Zakarya Mildanoğlu
Agos gazetesinin internet sitesi hack’lendi. ‘Hack’ İngilizce bir kelime. ‘Vuruş’, ‘darbe’, ‘doğramak’, ‘kıymak’, ‘kesmek”, ‘kuru kuru öksürmek’ ve ‘beygir’ gibi yaklaşık on dört anlamı varmış.
Agos’un hack’lenmesini ne güzel anlatıyor değil mi?
Hyde Park, Londra’nın merkezinde yer alan bir parkın içindeki özgürlük meydanının adı. Derme çatma da olsa kürsüsünü kapan birçok kişi pazar günleri bu parka koşar. Burası düşünce ve açıklama özgürlüğünün sınırsız olduğu bir alandır ve hiç kimse, bu alanda söyledikleri nedeniyle sorguya tabi tutulmaz, cezalandırılmaz. Polisin bu alana girmesi yasaktır. Otuz yıl önce bu kürsülerden dile getirilenleri dinleyen biri olarak söylenenler karşısında küçük dilinizi yutacağınızdan eminim. Ne kraliçe, ne generaller, ne de ABD kalır. Cinsel tercihleri nedeniyle aşağılanlar da eksik olmaz. Hintli, Çinli ve Afrikalılar bu meydanın müdavimidir.
Agos internet sitesinin hacklenmesi nedeniyle ‘Milliyetçiliğe ve Irkçılığa Dur de sivil insiyatifi, İstiklal Caddesinde Agos gazetesi satıldı. Gidip gitmeme konusunda kararsızdım. Son dakikada karar verdim ve gittim. İyi ki de gitmişim.
Taksim’de başka bir etkinlik daha vardı. Sevgililer Günü nedeniyle feminist kadınlar erkek egemenliğine ve şiddetine karşı tepkilerini dile getiriyorlardı. Mor bayraklarını, simgeleri süslüyordu. Atılan sloganlardan en dikkat çekicisi “sizin namusunuz olmayacağız” idi. Bazı erkekler ters ters bakıyor, izin verilse oracıkta saçlarını başlarını yolacaklar, orada derslerini vereceklerdi. Bir pankart daha dikkatimi çekti “Sözlüsü nişanlı çıktı. Ayrılmak istedi, öldürüldü”.
Hızlı adımlarla İstiklal Caddesi’ne girdim. Agos satışı yapanlarla karşılaştım. Çoğu benden gençti. Hemen hemen hepsinin gözleri buğulu. “Agos”, “Hrant” sesleri boğazlarında düğümleniyordu. Birçoğu gözlerini birbirinden saklıyordu. Kızgındılar, bazılarının dudağı titriyordu.
Ne olduysa o an oldu. Feminist kadınlar İstiklal Caddesi’ne girdiler. Sloganları gittikçe yaklaştı. Agos satan gençlerle karşılaştılar. Bir anda Taksime niçin geldiklerini unutmuş, sanki oraya Hrant için, Agos için gelmişlerdi. Durakladılar, megafonlarından tek slogan çıktı, “Hepimiz Hrantız, hepimiz Ermeniyiz” . Sanki barışı, demokrasiyi isteyen iki güç, tek bir dil oluşturmuştu.
Tam o saatlerde başka bir şey daha gerçekleşti. Taksim Meydanı’ndan başka bir grup İstiklal Caddesine girdi. Slogan atmıyor ama pankartları dalgalanıyordu. Uzaktan da olsa Türk bayrakları ve Atatürk posterleri seçiliyordu. Küçük bir tedirginlik yaşandı. Ne de olsa bu kutsallara sığınanlardan az çekilmemişti. En son Agos’un internet sitesi hacklenmiş ve açılış sayfasına Türk bayrağı önündeki katilin fotoğrafı konmuştu. Bayrak mitinglerini hatırlayın. Geri planlarında neler tezgahlandığını öğrenmekte gecikmedik. Grup yaklaştıkça bu gerginliğin yerini bir rahatlama, karşılıklı tebessümler aldı. Gelenler Adalet Kalkınma Partisi’nin Beyoğlu gençlik örgütünün üyeleriydi. Onlar da sevgililer günü nedeniyle sokağa çıkmışlardı. Türbanlısı, başı açığı, makyajlısı, erkeği kadını bir arada el eleydiler. Mavi atkıyı simge olarak seçmişlerdi. Agos satışı yapan gençler “laf atmaktan” geri durmadılar, “iktidarsınız, aydınlatın bu karanlığı, neden korkuyorsunuz”. Centilmenliği de elden bırakmadılar ve onlara yol verdiler.
Bu ülkede hala şiddetin dili hüküm sürüyor. Egemenlik paylaşımına dayanan bu dil devletin her kurumunda göze batıyor. Her yere sinmiş, her yerden pis kokular geliyor. Kozmik odalar, darbe planları, gömülü cephaneler, faili meçhuller, fişlemeler, Kürtler dilimizden düşmüyor.
Taksim Meydanı tehlikelidir. Göz yaşartıcı bombalar, coplar, zırhlı araçlar, çelik güç kuvvetleri hiç eksik olmaz; göz açtırılmaz. Meydan 24 saat kuşatma altındadır. Toplumdan, basından kopuk gibi gözükse de İstiklal Caddesi bu tip etkinlikler için bir nefes alma alanı oldu.
İyi ki de Dur De’nin etkinliğine gitmişim. Bu coğrafyada başka bir dilin de gelişmeye başladığını gördüm.
Agos gazetesinin sitesi hack’lendi ve tehdit dolu mesajlar verildi. Büyüklerimiz her önemli olaydan sonra namus sözü verir ve bu namusu devletin namusuna kadar götürürler. Devlet adına söz verirler. Şimdiye kadar bu sözlerine sadık kaldıklarına hiç tanık olmadık.
Feminist kadınların sloganı çok haklı. “Sizin namusunuz olmayacağız.”


