atolyebak@gmail.com adresine e-postayla başvurarak atölyeye katılabilirsiniz.
Sizleri edebiyata bu kez de “savaş ve barış” merceğinden bakmaya, savaşsız bir dünyanın mümkün olduğunu bir kez de edebiyat üzerinden haykırmaya davet ediyoruz. Söyleyecek sözünüz/sözümüz var, biliyoruz!


