May 182012
 

Cengiz Aktar

Arşivlerimi karıştırdım. “Başkanlık sistemi tartışması” demeye dilim varmıyor zira hiçbir tartışma olmadan konu açılıyor, kapanıyor ve yeniden servis ediliyor. Bu defa da bu cin fikri gündeme getirenler tartışma kültüründen dem vuruyor. Sanki bu konuda toplumda tartışmayı sürdürebilecek asgarî bir bilgi birikimi varmış gibi. Ve sanki birkaç zamandır bu ülkeyle ilgili her konuda alınan kararlar, öncesindeki tartışmalara rağmen sonunda daima Başbakan’ın iki dudağının arasından çıkmıyormuş gibi. En son, futbol şampiyonunun kupayı nerede alacağına kadar…

Türkiye’nin eksik demokrasisinin dahi sonu demek olacak başkanlık sistemiyle ilgili ilk girişim tam iki yıl önce Başbakan tarafından başlatıldı. İlk yazıyı Nisan 2010’da yazmış ardından dört-beş kez yinelemişim. Yeniden gündeme getirilen konuyla ilgili hiçbir yeni tartışma öğesi yok. Devamı… »

May 092012
 

Candaş Tolga Işık

Fransa’da üçüncü parti…

Macaristan’da ikinci parti…
Yunanistan’da ilk 5 parti arasında…
(21 milletvekiliyle ilk kez meclise girdiler!)
*
Anketlere göre;
Hırvatistan’da en çok oy artıran parti onlar…
Avusturya’da en çok oy artıran parti onlar…
İsveç’te en çok oy artıran parti onlar…
İsviçre’de en çok oy artıran parti onlar…
May 062012
 

Cengiz Aktar

Bu Pazar Fransa’nın seçim maratonunun ilk ayağı sonuçlanıyor. Fransızlar cumhurbaşkanını seçtikten sonra Haziran 10 ve 17’de milletvekillerini seçecekler. Sonra da artık tatile çıkarlar herhalde. Sarkozi ya daHollande seçilirse ne olurdan önce 22 Nisan’daki ilk turu ve sonuçlarını gözden geçirelim. On aday arasında kayda değer altı aday vardı. Bunlar arasında en az oy alanla başlarsak, yeşillerin adayı Eva Joly epeyidir bu kadar az oy alabilen çevreci aday oldu. Akıllarda kampanyasının bariz zaafları, Yeşil hareketin Fransa’daki müzmin zayıflığı, ekonomik krizin çevre hassasiyetini ikinci plana itmesi ve Joly’nin Norveç asıllı olmasından ötürü gördüğü ahlâksız muamele kaldı. Siyasetin bir nevî karadeliği olan ‘orta’yı temsil eden François Bayrou daha önceki seçimlerde elde ettiği skoru yakalayamadı. İki arada bir derede vaatlerinin artık pek alıcısı yok.  Adaylar arasında farklı bir şey söyleyen aday ise Jean-Luc Mélenchon’du. Devamı… »

Nis 272012
 

Cengiz Aktar   

Topçu çocuğun sözlerinden sonra yine ortalığa “bu ülkede ırkçılık olmaz” diyen galat-ı meşhur, ya da doğru bilinen yanlış çıktı. Telaffuzda sorun yok ama içerik galat, yani yanlış. Galat-ı meşhurların galat-ı meşru haline geldiği bir yer Türkiye. Boşuna “galat-ı meşhur lügat-ı fasihten evlâdır”, tercümesiyle “yanlış bilinen doğrusundan evlâdır” denmemiş. Hâlbuki gündelik dil ve yazı dili buram buram ırkçı, dışlayıcı ve ayrımcı ifadelerle doluyken bu inkâr neyin nesi? Laikçi, milliyetçi ve ahlakçı tariflerin dışına düşen her vatandaş bu davranışın hedefi değil mi? Kaldı ki lumpen veya değil, toplumun içsesinin ortaya kolaylıkla döküldüğü top sahalarında bu lâflar devamlı telaffuz edilmiyor mu? Taraf’ta Gülengül Altınsay derlemiş, işte bir bölümü: Devamı… »

Nis 252012
 

Hayko Bağdat

24 Nisan 1915’te büyük bir suç işlediler.

Bir soykırım başlattılar.

Sonra kanlı ellerini, sizin üzerinize silerek temizlemeye kalktılar.

Köylerinizi, şehirlerinizi sırlarla doldurdular, sizi bu kötülüğe şahit yazdılar.

O büyük sır duyulmasın diye, sizi hep susturdular.

Şahitlik farzınızı elinizden aldılar. Devamı… »

Nis 212012
 

Cengiz Aktar

4 Nisan’da başlayan Evren-Şahinkaya davasının ardından gelen 28 Şubat darbe soruşturması ve mecliste kurulan 12 Mart ile 27 Mayıs darbeleri araştırma komisyonu sayesinde 27 Nisan muhtırası dışındaki tüm darbelere el atılmış durumda. Onyıllardır adalet bekleyen mağdurları için, darbelerin karanlıklarında kaybolmuşların yakınları için ayrı yerleri var bu davaların.

