<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe! &#187; Barış</title>
	<atom:link href="http://www.durde.org/tag/baris/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.durde.org</link>
	<description>Ji Nîjadperestî û Neteweperestiyê re Bêje Bise! • Say Stop to Racism and Nationalism!</description>
	<lastBuildDate>Mon, 21 May 2012 13:55:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Kardeşlik, adalet, barış!</title>
		<link>http://www.durde.org/2011/11/kardeslik-adalet-baris/</link>
		<comments>http://www.durde.org/2011/11/kardeslik-adalet-baris/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 21 Nov 2011 12:42:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cengiz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[26 Kasım yürüyüşü]]></category>
		<category><![CDATA[Barış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.durde.org/?p=4683</guid>
		<description><![CDATA[Silahlar Sussun, Barış Konuşulsun! Umutlarımız bir kez daha kırıldı. Savaş yeniden başladı. Hava puslandı. Barışın sesi kısıldı. Savaş çığırtkanları medyada, mecliste, sokakta sahnelerini aldı. Atılan savaş naraları kulaklarımızı tırmalıyor. Saçılan nefret tohumları beyinlerimizi, kalplerimizi, vicdanlarımızı hızla kirletmeye çalışıyor. Savaş işçilerden, öğrencilerden, kadınlardan, Kürtlerden, Türklerden, azınlıklardan, dindarlardan, sanatçılardan, en başta yaşamı, ama mutlaka bir şeyleri alıp <a href='http://www.durde.org/2011/11/kardeslik-adalet-baris/' class='excerpt-more'>» Devamını okuyun</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Silahlar Sussun, Barış Konuşulsun!</em></p>
<p>Umutlarımız bir kez daha kırıldı. Savaş yeniden başladı.</p>
<p>Hava puslandı. Barışın sesi kısıldı. Savaş çığırtkanları medyada, mecliste, sokakta sahnelerini aldı. Atılan savaş naraları kulaklarımızı tırmalıyor. Saçılan nefret tohumları beyinlerimizi, kalplerimizi, vicdanlarımızı hızla kirletmeye çalışıyor.</p>
<p>Savaş işçilerden, öğrencilerden, kadınlardan, Kürtlerden, Türklerden, azınlıklardan, dindarlardan, sanatçılardan, en başta yaşamı, ama mutlaka bir şeyleri alıp götürüyor.</p>
<p>Savaşa, savaş tacirlerine, savaş kışkırtıcılarına karşı barışın sesini yükseltmeye, barış iklimini daim kılmaya çalışıyoruz. Bombardıman gürültülerini bastırmak, çatışmaları sona erdirmek, çocukların ölmesini, daha fazla kan akmasını engellemek için feryat ediyoruz.<span id="more-4683"></span></p>
<p>Biz kardeşlik istiyoruz!</p>
<p>Biz adalet istiyoruz!</p>
<p>Biz barış istiyoruz!</p>
<p>Eşit koşullarda kardeşlik, mutlak adalet, onurlu barış istiyoruz!</p>
<p>“Çözüm diyalogda, çözüm müzakerede!” diye haykırıyoruz…</p>
<p>“Barışın formülü çok da karmaşık, çok da belirsiz değil” diyoruz. Birçok mecrada, birçok kesim uzun süredir dile getiriyor, biz tekrarlıyoruz:</p>
<p><em>KCK adı altında tutuklanan siyasetçiler serbest bırakılsın.</em></p>
<p><em>Terörle Mücadele Kanunu ve özel yetkili ağır ceza mahkemeleri yürürlükten kaldırılsın.</em></p>
<p><em>Yeni anayasayı hiçbir baskı ile karşılaşmadan özgürce tartışabilmek için, mutlak ifade özgürlüğü yasalarla güvence altına alınsın.</em></p>
<p>Bu adımların yaratacağı pozitif dalga ile yeni anayasa gerçek bir barış anayasası olabilir. Çok geniş kesimler sürece katılabilir, sahip çıkabilir.</p>
<p>Büyük acılar yaşadığımız Van Depremi&#8217;nde yüzlerce yurttaşımızı kaybettik; binlercesi yaralandı. Van Depremi, yıllardır süren savaşın toplumsal, ekonomik, psikolojik etkilerinin yoğun bir biçimde hissedildiği bir bölgede meydana geldi. Savaşın enkazına, depreminki eklendi.</p>
<p>Daha yapacak çok iş olsa,  zor günler henüz geride kalmamış olsa da; yurdun dört bir yanında yurttaşlarımız Vanlı kardeşleriyle dayanışma gösterdi. Bugün acıları paylaşmak ve dayanışmak, insan olmanın gereğini yerine getirmek olduğu ölçüde, barış için atılan bir adım olma anlamını da taşıyor.  Her adım barıştan yana olanlara, barışın sesine güç katıyor.</p>
<p>Bu yüzden “daha fazla gecikmeyelim” diyoruz. “Şimdi tam zamanı” diyoruz. “Kardeşlik, Adalet, Barış!” diye haykırmak istiyoruz.</p>
<p>Gelin adaletin hükmünü, kardeşliğin kokusunu, barışın sesini dağlarımıza-şehirlerimize yayalım; demokratik anayasa talebimizi cümle aleme duyuralım!</p>
<p><strong>Barış İnisiyatifleri</strong></p>
<p>26 Kasım 2011 Cumartesi saat 15:00, Tünel-Taksim Yürüyüşü…</p>
