Haz 182012
 

F. Levent Şensever

Bundan iki yıl önce yapılan genel seçimlerde Macaristan’da aşırı sağ parti Jobbik’in 47 üyesi meclise girmeyi başarmıştı.  Jobbik, Macaristan meclisinde yer alan üçüncü büyük parti. Parti, Roman ve Yahudi düşmanlığıyla biliniyor.

Genel seçimler gerçekleşmeden önce partinin adı açıklanmayan milletvekili adaylarından biri,  Roman veya Yahudi kökenli olmadığını kanıtlamak üzere bir gen testi yaptırmıştı. Testi gerçekleştiren laboratuar, söz konusu milletvekili adayının “Roman veya Yahudi kökene sahip olduğuna dair herhangi bir ize rastlanmamıştır” şeklinde bir rapor düzenlemiş ve rapor seçimlerden bir ay sonra  partinin web sitesinde yayımlanmıştı.

Rapor, milletvekilinin genetik şifrelerinden 18 bölgenin araştırılmasının sonucunu açıklamaktaydı. Testleri gerçekleştiren laboratuar, ülkenin Genetik Yasaları’nı ihlal etme suçundan yargılanıyor. Söz konusu davaya ilişkin Avrupa Beşeri Genetik Bilimleri Topluluğu Başkanı Joerg Schmidtke, şunları söyledi: “Bu test, genetik testlere ilişkin değerlerin çok büyük bir tahrifatıdır… Öte yandan, söz konusu test hiçbir şeyi kanıtlamış değil: Gen haritasında bu şekilde birkaç bölgenin araştırılması yoluyla etnik kökenlerinin saptanması olanaksızdır.”

Avrupa Yahudi Kongresi Başkanı Moshe Kantor da, yapılan testin Nazi dünya görüşüyle örtüşen ırkçı ideoloji doğrultusunda atılmış bir adım olduğunun altını çizdi.

Jobbik milletvekilinin bu adımı ve bilim adına ortaya atılan rapor, Avrupa’da kapitalizmin kriziyle birlikte yükselmekte olan ırkçılığın bir başka boyutunu gözler önüne serdi. Bu test, uzun bir zamandır “arî ırk” tartışmalarını geride bırakan, bunun yerine kültürel normlar üzerinden “üstün medeniyet” argümanlarıyla dolaylı bir şekilde ırkçılıklarını sergileyen Nazilerin oluşturduğu ırkçı iklimin ne düzeye geldiğinin de bir göstergesi.

Bilindiği gibi, New York’ta gerçekleştirilen 11 Eylül saldırılarının ardından, petrol savaşlarının üzerini örtmek ve Batı dünyasını kendi liderliği arkasında yer almaya ikna etmek üzere Neocon’ların “teröre karşı savaş” doktriniyle İslam dünyasına karşı başlattığı saldırı, Samuel P. Huntington ve öğrencisi Bernard Lewis tarafından geliştirilen tezlerle, “Medeniyetler Çatışması” adı altında pazarlanmıştı. Buna göre, sorun “ırk”lar yerine, uzlaşmaz “medeniyetler” arasındaki çatışmalarda yatmaktaydı. İslam, “Batı medeniyeti” ile tarihsel bir çatışma içindeydi ve “Batı Değerleri”nin korunması için İslam’a karşı topyekûn bir cephe gerekliydi. Sonuçta bu ideolojik saldırı büyük ölçüde başarı kazandı ve başta İslamofobi ve Antisemitizm olmak üzere, göçmenlere ve etnik azınlıklara yönelen ırkçılık Batı’da gündelik hayatın parçası haline gelerek, sıradanlaştı.

***

“Hedefimiz Turan”

Haziran ayı başında Türkiye’ye gelerek, Milliyetçi Hareket Partisi’ni ziyaret eden Jobbik Partisi Genel Başkan Yardımcısı Tomas Hegedüs, partisinin Nazi görüşlerini yansıtan şu ifadeleri ilginç: “Avrupa Birliği’ndeyiz ama bizim hedefimiz Turan birliği. Türkiye ile yakınlaşmalıyız… Biz yönümüzü doğuya çevirdik. Parti politikamız da bu şekilde. Türklerle Macarların kökeni birdir, Hunlar’dır. Türk-Macar kardeştir. Hedefimiz Türk Birliği yani Turan’dır… Milliyetçi Hareket Partisi’ni Macaristan’dan hayranlıkla izliyoruz.”

 

Kaynak: http://www.aktivistnet.org