Bebek Katili

 Genel  Yorumlar Kapalı
Haz 232010
 

Cengiz Alğan

Bebek katili

Aklınıza kim geldi? Aynı zamanda; 30 bin kişinin katili, teröristbaşı (birleşikyazılır), “vatan haini” olmayı bile hak etmeyen düpedüz hain, bölücübaşı (ne demekse?), Türk düşmanı, sapık, terbiyesiz, kadın düşkünü, kıllı göbeğini kaşıyan: Abdullah Öcalan. Devletin resmi erkânının en yetkili ağızlarından, medyanın en çok okunan köşe yazarlarına; dava tutanaklarında karar yazdıran hâkimlerinden, kreşte başlayıp profesörlükte biten eğitim hayatımızdaki pek çok hocaya; bindiğimiz taksideki şoförden, bakkalımıza; sınıf arkadaşımızdan (üstelik de aramızın iyi olduğu), yan komşumuza kadar çok geniş kesimlerin Abdullah Öcalan hakkında kullandığı yukarıdaki sıfatlardan en akılda kalıcı olanı “bebek katili” oldu. Devamını okuyun »

Haz 202010
 

Bingöl İl Milli Eğitim Müdürü M. Ali Hansu, katıldığı bir açılışta, “Türkçe bilmeyen insanların vatandaş olma hakkının olmaması gerektiğini” açık bir şekilde savunarak bu ülkede ırkçı zihniyetin hangi mevkilere gelebileceğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Halk Eğitim Merkezi’nde (HEM) düzenlenen okuma yazma kursunun açılışı nedeniyle yapılan törende konuşan Bingöl Milli Eğitim Müdürü M. Ali Hansu’nun konuşması katılımcıları şoke etti. Hansu, konuşmasında Türkçe’yi kast ederek, okuma yazma bilmeyenlerin vatandaş dahi olma hakkının olmadığını belirtti. Hızını alamayan Hansu, daha da ileri giderek, “Vatandaş olma hakkı bir tarafa, bunların fırından ekmek dahi alamamaları gerekiyor” diyerek ayın ırkçısı olmayı hak etti. Devamını okuyun »

Hükümet, açılıma devam et!

 Genel  Yorumlar Kapalı
Haz 202010
 

Hükümetin geçen yıl ilân ettiği “Kürt açılımı”, devlet içinde savaşın devamından yana olan güçlerin istediği gibi, pek fazla yol almadan tersine döndü. Barış sürecine katkı yapmak üzere 19 Ekim 2009’da Habur’dan giriş yapan barış grubunu oluşturan 34 kişinin yargılanması Diyarbakır’da başladı. İlk duruşmada 10’u tutuklandı, başka tutuklamalar da bekleniyor. Daha önce 16 Nisan 2010’da bu gruptan olan Lütfi Taş’a “örgüt propagandası” gerekçesiyle 10 ay hapis cezası verildi. Yine aynı gruptan Mehmet Şerif Gençdal da aynı gerekçeyle tutuklanmıştı. Şimdi devamı geliyor. İnsanlar önce “dağdan inmeye” davet ediliyor, sonra tutuklanıyor ve hapse konuyor. Devamını okuyun »

Haz 202010
 

Milliyetçilik bir tür çocukluk hastalığıdır bence. İlacı toplumun ve bireyin olgunlaşmasıdır. Bu hastalığın belirli derecelerine belirli bazı isimler verilir: ulusalcılık, vatanseverlik, yurtseverlik, (bizde bir de) Atatürk milliyetçiliği gibi… En güçlü ve kalabalık ve dolayısıyla azgın milliyetin sahibi insan grubunun saldırgan milliyetçiliği, diğer başka milliyetçilikleri neredeyse doğa yasası gereği tetikleyeceğine göre, ilk durdurulması gereken de bu en güçlü milliyetçiliktir. Yani egemen milliyetçilik. Bünyeye daha fazla yerleşmesine izin vermeden bir an önce müdahale edilmesi gereken asıl hastalık odur. O yayıldıkça o güne dek uyanmamış çeşitli milliyetçilikler de baş göstermeye başlar. Her yeri milliyetçilik kaplar. Akıllı bir milliyetçi (sayıları azdır) işi buraya vardırmaz mesela.

