İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi Silvan’da yaşanan çatışmalarda asker ölümlerini bahane edilerek Zeytinburnu’nda Kürt halkına yönelik linç girişimleriyle ilgili hazırladığı raporu şube binasında açıkladı.

İnsan hakları savunucuları adına raporu İHD İstanbul Şube Başkanı Abdülbaki Boğa sundu.

Zeytinburnu’nda 14 Temmuz’da başlayan olayların, başta ilçe sakinleri olmak üzere, ırkçılığa, etnik düşmanlığa ve nefrete karşı olan tüm kesimlerde büyük bir endişeye yol açtığını ifade eden Boğa, bu nedenle 22 Temmuz ve 28 Temmuz 2011 tarihlerinde aralarında İHD Genel Başkan Yardımcısı ve Marmara Bölge Temsilcisi Rıza Dalkılıç, İHD İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Sekreteri Ümit Efe, İHD İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Ali Gök, İHD İstanbul Şubesi Denetleme Kurulu Üyesi Ali Koçyiğit, İHD üyesi Av. Ayşe Başar’dan oluşan heyetle birlikte Zeytinburnu’nda incelemeler yaptıklarını belirtti.

Yaptıkları incelemeler sırasında Zeytinburnu BDP İlçe Yöneticisi Ömer Sinah, Dostlar Kıraathanesi’nin sahibi Ali Düştçü, Zeytinburnu Kaymakamı Mustafa Dündar, BDP Zeytinburnu İlçe Başkanı Nezir Erdemci ve birçok ilçe sakini, mağdur ve görgü tanıklarıyla görüşmeler yaptıklarına değinen Boğa, Zeytinburnu Emniyet Müdürü, Zeytinburnu Belediye Başkanı’yla tüm ısrarlarına rağmen görüşemediklerini açıkladı.

Boğa, Zeytinburnu Kaymakamı ile yaptıkları görüşmenin sonucunda ise kaymakamın olaya yanlı yaklaştığını gözlemlediklerini belirtti.

İHD’NİN OLAY YERİ İNCEMELERİNE İLİŞKİN GÖZLEMLERİ

14 Temmuz gününden, 17 Temmuz gününe kadar ilçede gerçekleşen linç girişimleri ve saldırılara ilişkin edindikleri bilgileri aktaran Boğa, olay yeri incelemerine ilişkin gözlemlerini şu şekilde aktardı:

“Zeytinburnu ilçesi, Yeşiltepe, Nuripaşa, Gökalp, Sümer, Veliefendi, Çırpıcı, Telsiz, Seyit Nizam ve Beştelsiz gibi yoğun olarak Kürtlerin yaşadığı mahallelerde 22.07.2020 tarihinde yapılan incelemede: BDP ilçe merkezi önünde 5 otobüs çevik kuvvet polisi ve onlarca sivil polisin beklediği, Yeşiltepe mahallesinde bulunan ve saldırıya uğrayan Giresunlular Kıraathanesi’nin camlarının kırık olduğu, önünde sivil polislerin oturduğu ve bir otobüs içinde 20 civarında çevik kuvvet polisinin, güvenliği sağlamak üzere bekletildiği;

Yeşiltepe mahallesi Pazar sokağında bulunan ve Diyarbakırlı Kürtlere ait olan kahvehanenin saldırıya maruz kaldığı, bütün malzemelerinin, camlarının, çerçevelerinin kırıldığı adeta harabeye çevrildiği, ne içinde ne de dışında, hiçbir resmi, gayrı resmi devlet yetkilisinin güvenlik almadığı, bu sebeple de işyeri sahiplerinin de orada beklemediği;

Veli efendi mahallesi 75. sokakta bulunan ve Batmanlı Kürtlere ait olan Kahvehane’nin saldırıya maruz kaldığı, bütün malzemelerinin, camlarının, çerçevelerinin kırıldığı adeta harabeye çevrildiği, ne içinde ne de dışında, hiçbir resmi gayrı resmi devlet yetkilisinin güvenlik almadığı;

Mahalle aralarında kimliği belirsiz, eli sopalı küçük grupların endişeli, öfkeli şekilde bekleştikleri fakat dağıtılmaları için herhangi bir kolluk girişimi olmadığı,

Zeytinburnu ilçesi dışına çıkıldığında, gerek gece, gerekse gündüz saatlerinde herhangi bir gerginliğin olmadığı gözlemlenmiştir.”

