DurDe
Ermeni Konferansı düzenleyenlere “Arkamızdan hançerliyorlar” dedi, bir şey yapmadınız. Yerel seçimlerde halkın oylarıyla seçim kazanan Kürt halkının temsilcilerine “Bunlar Iğdır’ı da aldılar. Ermenistan sınırına dayandılar”, dedi, duymazlıktan geldiniz. “Nijerya’daki Nijeryalılara Türkçe öğrettik, Hakkâri’deki Hakkârililere Türkçe öğretemedik”, dedi, kafanızı başka tarafa çevirdiniz. Şimdi de Ankara OSTİM’de işadamlarıyla yaptığı bir toplantıda “Sadece Ermeni terörü de değil, Ermeni terörü ile PKK terörü arasında yakın işbirliği var, bunlar kan kardeşidir. O devreden çekildi, işi bu tarafa verdiler. Zaten, özür dilerim, bir kısım teröristlerin sünnetsiz oluşu, size çok şeyi ifade ediyor demektir. Yani bu, bir rivayet falan değil, biz kimin ne olduğunu iyi biliyoruz”,dedi.
Kürt siyasal hareketi ilkini 1993’te aldığı “eylemsizlik kararları”nın yedincisini 13 Ağustos’ta ilân etti. Tek taraflı ateşkes anlamına gelen bütün eylemsizlik kararları, çeşitli provokasyonlar, misilleme operasyonları ve sınır ötesi harekâtlar nedeniyle sekteye uğradığı için bugüne kadar ateşkeslerden bir sonuç elde edilemedi. Çatışmaların yoğunlaştığı, etnik çatışmaların İnegöl ve Dörtyol gibi kışkırtmalarla tetiklenmeye çalışıldığı günlerde böyle bir ateşkesin ilân edilmesi Kürt sorununda adil bir çözüm için atılmış çok önemli bir iyi niyet adımıdır. Kürt siyasal hareketi barış için üzerine düşen görevleri yapma konusunda samimiyetini ispatlamıştır.
Öte yandan Demokratik Toplum Kongresi’nin eşbaşkanlıklarına, barış çabalarında yıllardır en ön saflarda destek sağlayan Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk gibi iki ismin seçilmiş olması da önemli bir gelişme. Barış ve Demokrasi Partisi (BDP)yönetiminden gelen “bazı taleplerin karşılanması halinde referandumdaki boykot tutumunun da gözden geçirileceği” ifadesi de aynı yaklaşımın ürünü. Basında yer alan haberlere göre CHP ve asker kanadının da ateşkes ilânını olumlu değerlendirdiği anlaşılıyor.
Kürt sorununu çözmenin püf noktalarından biri anadilde eğitimin altyapısını oluşturmak. Önceki yazılarda silah bırakma sürecinin ne kadar zahmetli olduğundan söz etmiştik. Kuzey İrlanda gibi avuçiçi kadar yerde bile onüç yıl sürmüş. Anadilde eğitim ise çok daha uzun erimli bir iş. Parametreleri belli olmadığı gibi bugün karar alınsa öğretmen bulmak ne bölgeyle sınırlı bir tedrisat ne de ülke çapında bir tedrisat için mümkün. Dolayısıyla şimdiden üzerinde düşünmeye ve planlanmaya başlanması gereken bir konu. Ve elbette tıpkı silah bırakma konusunda, ha keza adem-i merkeziyetçilik konusundaki gibi anadilde eğitim ile ilgili kamusal düzeyde bir tartışma dahi yok. Eğitim-Sen’in Haziran 2003′te gerçekleştirdiği Anadilde Eğitim Sempozyumu bildirilerini biraraya getiren iki cilt kitap ve İstanbul Kürt Enstitüsü’nün 2003′te hazırladığı Dil Hakları ve Dil Politikaları adlı çalışma dışında ise dişe dokunur bir Türkçe kaynak yok.
2009 Kasım ayından beri ‘Ayın Irkçısı’nı seçiyoruz. Bugüne kadar bu seçimleri DurDe örgütlenme toplantılarına katılan aktivistlerden oluşan bir seçici kurul yapıyordu. Bu aydan itibaren yeni bir uygulamaya geçiyoruz. ‘Ayın Irkçısı’nı artık sizler oylarınızla belirleyebilecek, her ay kendi adaylarınızı gösterebileceksiniz. Oylamalara www.durde.org adresinden katılabilirsiniz.