Devamını okuyun »

Haz 172010
 

20 HAZİRAN DÜNYA MÜLTECİLER GÜNÜ ORTAK ETKİNLİK PROGRAMI
VAN – İZMİR – ANKARA – İSTANBUL
19 – 20 Haziran 2010

VAN

- Basın Açıklaması
Tarih: 19 Haziran 2010
Saat: 11.00
Yer: Şehir Parkı – Belediye Başkanlığı yanı. Devamını okuyun »

Yarın bir dava başlıyor.

 Genel  Yorumlar Kapalı
Haz 142010
 

Arkadaşımız Hrant’ın sokak ortasında katledilmesinden “operasyon” diye bahseden darbe plancılarının davası. Ergenekon silahlı terör örgütüyle doğrudan bağlantılı bir cunta tarafından hazırlanmış bir eylem planı var ortada. Daha bir yıl önce hazırlanan Kafes Operasyonu Eylem Planı yürürlüğe konulabilseydi “gayrimüslimler üzerinde korkutucu propaganda icra edilecek”, “gayrimüslimlerin isim, adres, okul, vakıf ve ibadethaneleri fişlenecek”, “Adalar’da duvarlara tehdit mesajları yazılacak, tehdit telefonları açılacak, bombalar patlatılacak, azınlık hakları savunucularına suikastlar düzenlenecek”ti. Koç Müzesi’nde bir denizaltıya bombalar konulacak ve okul çocuklarının en kalabalık olduğu anda patlatılacaktı.
Bu planın bazı aşamaları hayata geçirildi. Hrant alçakça öldürüldü. Trabzon’da Rahip Santoro, Malatya’da Zirve Yayınevi çalışanı üç hristiyan katledildi. Yakalanmasalardı başka cinayetler işleyecek, başka katliamlar da yapacaklardı.
Bu dava çok önemli. Üç yıldan fazladır elle tutulur bir sonuç elde edilemeyen Hrant davasında karanlıkta kalan noktaları açığa çıkartmak için çok önemli. Gayrimüslim yurttaşları siyasi amaçları uğrunda her zaman kurban gibi gören cuntacı zihniyete “Dur!” demek için çok önemli. Artık kaybedecek tek bir güvercinimiz dahi kalmadığını göstermek için çok önemli. Bütün bir ülkeyi katliam laboratuarı olarak gören vesayetçi darbecileri teşhir edebilmek için çok önemli.
Biz bu davanın takipçisiyiz. Tüm dostlarımızı 15 Haziran Salı (yarın) sabah 10:00’da davanın görüleceği Beşiktaş Adliyesi önündeki basın açıklamamıza çağırıyoruz.

Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe Girişimi

 

19 Mayıs 1919 ile 15 Ekim 1927 tarihleri arasında geçen bağımsızlık savaşı ve cumhuriyet dönemi inkılâplarında yaşanan somut olayları anlattığı, Nutuk adıyla kitaplaştırılan konuşmasını Mustafa Kemal bu sözlerle tamamlar. Günler süren konuşmanın sonunda Mustafa Kemal ‘Türk bağımsızlığını ve cumhuriyeti koruma ve kollama’ görevini Türk gençliğine emanet etmiştir. Gençliğin bu zorlu mücadelede ihtiyaç duyacağı gücün bulunduğu sihirli sandığın yerini de tarif etmiştir: damarlar. Bu sihirli sandığın içindeki hazine de bilinmektedir: Türk’ün asil kanı.  

