Nis 102012
 

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komisyonu’nun birkaç hafta önce açıkladığı “Avrupa’daki Roman ve Gezginlerin İnsan Hakları” raporunda Türkiye dahil birçok ülke için çarpıcı saptamalar yapıldı. Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komisyonu, Sulukule “kentsel dönüşümü” için “Sonunda uluslararası ilgi hiçbir işe yaramadı ve mahalle 2009′da, orta gelirliler için konut yapmak üzere yerle bir edildi, sakinleri merkezden uzağa yerleştirildi ve bazıları zorla göçebeliğe mecbur kılındı” dedi. 

Avrupa Konseyi’ne göre Türkiye’de Romanlar

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komisyonu’nun birkaç hafta önce yayınlanan “Avrupa’daki Roman ve Gezginlerin İnsan Hakları” raporunda Türkiye’nin de aralarında bulunduğu ülkelerdeki Romanlar hakkında çarpıcı saptamalar yer aldı. Raporda Romanların Avrupa’nın en büyük ve en savunmasız azınlığını oluşturduğu, Avrupa Konseyi bölgesinde en az 10 milyon Roman bulunduğu bildirildi. Romanların en çok orta, doğu ve güneydoğu Avrupa olmak üzere Rusya, Türkiye ve İspanya’da yaşadıkları, Fransa, İtalya ve Almanya’da da büyük toplulukların bulunduğu belirtildi. Raporda şu satırlar yer aldı:
“-Siyasi liderler ve Roman karşıtı söylem: Son yıllarda, seçilmiş temsilciler dahil siyasi liderler, dini temsilciler ve hatta ulusal düzeyde yargı yetkilileri Romanlar ve Gezginlere karşı açıkça ırkçı ya da damgalayıcı söylem kullandı.
-Irkçılık ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu (ECRI), Belçika, Çek Cumhuriyeti, İtalya, Letonya, Portekiz, Slovenya, İsviçre ve İngiltere ile diğer ülkelerde kamu görevlilerinin ırkçı nefretinin ya da diğer ifade biçimlerini kışkırtmalarının artmasından duyduğu endişeyi belirtti. Diğer kuruluşlar, Avusturya, Bulgaristan, Danimarka, Yunanistan, Litvanya, Moldova, Slovakya, İspanya ve Türkiye’de Roman karşıtı açıklamaları belgeledi.
-Aşırı gruplar: Türkiye’de 2006′da aşırı milliyetçi bir örgütün kampanyasını polis durdurdu. Kampanya internette devam etti… Daha sonra düzenlenen iddianamede Türkiye’deki Romanlarla ilgili nefret söylemi ilk kez TCK 216 bağlamında ele alındı.