Darbe hiyerarşisi yapmaksızın, 12 Eylül’ün yoğun askerî darbe tarihinin dönüm ve doruk noktası, bir nevî paradigması niteliğinde olduğu açık. Dava, bu darbeyle kurulan yapının kuşatmasından azat edilmenin, ülkenin üzerine geçirilen deli gömleğinden kurtulmanın, kalıcı askersizleşmenin kapısını aralıyor. Açıkçası, darbecilerin kendilerini aklamak üzere anayasalarına yerleştirdikleri geçici 15. maddeyi kaldırılarak bu davayı mümkün kılan 12 Eylül 2010 referandumdan “evet” çıkmasının değeri şimdi idrak ediliyor. Referandum tartışmalarında bu noktayı ısrarla görmezden gelenler bugün müdahil. Devamı… »

Nis 172012
 

24 Nisan anma etkinlikleri

İstanbul

# 18 Nisan, Salı, 17:00, Boğaziçi Üniversitesi

Belgesel gösterimi. Yönetmen: Erhan Arık

“Erhan Arık’tan Horovel Hikayeleri”

# 23 Nisan, Pazartesi, 17:00, Taksim Hill Otel

Forum: “24 Nisan’da ne olmuştu, 19 Ocak’ta ne oldu?”

Ferhat Kentel (Moderator), Hayko Bağdat (Yazar ve aktivist), Garo Paylan (Hrant’ın Arkadaşları), Ümit Kıvanç (Taraf yazarı), Kemal Gökhan Gürses, Aydın Engin (T24 yazarı), Prof Dr. Taner Akçam (Clark Üniversitesi öğretim üyesi), Cengiz Alğan (DurDe sözcüsü)

# 24 Nisan, 19:15, Taksim Meydanı (Anma) Devamı… »

Nis 162012
 

Cengiz Aktar

Canlılar keyiften göç etmez, mecburiyetten eder. Zorunlu göç ve iltica durumu ise insanın içine düştüğü en beter durumdur. Mülteciler, yeri yurdu dahi olmadığından yoksuldan da yoksul, sadece toplu halde denizde boğulduklarında veya kamyon kasalarında nefessiz kalıp telef olduklarında haber olan lânetlilerdir. Mülteciler kendi devletlerinden gördükleri kötü muameleye boyun eğmediklerinden, gitmek zorunda kaldıkları yabancı diyarlarda suç işlemiş muamelesi görürler. Onlara daima şüpheyle bakılır. Bu, iltica edilen bütün ülkelerin yönetimleri için geçerlidir. http://www.durde.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif Devamı… »

Nis 032012
 

Dr. Ümit Kardaş

9-11 Mart 2012 tarihleri arasında Abant’ta yapılan “Yeni Anayasanın Çerçevesi” konulu toplantının oturumlarından birinde, “Üniter devlet ve özerklik” konusu tartışıldı.

Cengiz Aktar dışındaki katılımcıların konuşmalarından adem-i merkeziyet kavramının, belediye örgütlenmesi ve hizmeti olarak algılandığını, yerel yönetimlerin güçlendirilmesinden de belediyelerin yetkilerinin artırılmasının anlaşıldığını saptadım. Kimsenin belediyeler ile merkez arasındaki büyük boşluktan, bölgesel yönetim boşluğundan haberi bulunmamaktaydı. Oysa Türkiye’nin asıl sorunu merkezdeki aşırı, denetlenemez yetki terakümüdür. Bu ise rejimi ister istemez otoriter kılmaktadır. Gerçek bir demokrasinin yolunun açılmasının ancak bölgelere yetki devriyle, bölgeye ilişkin kararların bölgelerdeki parlamentolar tarafından alınmasıyla ve bunun sonucu bireyin demokrasi kültürü içinde yetişmesiyle doğrudan bağlantılı olduğu açıktır. Devamı… »

Mar 092012
 

Maya Arakon

Dün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ydü. Olur olmaz her yerden bir sürü kutlama mesajı geldi, sanki kadınlara ve kadın haklarına çok önem veren bir ülkeymişiz gibi resmi ağızlardan günün anlam ve önemini belirten hamasi sözler döküldü. Kadını göstermelik olarak el üstünde tutan bu gizli maço zihniyete, iki kadının hikâyesini anlatmak istiyorum bugün.

Aslında Türkiyeli binlerce kadının hikâyesini anlatmak istiyorum bu bıyıklı devlet erkânı ve bürokrasi tacirlerine, ama gelin görün ki yerim kısıtlı. Yoksa sabrım bitmez, Uludere’de evlatlarını Devlet katliamında kaybeden, Pozantı’da çocukları taciz ve tecavüze uğramış anaları, son 40 yılda oğullarını bu kirli savaşa kurban vermiş bağrı yanık asker analarını, kızları töre ya da öfkeli koca cinayetinde öldürülmüş mağdur anaları, her askeri operasyonda dağdaki evladının ölüm haberini alacak diye kalbi kuş gibi çırpınan gerilla analarını, sadece geçtiğimiz Şubat ayında öldürülen 24 masum kadının analarını… Anaları, çileli kadınlarımızı anlatmak için ne sözüm biter, ne de sabrım! Devamı… »