Bu yazının ‘derdi’ anılan dönemin sorunları ve bu sorunlarla baş etmede izlenen yol ve yöntemin tartışılması değildir. Yalnızca, var olan sistemden memnun olmayanların izleyecekleri mücadele rotasını çizerken, Mustafa Kemal’in verdiği referansların günümüz dünyasında ne derece geçerli olduğunu tartışmaya açmaktır.

Devamını okuyun »

Tedrisat – Dr. Cengiz Aktar

 Genel  Yorumlar Kapalı
Haz 132010
 

Batı’da algılandığı gibi AK parti hükümeti Türkiye’nin yüzünü doğuya çevirmiyor, biz zaten doğudayız. Müslümanlaşmıyoruz da, zaten çoğumuz Müslüman. Çok oyunculu dünyada Türkiye’nin Filistin meselesiyle en üst düzeyde ilgilenmesi önemli. Eskiden böyle değildi. Ama meseleyi doğru okumak da önemli. Mesela Filistinliler Doğu Kudüs nüfusunun %60′ını oluşturuyor. Buna rağmen İsrail hükümeti Filistinlilere Doğu Kudüs toprağının sadece %12′si oranında bina izni veriyor. Sonuçta Doğu Kudüs’te yaşayan takriben 60.000 Filistinli İsrail hükümeti tarafından gayrikanunî ilân edilmiş evlerde yaşıyor. Yıllardır süren bu sorun Netanyahu hükümetinin işbaşına gelmesiyle ayyuka çıktı. Mahmud Abbas yönetiminin şiddetle karşı olduğu bu emri vaki, arabuluculuk çalışmalarına zarar veriyor ve Obama idaresi ile AB’nin İsrail’le olan ilişkilerini sarsıyor.

Devamını okuyun »

Kâr-zarar muhasebesi – Dr. Cengiz Aktar

 Genel  Yorumlar Kapalı
Haz 112010
 

Bir nebze sakinleşip bu hercümerç sonrasında ‘ne elde edildi’ diye baktığımızda dışarıda İsrail’in Gazze ablukasının dayanılmazlığından hareketle uluslararası camianın meseleyi gündeme aldığını, Mısır’ın Gazze sınırındaki Refah kapısını açtığını, İsrail’in de ambargoyu hafiflettiğini görüyoruz. Sorular şunlar: Türkiye boyunda bir ülkenin bu sonucun ortaya çıkmasına önayak olması için dokuz kişinin can vermesi, ortalığın birbirine girmesi ve Batı ile ilişkilerin iyice gerilmesi mi gerekiyordu? İsrail’in ‘cezalandırılması’na gelince, Ocak 2009′da Gazze’de yüzlerce sivili gözünü kırpmadan öldüren İsrail ne kadar cezalandırıldıysa bu sefer de o kadar cezalandırılacak. Bizim için milad olan bir takım gelişmeler elalem için maalesef adi vaka. Bazı yorumcuların İsrail’de beklediği hükümet değişikliği ise, gelecek olanın gideni aratacağı bir hükümet olabilir. Arap dünyasının yeni Nasır’ı olmaya gelince, bilançosuna bakınca Nasır olmanın pek de özenilecek birşey olmadığını görmek mümkün.

Devamını okuyun »

Haz 102010
 

Temel insanlık meselelerinden olan gözaltında kayıplar ve faili meçhullerin aydınlanması için yüzlerce haftadır bütün baskılara rağmen kayıp yakınları sokağa çıkıyor.

 Kayıp yakınları şimdi seslerini daha güçlü duyurmak için Ankara’ya yürüyor. Biz de yanlarındayız. DurDe bütün aktivistlerini ve dostlarını, konuya duyarlı herkesi, dayanışma için 12 Haziran Cumartesi günü saat 12.00′de Galatasaray Meydanı’na çağırıyor.

Devamını okuyun »

© 2010 Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe! Girişimi © Web sitesindeki içerik, kaynak gösterilerek kullanılabilir. Suffusion theme by Sayontan Sinha