Kürt halkının irade beyanıyla ve kendi seçim bölgesi Diyarbakır’da diğer tüm adayları geride bırakarak 78 bin oy alan Dicle’nin vekilliğinin düşürülmesi tam anlamıyla bir siyasi skandaldır. Çeşitli hukuki gerekçelere dayandırılması bu gerçeği değiştirmez. Üstelik YSK’nın kararı hukuka da uygun değil. YSK bu kararla yetkilerini aştı. Çünkü YSK’nın görevi ve yetkisi seçim tamamlanıncaya kadar sürer. Seçimin ardından kararları TBMM verir. YSK bu kararıyla hem meclisin yetkilerine el atmış, hem de 78 bin seçmeni hiçe saymıştır.

Karar siyaseten de yanlıştır. Çünkü hukuk düzeninin ana amacı toplumsal düzeni ve barışı sağlamaktır. Bu karar ise tam tersine toplumsal düzen ve barışın yerine göz göre göre kaos getiriyor. YSK statükonun sağlam kalelerinden biri olduğunu daha önce de kanıtlamıştı. Bu aşamadan sonra görev meclise ve dolayısıyla meclisteki en büyük grubu oluşturan iktidar partisi AKP’ye düşüyor.

AKP diğer siyasi partilerle de görüşerek bu soruna derhal bir çözüm üretmek zorundadır. Kaldı ki muhalefet partileri bu konuda destek vermeye hazır olduklarını beyan etmişlerdir. Yapılacak basit bir yasal düzenlemeyle ülkeyi kargaşaya sürükleyen bu kararın gerekçesi ortadan kaldırılabilir. AKP demokrasiden yana olduğunu kanıtlamak istiyorsa, kendi genel başkanı için 2002’de yaptığı düzenlemeyi şimdi de Dicle için de yapmalıdır. Aksi halde yeni oluşacak meclisin meşruluğu sorgulanır hale gelecek; barış beklentileri boşa çıkacak; belki de daha önemlisi, yeni anayasanın yapım süreci belirsiz bir tarihe ertelenecektir. AKP bu tarihi sorumluluğun kıyısından ıslık çalarak dolaşmakla kurtulamaz.

Başkasının aldığı oyların gasp edilmesiyle meclise Hatip Dicle yerine giren AKP adayı da Diyarbakır’da ve tüm Kürtlerin gözünde hiçbir meşruluğa sahip olamayacaktır.

***

Bir sözümüz de Dicle ile Ergenekon sanığı diğer milletvekillerini aynı kefeye koyanlara. Hatip Dicle’nin milletvekilliği 2007’de yaptığı bir konuşmada “Bu ateşkes fiilen geçersiz hale geldi. Ordunun operasyonları durmadığı takdirde onlar da meşru müdafaa haklarını kullanırlar. Çatışmalar bu şekilde bugüne kadar geldi” dediği için “Terör örgütü propagandası yapmak” suçlamasıyla 1 yıl 8 ay hapse mahkûm edildiğinden, YSK tarafından düşürüldü. Fikirlerini beyan ettiği için mahkûm olan biriyle “askeri darbeye zemin hazırlamak, suç işlemek için çete oluşturmak” gibi suçlamalarla tutuklu bulunanları karşılaştırmak, en hafif ifadeyle insafsızlıktır. Darbecilerle Kürt halkının seçilmiş temsilcileri karşılaştırılamaz.

Bu karar karşısında Emek, Demokrasi ve Özgürlük Bloku’nun alacağı bütün tutumların yanında olduğumuzu kamuoyuna ilân ediyoruz.

(Irkçılığa ve Milliyetçiliğe)

DurDe Girişimi

24. 06. 2011

 

© 2010 Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe! Girişimi © Web sitesindeki içerik, kaynak gösterilerek kullanılabilir. Suffusion theme by Sayontan Sinha