Ergenekon’un tetikçi terör örgütü Türk İntikam Tugayı’nın (TİT) adını Türkiye’de demokrasi mücadelesine omuz veren herkes bilir. En bilinen kanlı eylemi de 12 Mayıs 1998’de İHD Genel Başkanı iken Akın Birdal’a düzenlediği suikast girişimidir. Devletin besleyip büyüttüğü, yargının da ya görmezden geldiği ya da aklamaya çalıştığı bu terör örgütü, devletin düşman bellediği herkesi ve her kesimi tehdit edip durur yıllardır.

Kürt siyasetçiler Sebahat Tuncel ve Osman Baydemir; Etyen Mahçupyan ve Akın Birdal gibi isimler;  Genelkurmay’a siyasete karıştığı için suç duyurusunda bulunan aydınlar ölüm tehdidine maruz kaldı.

Prof. Baskın Oran da bu tehditlerden nasibini alanlar arasında. Bugüne kadar dört kez TİT imzalı tehditler aldı. Baskın Hoca her seferinde yargıya başvurup suç duyurusunda bulundu. Ama nafile. Türk yargısının duyurulara verdiği cevaplar ve aldığı tutum bu türden örgütleri cezalandırmak yerine adeta yüreklendiriyor.

Açılan dosyalar savcılıkların yetkisizlik ve takipsizlik gerekçeleriyle, o şehirden bu şehire, binlerce kilometre yol yaptı. Özel yetkili mahkemeler ölüm tehdidini “basit tehdit” saydı. Emniyet, yolladığı raporlarda sağ örgütlerin illegal örgüt değil, “illegal grup” olabileceğini ilan etti. Tehditlerden birini yollayan bir şahıs yakalanıp sorgulandı. Sorgusunda “Öldüreceğim. Böyle yazmaya devam ederse yine yaparım” dedi. Mahkemeye bile gitmedi. Gitmediği mahkeme “Sanığın mahkemedeki iyi hali ve saygılı tutumu dikkate alınarak” 5 ay verdi, “kişilik özellikleri ve bir daha suç işlemeyeceği kanaati” nedeniyle de hükmün açıklanmasını “geri bıraktı”.

Sonraki tehditleri gönderen belli, saati belli, gönderilen bilgisayar belli olmasına rağmen dosya bilirkişiye yollandı. ‘Bilirkişi’ “Herkes bir başkasının hattına girip mail yollayabilir” dedi. Fetvayı veren bu ‘bilirkişi’ tıbbi cihazlar, otomasyon gibi işlerle uğraşan bir hastane teknisyeniydi.

Bir TİT tehdidi de İstanbul Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlar’da görevli bir polisten geldi. Emniyet’in ilgili teknik bürosu tespit edip mahkemeye bildirdi. Şimdi bu davanın duruşması var. Bu duruşma önemli. Çünkü özel yetkili ağır cezalık bu suçların “basit tehdit” denilerek sulh ceza veya asliye ceza mahkemelerine neden gönderildiğini sorgulama fırsatı yakalayabiliriz. Yargının yaklaşımını değiştirmesi ve derhal cezalandırması halinde bu suçların önlenebileceğini yargıya anlatabiliriz. Baskın Hoca nezdinde, tehdit edilen tüm aydınlarımızın yanında olduğumuzu gösterebiliriz.

Yarın (27 Temmuz, Çarşamba) bütün demokrasi dostlarını Ankara Adliyesi önüne çağırıyoruz. Uyuyan güzelleri uyandırmaya, kulağına kar suyu kaçanların kulaklarını çınlatmaya.

 

Irkçılığa ve Milliyetçiliğe
DurDe Girişimi

27 Temmuz Çarşamba, 09:30
Ankara Adliyesi ana kapısı (DTCF karşısı)

© 2010 Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe! Girişimi © Web sitesindeki içerik, kaynak gösterilerek kullanılabilir. Suffusion theme by Sayontan Sinha