Ara 132014
 

ferguson-durde-istanbulDurDe Platformu aktivistleri, ırkçılık karşıtı aktivistler tarafından “Öfke Günü” ilan edilen 13 Aralık ‘ta ABD’nin New York kentinde ırkçılığa karşı gerçekleştirilecek yürüyüşe desteğini ifade etmek için toplandı.

12 Aralık Cuma günü yoğun yağmura rağmen Galatasaray Meydanı’nda toplanan Platform aktivistleri, 9 Ağustos’ta Michael Brown adlı siyah ABD vatandaşın bir polis tarafından öldürülmesiyle başlayan ve izleyen günlerde artarak devam eden ırkçı saldırıları protesto etti.

Platform adına basın açıklamasını okuyan Gonca Şahin  “ABD’de büyük bir sivil itaatsizlik dalgası üzerine gelişen sivil haklar hareketiyle elde edilen kazanımlardan birkaç on yıl sonra, siyahların maruz kaldığı gettolaşma, şiddet, yoksulluk, suça itilme ve adalet önünde eşit olamama hâlinin bugün de tüm ülkede devam etmekte” olduğunu belirtti.

Şahin ABD’de olduğu gibi Türkiye’de de ırkçı devlet şiddetinin can almaya devam ettiğini belirtti ve ekledi: “Türkiye’de Ermenilere, Kürtlere, Suriyeli mültecilere yönelik ırkçılığa karşı duran bizler, ABD’de yarın yürüyüş yapacak kardeşlerimizin mücadelesini kendi mücadelemiz olarak görüyoruz”.

Platform aktivistleri “Hepimiz Kürdüz, Ermeniyiz, Siyahız!” sloganları attı.

ferguson-istanbul-durde

Basın çağrısının tam metni şu şekilde:

Bugün burada, yarın ABD’nin New York kentinde ırkçılığa karşı yapılacak yürüyüşe desteğimizi ifade etmek için toplandık.

Geçtiğimiz yaz, 9 Ağustos’ta Michael Brown adlı siyah ABD vatandaşı, St. Louis bölgesindeki Ferguson kentinde bir polis tarafından vurularak öldürüldü. 18 yaşındaki gencin elleri havadaydı ve “Ateş etmeyin” diyordu. Polis buna rağmen silahını ateşledi, daha sonra kaçmakta olan Brown’ın peşinden giderek 6 el ateş etti.

Yargı, Brown’ı öldüren polis memurunu cezalandıracak bir gerekçe göremedi. Jüriye göre, Darren Wilson “yetkisi dâhilinde” davranmıştı. Polis memurunun bu karardan hemen önce evlenmiş olması, ceza almayacağından emin olduğuna dair yorumları beraberinde getirdi.

44 yaşındaki siyah ABD’li Eric Garner ise 2014’ün Temmuz’unda, New York’un Staten Island bölgesinde polis tarafından gözaltına alınmaya çalışırken öldürülmüştü. Garner’ı öldüren boynu sarma hareketinin uygulanması New York polisi tarafından 1993’te yasaklanmıştı. Buna rağmen, onu öldüren polis memuruna da takipsizlik kararı verildi. Öldüğü dakikalar videoya alınan Garner, “Nefes alamıyorum” diyordu.

Bu iki polisle ilgili cezasızlık ABD çapında protestolara neden olurken, polis bu sırada da siyahları öldürmeye devam etti. 34 yaşındaki Rumaine Brisbon, çocuklarına yemek götürürken vuruldu. 12 yaşındaki Tamir Rice, elindeki oyuncak tabanca gerçek sanıldığı için öldürüldü.

Siyahların maruz kaldığı gettolaşma, şiddet, yoksulluk, suça itilme ve adalet önünde eşit olamama hâli bugün de tüm ülkede devam etmekte.

Polis her 28 saatte bir, bir siyah ABD yurttaşını vurarak öldürüyor.

Bir siyahın polis tarafından vurulma ihtimali, bir beyaza göre 21 kat daha fazla.

Tüm ABD’de siyahlar arasında işsizlik oranı beyazlarda olduğundan iki kat daha fazla.

Michael Brown’ın öldürüldüğü St Louis’de siyahlar, beyazlardan altı kata daha yoksul. Ferguson’da yoksulluk sınırının altında yaşayan aile sayısı geçtiğimiz on yıl içinde iki kat artmış.

ABD’de büyük bir sivil itaatsizlik dalgası üzerine gelişen sivil haklar hareketinin elde ettiği kazanımlardan birkaç on yıl sonra, siyahların toplumdaki konumu böyle.

Fakat buna karşı mücadele eden bir hareket de var! Brown öldürüldüğünden beri, öldüren polis ceza almadığından beri daha da yoğun bir biçimde, ABD’nin birçok yerinde ırkçılığa ve polis şiddetine karşı eylemler yapılıyor. Öfke 37 eyalette 170 kente sıçradı.

Yarın bütün bu gösterileri örgütleyen aktivistler New York’ta merkezi bir yürüyüş yapacaklar.

13 Aralık ABD’deki ırkçılık karşıtları tarafından “Öfke Günü” ilan edildi.

Biz de öfkeliyiz.

Türkiye’de polis ve askerler, Kürdistan’da kolayca cinayet işleyebiliyorlar. Yüksekova’da daha geçtiğimiz hafta 18 yaşındaki Rojhat Özdel polis tarafından öldürüldü. Rojhat, geçtiğimiz sene aynı ilçede polis tarafından öldürülen üç kişiyle ilgili bir anmaya katılmıştı.

Son günlerde ortaya çıkan bilgilere göre, bir Ermeni yurttaş olan Hrant Dink’in ölümünü devletin tüm kurumları biliyordu, çoğunun cinayetin örgütlenmesinde payı vardı.

Türkiye’de Ermenilere, Kürtlere, Suriyeli mültecilere yönelik ırkçılığa karşı duran bizler, ABD’de yarın yürüyüş yapacak kardeşlerimizin mücadelesini kendi mücadelemiz olarak görüyoruz.

Burada hepimiz Kürdüz, Ermeniyiz, Suriyeliyiz. ABD’de ise hepimiz siyahız!

 

Birleşirsek kazanabiliriz! Ve kazanacağız!

İstanbul, Ferguson’un, New York’un yanında…

Irkçılığa geçit yok!

 

Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe Platformu