Eyl 122013
 

suriyeli-multeciler-mazlumder-raporMAZLUMDER İstanbul Şubesi, İstanbul’daki Suriyeli mültecilerin durumu hakkında yaklaşık 4 aylık araştırma ve görüşmeler sonucu hazırladığı “İstanbul Örneği Üzerinden Türkiye’de Suriyeli Mülteciler Raporu”nu bir basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaştı.

Raporu açıklayan MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcısı Av. Halim Yılmaz, Suriye’deki çatışmalar uzadıkça ve katliamlar arttıkça, sivil insanların canlarını kurtarmak için komşu ülkelere sığınmak zorunda kaldıklarını, ülkede bugüne kadar yaklaşık 120 bin insanın yaşamını yitirdiği, yaklaşık 2 milyon insanın da komşu ülkelere sığınmak zorunda kaldığını belirtti. Yaklaşık 5 milyon Suriyelinin de, yaşanan büyük insani dram dolayısıyla ülke içerisinde yerlerini değiştirmek zorunda kaldığını ifade eden Yılmaz, 2011 yılı Mart ayında başlayan göç dalgasının günümüze kadar artarak devam ettiğini ve ülkesini terk etmek zorunda kalan Suriyeli mülteci sayısının her geçen gün arttığını söyledi.Bugüne kadar Türkiye’ye 500 bin civarında Suriyeli mültecinin geldiğinin tahmin edildiğini belirten Av. Halim Yılmaz, kamplarda yaklaşık 200 bin mülteci kalırken yaklaşık 300 bin kişinin de kamp dışında yaşadığını, bu insanların büyük çoğunluğunun Suriye sınırına yakın illerde şahsi çabalarıyla barınmaya çalıştığını, imkân bulabilen Suriyeli mültecilerin daha uzaktaki/batıdaki illere göç ettiğini, İstanbul ve İzmir gibi büyük kentlerde hatırı sayılır bir Suriyeli mülteci nüfusu oluştuğunu söyledi.

Raporun hazırlanma aşamasında mülteci ziyaretlerine katılarak tespitler noktasında katkıda bulunan MAZLUMDER İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Caner ise şunları söyledi: “Bu raporda, Türkiye’ye sığınan ve İstanbul’da özellikle zor şartlar altında yaşayan Suriyeli mültecilere odaklanılarak; onların yaşam koşulları, yaşadıkları zorluklar ve ihtiyaçları tespit edilmeye çalışılmıştır. MAZLUMDER olarak bu raporu hazırlamamızın temel amacı; yaptığımız tespitler doğrultusunda, İstanbul’da yaşayan Suriyeli mültecilerin durumlarının yeterince anlaşılabilmesi ve insani ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için kamu kuruluşları, merkezî ve yerel idari yönetim birimleri ve sivil toplum kuruluşlarına -özellikle de insani yardım kurumlarına- yaşanan durum hakkında bilgi sağlamak ve yapılacak çalışmalara kolaylık sunmaktır”.

Av. Halim Yılmaz, Türkiye’nin Suriyeli mülteciler konusunda yaklaşımını genel olarak olumlu bulduklarını, ancak rapordaki tespitlerden de anlaşılacağı üzere, farklı sebeplerle mültecilerin sürekli olarak yeni sorunlarla karşılaştıkları ve yardıma muhtaç olduklarını vurguladı. Halim Yılmaz, “MAZLUMDER yaklaşık üç aylık bir zamana yayılan araştırmaları sonucunda elde ettiği tespit ve gözlemlerini içeren bu raporuyla, mültecilere yönelik hukuksal korumanın bir parçası olarak, özellikle İstanbul’da bulunan Suriyeli mültecilerin durumuna ilişkin endişelerini kamuoyuyla paylaşmayı, gerekli kurum ve kuruluşların dikkatini çekerek mültecilerin durumlarını iyileştirmeyi amaçlamaktadır” diyerek Suriyeli mülteciler konusunda hükümetin, ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşları ile işbirliği içinde çalışmasına olanak sağlayacak yeni stratejilere ihtiyaç olduğunu söyledi. Bu noktada kamplar dışında yaşayan mülteciler için, her ilin bulunduğu Valilik, Belediye, Kızılay ve insani yardım kuruluşlarının işbirliği ve koordinasyonuna ihtiyaç olduğunu vurguladı”.

Yılmaz konuşmasının sonunda şunları dedi: “Suriyeli mültecilerin güvenli bir şekilde ülkelerine geri dönmesi mümkün oluncaya kadar, kendilerine yeterli koruma ve destek sağlanması için daha fazla adım atılmasına ihtiyaç bulunmaktadır. İstanbul’da, Suriyeli mültecilerin yüz bini aştığını tahmin etmekteyiz. Türkiye toplamında ise bu rakamın yaklaşık 1 milyonu bulmakta olduğu tahmin edilmektedir. Suriye’deki savaşın uzaması nedeniyle, Suriyeli mülteciler Türkiye’nin hemen her yerine dağılmışlardır. Küçük şehirlerde az sayıdaki mülteciye çözüm bulmak nispeten kolay olabilir. Ancak büyükşehirlerde kontrol edilmesi mümkün olmayan çok sayıda mültecinin olması nedeniyle bu mülteciler için özel çalışmalar yapılması gerekmektedir. Bu hususların yanında, hükümetin dış politikasını eleştirmeye yönelik muhalefet partilerinin açıklamaları, Suriyeli mültecilere yönelik ‘yabancı düşmanlığı’ ve ‘ırkçı nefret’ söylemlerini teşvik etmektedir. Bazı siyasetçilerin veya gazetecilerin ‘terörist, dilenci, hain, oy deposu’ şeklinde ülkeye sığınan Suriyeli mültecileri kara propagandanın hedefi haline getirmeleri endişe vericidir. Mülteciler aleyhinde kışkırtıcı/faşizan ifadelerin kullanılması ve mültecilere yönelik düşmanlık üretilmesinin önüne geçilecek tedbirler alınmalıdır”.

» Raporun bütününü indirmek için tıklayın