2 Temmuz günü Zeytinburnu sokaklarında gerçekleştirdikleri gezide gerginliğin ve endişenin devam ettiğini vurgulayan Boğa, “Sadece Türklere ait saldırıya uğramış Giresun’lular kahvesi önündeki Kolluk güçleri tarafından korunduğunu, Zeytinburnu BDP ilçe örgütü önünde kolluğun nöbet tuttuğunu, fakat bu yereler dışında kalan herhangi bir mevkide güvenlik önlemi alınmadığı gözlemlenmiştir” dedi.

İHD İstanbul Şube Başkanı Abdülbaki, Zeytinburnu’nda Kürt halkına yönelik ırkçı saldırılara ilişkin yaptıkları görüşme, inceleme ve araştırmalar sonucunda vardıkları kanaatleri ise şöyle açıkladı:

‘ORGANİZELİ VE PLANLI OLDUĞU AÇIKTIR’

-116-22 Temmuz 2011 tarihleri arasında provokasyon ile başlayan olaylar; bir süre sonra 2 kişinin yaralanması, Kürtlere ait işyeri ev ve siyasi parti binasının tahrip edilmesi, 72 kişinin gözaltına alınması ve 9′unun tutuklanması, olayların içinde olan kişilerin yapılan ev aramalarında 7 adet kurusıkı tabanca, 56 adet kurusıkı tabanca fişeği, bir miktar uyuşturucu madde, bol miktarda kesici, delici ve yaralayıcı alet ele geçirilmesi pek çok ‘örgütsel’ olduğu iddia edilen doküman ve dijital malzemeye el konulması ile sonuçlanmıştır. Olay, Kürtlere yönelik nefret söylemiyle beslenen linç girişimine dönüşmüştür. Bu haliyle organize ve planlı olduğu açıktır.

-6-7 Eylül, Maraş, Çorum, Sivas, Gazi olaylarında görülen yalan ve kışkırtıcı söylemlerin burada da kullanılması dikkat çekicidir. Önceki olaylarda olduğu gibi, olayların başlangıcında güvenlik kuvvetlerinin önleyici tedbirleri almaması, saldırgan gruplara müsamahakâr davranması kaygı vericidir. Bütün bu davranışlar Kürtlerde, ayırımcılığa uğradıkları ve ötekileştirildikleri duygusunun gelişmesine sebep olmuştur.

-Bu olayı Kürt-Türk çatışmasına dönüştürmek amacıyla; sanal siteler üzerinden, ‘Kürtler 2 kişiyi öldürdü’, ‘PKK’liler gösteri yapıyor’, ’13 şehidin hesabı sorulmalı’, ‘Kürtler burayı işgal etmişler, buradan gitmeliler’, ‘Kahrolsun PKK’, ‘Şehitler ölmez, vatan bölünmez’, ‘Bu akşam hesap sormaya gidiyoruz’ gibi söylem ve sloganlarla kalabalık grupların altı gün boyunca bir araya gelmesi sağlanmıştır. Yapılan tahrik ve kışkırtmalar sonucunda, biri çocuk olmak üzere iki kişiye linç girişiminde bulunulmuştur. Gece de devam eden tahrik ve kışkırtmaların etkisiyle, emniyet güçlerinin pasif davranması sonucunda Kürtlere ait olduklarını düşündükleri işyerlerine saldırmışlardır. Olaylar sırasında 2 kişi yaralanmış, 72 kişi gözaltına alınmış, 9 kişi tutuklanmış, diğerleri serbest bırakılmıştır.

‘KÜRTLER TUTUKLANDI, SALDIRGANLAR SERBEST BIRAKILDI’

-Olaylar sırasında gözaltına alınan 22 Kürt Terörle Mücadele Şubesine götürülüp, terör örgütü üyeliği ile suçlanmış, özel yetkili mahkeme tarafından 8 kişi terör örgütü üyeliği iddiasıyla tutuklanmıştır. Fakat gözaltına alınan 65 saldırgan Türk milliyetçisi, önce güvenlik şube müdürlüğüne götürülmüş, ardından Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ifadelerine dahi başvurmadan serbest bırakılmışlardır. Bu olayda gözaltına alınmaların dahi, emniyet güçleri tarafından ayrımcı bir muameleye tabi tutulması, ‘arkadaşlar siz gidin biz onarla yeteriz’ gibi, tutumların önceden hazırlanmış bir linç projesinin hayata geçirilmiş olabileceği kanaati uyandırıyor.