Aday göstermek için durde@durde.org adresine, adayınızın sarf ettiği sözleri kanıtlayan haber linkleriyle birlikte bir mail yollamanız yeterli.
İyi seçmeler…
DurDe!
Oylama için tıklayın:
Nefret propagandası
Bursa’nın İnegöl ilçesinde Kürt yurttaşlara yapılan linç girişiminin planlı ve örgütlü olduğuna dair çok sayıda kanıt var. Aynı gün MHP lideri Bahçeli İnegöl’de bir miting yapıyor. O mitingin bitiminde Ülkü Ocakları’na bağlı kişiler yollardaki güvenlik kameralarını tahrip ediyorlar. Aynı grup bir Kürt minibüs şoförünün yolunu kesip “bir daha buradan geçmeyeceksin” diye tehdit ediyor. Akşam saatlerinde ise Kürtlere ait ev ve işyerlerine kalabalık gruplar saldırıyor. Polis ve belediye araçları ateşe veriliyor. Saldırganların arasında kalan bir gazeteci bir kışkırtıcının telefon konuşmasına şahit oluyor:
“Abi görev tamamdır. Araçlar ateşe veriliyor. Bozkurt işareti bile yapmıyoruz ki kim olduğumuz anlaşılmasın.”
Hükümetin geçen yıl ilân ettiği “Kürt açılımı”, devlet içinde savaşın devamından yana olan güçlerin istediği gibi, pek fazla yol almadan tersine döndü. Barış sürecine katkı yapmak üzere 19 Ekim 2009’da Habur’dan giriş yapan barış grubunu oluşturan 34 kişinin yargılanması Diyarbakır’da başladı. İlk duruşmada 10’u tutuklandı, başka tutuklamalar da bekleniyor. Daha önce 16 Nisan 2010’da bu gruptan olan Lütfi Taş’a “örgüt propagandası” gerekçesiyle 10 ay hapis cezası verildi. Yine aynı gruptan Mehmet Şerif Gençdal da aynı gerekçeyle tutuklanmıştı. Şimdi devamı geliyor. İnsanlar önce “dağdan inmeye” davet ediliyor, sonra tutuklanıyor ve hapse konuyor.
22-26 Mart tarihleri arasında Avrupa Sürdürülebilir Enerji Haftası etkinlikleri, “Adım adım sürdürülebilir enerjiye” yürüyüşü ile başlıyor.
KÜRESEL EYLEM GRUBU
26 Mart 2010 Cuma, Saat: 15.30
Galatasaray Meydanı’na tüm aktivistleri
“İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİ DURDURMAK İÇİN
ADIM DEĞİL KOŞMAK LAZIM”
Basın açıklamasına çağırıyor
İkinci Dünya Savaşı’nda Nazi rejimi, ‘arî ırk’tan görmediği her grup ve topluluğa çok büyük bir vahşet uyguladı. Bu gruplar arasında Roma ve Sinti, eşcinseller, bedensel ve zihinsel engelliler, komünistler, savaş esirleri, farklı etnik gruplardan insanlar, Katolik ve Protestan din görevlileri, sendikacılar ve III. Reich’a muhalif olan bütün siyasi görüş savunucuları bulunuyordu. Bu insanlar, etnik temizlik için özel olarak oluşturulmuş toplama kamplarında öldüresiye çalıştırılıp, ‘posaları’ çıkarıldıktan sonra gaz odalarında yok edildiler. Ülke içinde yürütülen soykırımın dışında, örneğin, Afrika kökenli Almanlar kısırlaştırıldı ve Nazilerin hâkimiyeti uğruna yürütülen savaşlarda milyonlarca insan öldürüldü.
Sevgili Dostlar,
Bu günkü Hrant Dink anmasi gercekten harika oldu.
Üc generasyon yine bir arada idi. Bir Berlin klasigi. Bazi yoldaslarimiz cocuklarina bizim pankart üzerinden Pankart yazma dersi verdi.
Kardeşimiz Hrant Dink’i bıraktığı onurlu kardeşlik idealine yakışır şekilde yaklaşık iki bin kişi ile andık. Bu eylem merkezi eylemin bir parçasıydı ve amacımız gerçek katillerin hesap vermesini sağlamaktı.