Sözlükte ayrımcılık yok

-Basın: AİHM’de Aksu’nun Türkiye’ye açtığı davada mahkeme, Roman karşıtı duyguyu yansıtan ifade ve yorumların yer aldığı iki devlet yayınında (bir akademik çalışma ve bir sözlük) ayrımcılık olmadığına karar verdi. Mahkeme yazarların yayınlarla ilgili kasıtlarını özel inceledi ve çalışmada Roman toplumuna saldırı niyeti olmadığını, sözlüğün önsözünde de tanımların mecazi anlamda kullanıldığının belirtildiğine dikkat çekti. Dava Büyük Daire’de bulunuyor.
-İnternette nefretin yayılması: Türkiye’de dört ırkçı örgüt ve internet sitesi, hoşgörüsüzlük, ırkçılık ve yabancı düşmanlığını giderek artan şekilde yaygınlaştırdı. Bu gruplar bazen Romanlarla Kürtleri örneğin “aşağılık ırklar’ şeklinde birleştiriyor.
-Roman ve Gezginlere karşı ırkçı şiddet: Türkiye’de 2006 yılında Afyon’da Roman olmayan bir kalabalık, bir Roman ailesine saldırdı ve birkaçının evini yaktı. Bu suçtan sonra hiç kimse tutuklanmadı. 2010 Ocağında Selendi’de yaklaşık bin kişi Roman komşularına saldırdı, evleri, çadır ve araçları yaktı ve “Selendi’de Roman istemiyoruz’ diye slogan attı, olay 74 Romanın kaçmasına neden oldu. 2011′de ECRI ırkçı şiddet olaylarından derin endişe duydu ve Türk yetkilileri özellikle bu gibi tamamen ırkçı motif taşıyan saldırıların üzerine gitmeye çağırdı.
-Polis şiddeti: Aralarında Avusturya, Azerbaycan, Bosna Hersek, Bulgaristan, Kıbrıs, Çek Cumhuriyeti, Fransa, Gürcistan, Yunanistan, Macaristan, İtalya, Portekiz, Romanya, Rusya, Sırbistan, Slovakya, Makedonya, Türkiye ve Ukrayna’nın bulunduğu ülkelerde polisin Roman ve Gezginlere fiziksel istismar ve tacizde bulunduğu belirtildi. Bu raporlar, polis tarafından gözaltına alındıklarında ya da baskınlar sırasında Romanlara karşı polisin, bazen mağdurun ölümüne yol açan aşırı güç kullanımı şeklinde bir şablon bulunduğunu gösterdi. Kimi durumlarda fiziksel ya da duygusal taciz ya da fiziksel taciz tehdidi soruşturma sürecinde de açıkça kullanılıyor.
-Keyfi müsadere ya da emlakin yıkımı: Bulgaristan, Gürcistan, Yunanistan, İtalya, Lüksemburg, Rusya ve Türkiye’nin de aralarında bulunduğu ülkelerdeki Romanların keyfi müsadereye tabi tutuldukları ve/veya emlaklerinin polis ya da diğer yetkililer tarafından yıkıldığı rapor edildi. Keyfi müsaderenin yolda durdurarak, sınır kontrollerinde, dilenme çerçevesinde yapılan aramalar yanında Roman yerleşimlerine baskınlar sırasında meydana geldiği rapor edildi. Roman topluluklarına polis baskınları sırasında, konut yapıları dâhil Roman emlakinin büyük ölçekli yıkımı da belgelendi.

Delil yoksa bütün Roman erkekleri toplanıyor

-Keyfi tutuklama: Bulgaristan, Yunanistan, Rusya, Türkiye ve Ukrayna’da Romanların keyfi tutuklanması olayları rapor edildi. Bazı durumlarda polis özellikle genç Roman erkeklerini gözaltına almayı herhangi birinin tutuklanmasına yetecek delil olmadığında bir soruşturma yöntemi olarak kullanıyor.
-Çocukların ayrılması: İyileştirmelere rağmen, merkezi hükümetin Romanların eğitime erişimi çabaları, gerekli önlemleri uygulayan yerel yetkililer tarafından çoğunlukla engelleniyor. Türkiye’de Roman olmayan ailelerin çocuklarını çekmesiyle bazı okullar tamamen Roman çocuklara ait hale geliyor. Roman çocuklar sınıfların belli bölümüne oturtularak çoğunluktan ayrılıyor ya da tamamen başka sınıflara alınıyor. Başka şeyler arasında telafi sınıfları, ayrı sınıflar ya da aynı sınıfta ayırmaların Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Yunanistan, Macaristan, Karadağ, Portekiz, Rusya, Sırbistan, Slovakya, Makedonya ve Türkiye’de olduğu belirtildi.
Türkiye’de Roman olmayan ve Roman çocuklar sıklıkla sınıf içinde ayrılıyor. Yaygın Roman karşıtlığı öğretmenlerin sık sık Roman öğrencileri dışlaması, bu davranışın Roman olmayan öğrenciler tarafından model alınması anlamına geliyor. Söylenenlere bakılırsa öğretmenler Roman öğrencileri dövüyor ve hakaret ediyor. Roman olmayan öğrencilerin de Roman öğrenci akranlarına zorbalık yaptıkları iddia ediliyor.

