SütCengiz Alğan

Geçenlerde TRT Haber internet sitesinde “Türkçe Kelimelere Bile Tahammülleri Yok” başlıklı bir haber yayınlandı.* Habere göre Avusturya’da bir süt firması süt kutularının bir yüzüne Almanca, bir yüzüne Türkçe tanıtım yazmış ve Avusturyalı aşırı sağcılar buna tepki göstermiş. 2-3 hafta boyunca şirket şikayet mailleri bombardımanına uğramış. Üstelik bu “iki dilli” ürünler sadece Türk marketlerine dağıtılıyormuş.

Besbelli ki bir pazarlama stratejisinin sonucu olan “iki dilli” bir gündelik tüketim ürününün ambalajına tepki vermek olsa olsa milliyetçilerin aklına gelirdi zaten. Bizde de öyle değil mi? Adam köyün girişine koyduğu tabelaya köyün adını Kürtçe ve Türkçe yazacak diye kıyamet koparıyor milliyetçiler. Üstelik köyün çoğunluk tarafından bilinen asıl ama sonradan Türkçeleştirilmiş olan adını… Milliyetçilik her yerde aynı: bir tür zihinsel gelişmemişlik göstergesi.

Şirket Türk marketlerine dağıttığı sütlerin kutularının üzerine Türkçe ‘de’ yazmış. Niye? Malını daha kolay satsın, diğer süt firmalarıyla rekabette bir adım öne geçsin diye. Bir sürü ürünün üzerinde İngilizce, Rusça, Arapça, Çince vb açıklamalar görmüyor muyuz? Neden? Çünkü hangi ülkede üretilmiş olursa olsun ticari mallar dünyanın dört bir yanında cirit atıyor. Dünyanın dört yanındaki insanlar aynı dili konuşmadığına göre tüketiciye bildiği dilden ulaşmak malın satışını kolaylaştırıyor. Aksi halde reklamların büyük çoğunluğunu İngilizce, Almanca, Japonca veya Çince dinlerdik. Bu durumda hangi ürünü seçeceğimize pek de kolay karar veremezdik.

Süt ambalajının üzerine ne yazılmış olabilir ki? Bölücü propaganda yazıları değil herhalde. Alt tarafı sütün kalitesi, protein değeri, yağ oranı, ambalajın ışık geçirmezliği, sağlamlığı, geri dönüşüme uygunluğu vb. Bunu Avusturya’da bir süt kutusunun üzerine Türkçe yazdığında neyin ‘propagandasını’ yapmış olursun? Sütün. O sütü üreten firmanın yani. İşte bir çocukluk hastalığı olan milliyetçilik işi gerçekten buralara kadar vardırabiliyor.

Bizde de öyle. Diyelim ki Kürt nüfusun yoğun yaşadığı bölgelerde belediyeler vergi mükellefinin kullandığı elektriğin, suyun faturasını aboneye hem Türkçe hem Kürtçe yollamak istiyor. Böylece Türkçe bilmeyen ya da Kürtçe’yi Türkçe’den daha iyi bilen aboneye daha kaliteli hizmet sunmuş oluyor. Gelen faturanın ne kadarının kullandığı suya, ne kadarının atık su bedeline, ne kadarının vergilere ait olduğunu öğrenmesini kolaylaştırmış oluyor. Tüketici hakkına riayet ediyor yani. Üstelik herhangi bir tüketicinin “Ben bu faturada yazılanları anlamıyorum” diye itiraz etmesini de engellemiş oluyor. Mesela Didim’de, bu tür tüketim faturalarında Türkçe’nin yanısıra İngilizce de kullanılıyor. Çok mantıklı. Çünkü Didim’de anadili Türkçe olmayan çok sayıda abone yaşıyor. Avusturya’ya kayak yapmaya gitmiş olsanız güvenlik tabelalarında Türkçe ikazların olması sevindirmez miydi sizi? Kime ne zararı var? Aksine kol bacak kırılma sayısı azalacağı için sağlık harcamalarından tasarruf edilirdi. Ben Kürtlerin yerinde olsam elektrik, su faturaları başta olmak üzere daha az bildiğim bir dilde bana yollanan resmi tüm belgelere bu gerekçeyle, dilekçe vererek itiraz ederdim. Sivil itaatsizliğin kralı!

Haberin sonunda hoş bir bilgi daha var. Milliyetçilerin tepkisinin ardından, Türkler arasında bu firmanın ürünlerine talebin arttığına dikkat çekiliyor. Görüldüğü gibi milliyetçilik hiçbir haltı yeterince bastıramadığı gibi ‘karşı tarafı’ bütünleştiriyor, saflarını sıklaştırıyor. Kahraman süt markaları bile yaratıyor.

Bu arada TBMM Başkanı’nın bile anadili gündeme getirdikleri için Kürt siyasetçileri “hesabını verirler” diye tehdit ettiği bir ülkenin devlet haber kanalında,  “Türkçe Kelimelere Bile Tahammülleri Yok” başlıklı bir haber yayınlanmasına ‘ironik’ desem yeterli midir, bilemedim.

* http://www.trt.net.tr/Haber/HaberDetay.aspx?HaberKodu=6799d88c-5696-4885-bbce-46990b226887

Bir Cevap to “Ambalajlar ve milliyetçilik”

  1. Asil irkciligi kendileri yapiyorlar, ama ne yazik ki bu yaptiklarinin Avusturya’da yapilandan bir farki olmadigini anlayacak kapasiteye sahip degiller. “Kürtçe Kelimeye Dahi Tahammülleri Yok”. Boyle yani…

© 2010 Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe! Girişimi © Web sitesindeki içerik, kaynak gösterilerek kullanılabilir. Suffusion theme by Sayontan Sinha