‘KÜRT-TÜRK ÇATIŞMASI ÇIKARMAYA YÖNELİK KONTROLLÜ BİR DENEME’

-Nefret duygusuyla başlayan bir olayın, Kürtlere yönelik bir linç girişimine dönüştürülmeye ve siyasal bir intikam haline getirilmeye çalışıldığı tüm sonuçları ile açıktır. Bu bağlamda saldırılar, siyasal bir intikam düşüncesiyle, Kürt-Türk çatışması çıkarmaya yönelik ırkçı bir saldırı izlenimi vermektedir.

-Kürtlerin, işyerlerinin tahrip edildiği, yakıldığı, kurşunlandığı ve sokakta linç girişimlerine maruz kaldığı Zeytinburnu’nda yaşamlarını sürdürmeleri, çalışma hayatına devam etmeleri, güvenli bir şekilde toplum içinde dolaşmaları ve bu olaylardan sonra kaygıdan uzak kalabilmelerinin zor olacağı kanaatindeyiz.

-Devlet yetkililerinin pasif kalması ve emniyet güçlerinin zaman zaman ülkücü grup karşısında sessiz kalması düşündürücüdür. Emniyet amirinin ülkücü gruba ‘siz dağılın, biz onlara yeteriz’ demesi Kürtler arasında büyük bir kaygı ve güvensizlik yaratmıştır. Gelişen duyarlılık karşısında, güvenlik kuvvetlerinin müdahalesi ile olayların yatışması bizde ‘kontrollü bir deneme mi yapılıyor?’ endişesi yaratmıştır.”

‘AKP SÖYLEMLERİNİ VE ZİHNİYETİNİ DEĞİŞTİRMELİDİR’

İHD İstanbul Şube Başkanı Abdülbaki Boğa taleplerini ise şu şekilde sıraladı: “Operasyonlar devam ettikçe PKK’nin buna karşılık verme durumu ortaya çıkıyor. Operasyonların şiddeti diğer tarafın şiddet uygulamasına neden oluyor. Bu nedenle askeri operasyonlar bir an önce durdurulmalıdır.

PKK’de elinde tuttuğu iki askeri serbest bırakmalıdır.

Kürt halkına yönelik ırkçı saldırıların Başbakan Erdoğan’ın ‘Artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak’ şeklindeki ifadelerinin ardından gelmesi rastlantı değildir. Bu nedenle AKP hükümeti söylemlerini ve zihniyetini değiştirmelidir. Etnik kökenlerin kendilerini ifade edebilecekleri, taleplerinin yer aldığı, tüm toplumsal kesimlerin kendini bulduğu bir anayasa hazırlamalıdır. Ayrımcı değil, birleştirici olmalıdır.”

‘OLAY DEVLETİN KONTROLÜ ALTINDA GERÇEKLEŞMİŞTİR’

İHD Genel Başkan Yardımcısı Rıza Dalkılıç, Zeytinburnu’nda yaptıkları incelemeler sonucuna ilişkin gözlemlerini ise şu ifadelerle açıkladı: “Olayın devletin kontrolü altında gerçekleştiği aşikardır. Zeytinburnu’nda yaşananlarla bundan önce İnegöl, Hatay, Çanakkale gibi yerlerde yaşananların fotoğrafları aynıdır. Zeytinburnu’ndaki bu girişimde devlet kontrolü altında gerçekleşiyor, olayların ilerlemesine belli bir noktaya kadar izin veriliyor ve bu noktayı aşmadan da engelleniyor. Demokratik kitle örgütlerinin bu oyunlara gelmemeleri ve tür olayları anında deşifre etmesi çok önemli. Çünkü bu tür durumlarda olaylar kontrolü elinde tuttukların elinden çıkarsa daha kötü şeylerin yaşanmaması imkansız.”

Kaynak: Etkin Haber Ajansı

© 2010 Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe! Girişimi © Web sitesindeki içerik, kaynak gösterilerek kullanılabilir. Suffusion theme by Sayontan Sinha