Sulukule’ye uluslararası ilgi bir işe yaramadı

-Mülkü kullanma hakkı ve zorla tahliyeler: Romanların zorla tahliye edilmeleri 2008′den beri Arnavutluk, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Fransa, Macaristan, İtalya, Romanya, Rusya, Sırbistan, Slovakya, Makedonya ve Türkiye’de yer aldı. Son yıllarda tümüyle bir Roman mahallesinin büyük ölçüde yıkımı geçtiğimiz yıllarda Türkiye’de gerçekleşti. Tek örnek olmasa da tümüyle bir Roman mahallesinin belki de en üst derecede yıkımı İstanbul Fatih Belediyesi birkaç yıllık çalışmasıyla Sulukule’deki Roman mahallesini yıkımı girişimiydi. Yıkım Avrupa Parlamentosu’nun konu üzerine bir toplantı yapmasını tetikledi, Türk hükümetine yönelik konuya ilişkin endişelerin dile getirildiği çok sayıda açıklama yapılmasına neden oldu. Sonunda uluslararası ilgi hiçbir işe yaramadı ve mahalle 2009′da, orta gelirliler için konut yapmak üzere yerle bir edildi, sakinleri merkezden uzağa yerleştirildi ve bazıları zorla göçebeliğe mecbur kılındı.
-Acil yardım hizmetlerinde ayrımcılık ve yardımın reddedilmesi: Kırklareli’ndeki Romanlar ambulans ve itfaiyenin mahallelerindeki olaylara müdahale etmeyi kabul etmediklerini iddia etti. At, hastaneye ulaşmalarının tek yolu olarak kaldı. Tedavinin reddedilmesine bağlı hatalı ölümler olduğu haber verildi. 2006 yılında Çerkezköy’de bir devlet hastanesinde bir Roman erkek öldü, cerrah tedavi etmeyi reddettiğinde bacağında bir tabanca yarası vardı, tanıklar doktorun hasta hakkında ırkçı sözler sarfettiğini ve hastanın nakil sırasında kan kaybından öldüğünü söylediler. Hastanın karısı dava açtığında tanıklar doktorun söylediklerine ilişkin tanıklıklarını geri çektiler.
-Hasta koğuşları dâhil, sağlık personeli tarafından ayrıma tabi tutulma: Türkiye’de Roman kadınlarının doğumhanelerde ayırılması olayları da bildirildi. İzmir ve Manisa’da görüşme yapılan Romanlar, devlet hastanelerindeki sağlık personelinin Roman hastaları, algıladıkları fiziksel farklılıklara dayalı olarak farklı muameleye tabi tuttuklarını belirtti. Bartın’da görüşülen bir Roman, hastane personelinin Roman olmayan hastalara verdikleri aynı hizmeti vermediklerini, Roman olmayan hastaların Romanlarla aynı bekleme odasında yan yana oturmaya karşı çıktıklarını belirtti. Şavşat’ta bir Roman, bir sağlık personeli hastanın Roman olduğunu anlarsa, o kişinin acilde bile gerektiğinden fazla bekletildiğini bildirdi.

Roman kadınların durumu

-Türkiye’deki Romanlar, özellikle de Roman kadınlar arasında solunum yolu hastalıkları ulusal ortalamanın üç ya da dört katı fazla bir salgın.
-Mal, hizmet ve kamusal alanlara erişim: Aralarında Bulgaristan, Finlandiya, Macaristan, Polonya, Moldova, Portekiz, Romanya, Slovakya, İsveç ve Türkiye’nin de bulunduğu Avrupa’nın birçok ülkesinde Roman ve Gezginlerin mal ve hizmetlere erişimlerinde ayrımcılık yapıldığı bildiriliyor. Türkiye’de Romanların, kamu hizmetlerine erişim dahil, üst düzeyde ayrımcılıkla karşılaştığı iddia ediliyor. Örneğin Doğu Anadolu’daki Erzincan’da bir Roman, işyeri sahiplerinin ondan diğer müşterileri korkuttuğu için girmek istediği kahvehaneyi terk etmesini istediğini bildirdi.
-Nüfusa kayıt ve seçme hakkının yerine getirilmesi: Türkiye’deki Romanların nüfus kayıtları çoğunlukla yok ve bundan dolayı uygulamada oy kullanmadan yasaklılar.
-Seçilmiş organlarda temsil: Bildirildiğine göre Türkiye’de bazı Romanlar bürokraside en yükseğe kadar çıkmayı başarıyor ancak kökenlerini açıkça kabul etmeyi asla istemiyorlar. Türkiye’de Romanlar, azınlık haklarını kovalamanın ihanet sayıldığı milliyetçi baskılara karşı siyasi aktivizmden kaçınıyor. Türkiye’deki Roman aktivistler böylece tartışmayı kimlik ya da azınlık hakları diye çerçevelemekten kaçınıyorlar.”

Kaynak: HaberX