<p><strong>Barış İnisiyatifleri: </strong>Antikapitalist Öğrenciler, Barış Hareketi, Barış İçin Gençlik Girişimi, Barış İçin Kadın Girişimi, Barış İçin Sanat Girişimi, Bir Göz de Sen Ol İnisiyatifi, Blok Akademi Grubu, Demokrasi ve Özgürlük Hareketi, Doğu Güneydoğu Dernekleri Platformu, Dur De, Emek ve Adalet Platformu, Evrensel Kültür Dergisi, İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi, Küresel BAK, Küresel Eylem Grubu, Kürt Yazarlar Derneği, MAZLUMDER, Özgürlük İstiyoruz İnisiyatifi, Sol Arayış, Tiyatro Eleştirmenleri Birliği, Türkiye Yazarlar Sendikası, KESK İstanbul Şubeler Platformu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.durde.org/2011/11/kardeslik-adalet-baris/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>‘Dostunla barışacak halin yok ya’</title>
		<link>http://www.durde.org/2011/10/%e2%80%98dostunla-barisacak-halin-yok-ya%e2%80%99/</link>
		<comments>http://www.durde.org/2011/10/%e2%80%98dostunla-barisacak-halin-yok-ya%e2%80%99/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 01 Oct 2011 12:57:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cengiz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale/Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Barış]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz Aktar]]></category>
		<category><![CDATA[HPG]]></category>
		<category><![CDATA[Mandela]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.durde.org/?p=4272</guid>
		<description><![CDATA[Cengiz Aktar Eğitim, futbol, siyaset, medya, sonbahar, bütün sezonlar başlıyor. Toplumun her kesiminde fırtına öncesi tuhaf, tarifsiz, rahatsız edici bir kadercilik&#8230; Diyarbakır, Ankara veya İstanbul, nerede olursa olsun ortalıkta derin bir tedirginlik var. Türkiye nefesini tutmuş Kürt çatışmasının nereye varacağını tahmin etmeye çalışıyor. İlk terör saldırıları sonrasında fışkıran intikam nidaları belki ilk kez bir çatışma <a href='http://www.durde.org/2011/10/%e2%80%98dostunla-barisacak-halin-yok-ya%e2%80%99/' class='excerpt-more'>» Devamını okuyun</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><strong><a href="http://www.durde.org/2011/10/%e2%80%98dostunla-barisacak-halin-yok-ya%e2%80%99/el-sikisma/" rel="attachment wp-att-4273"><img class="alignleft size-full wp-image-4273" title="el sıkışma" src="http://www.durde.org/wp-content/uploads/2011/10/el-sıkışma.gif" alt="" width="216" height="173" /></a>Cengiz Aktar</strong></p>
<p style="text-align: left;">Eğitim, futbol, siyaset, medya, sonbahar, bütün sezonlar başlıyor. Toplumun her kesiminde fırtına öncesi tuhaf, tarifsiz, rahatsız edici bir kadercilik&#8230; Diyarbakır, Ankara veya İstanbul, nerede olursa olsun ortalıkta derin bir tedirginlik var. Türkiye nefesini tutmuş Kürt çatışmasının nereye varacağını tahmin etmeye çalışıyor. İlk terör saldırıları sonrasında fışkıran intikam nidaları belki ilk kez bir çatışma yorgunluğuna dönüşmüş gibi.<span id="more-4272"></span></p>
<p style="text-align: left;">1993 sonu. İsrail ile Filistin arasında Oslo barışı gerçekleşmiş ve benzersiz bir iyimserlik dünyaya hâkim. İsrail’in o zamanki Dışişleri Bakanı <strong>Şimon Peres</strong> BBC’de meşhur Hard Talk programında çetin hatta küstah sorularıyla maruf gazeteci <strong>Tim Sebastien</strong>’in konuğu. Gazeteci Peres’e Filistinlilerin topyekûn terörist olduğunu ve onlarla nasıl barış yapılabileceğini anlamadığını soruyor. Peres cevaben unutamadığım bir sükûnetle ‘<strong>dostunuzla barış yapacak haliniz yok?</strong>’ cümlesini yapıştırıveriyor. Keskin gazeteci nakavt. Barışın düşmanla yapılacağı yalın gerçeği o yılların bir diğer barış mimarı <strong>Nelson Mandela</strong> tarafından da dile getirilmişti: ‘Eğer düşmanınla barışmak istiyorsan onunla birlikte çalışmalısın. Böylelikle o senin ortağın haline gelir’.</p>
<p style="text-align: left;">Bugün Türkiye bu eşikte duruyor. Ya müzakere edilecek ya ülke şiddet girdabına kapılacak. Çoğunluk AK Parti hükümetinin güçlü ve denenmiş pragmatizminin sert ve savaşkan dile, eyleme galip geleceğini umuyor, bekliyor. Aynı şekilde PKK’nin yaz boyu giriştiği şiddet ve terör eylemleri sonucunda ve iddia edilenin aksine eli güçlenmiş gibi duran BDP’nin siyasî vazgeçilmezliğini kanıtlaması bekleniyor, umuluyor. Bu umut ve beklentileri destekleyecek en önemli gelişme BDP’nin meclise gelme kararı almasıydı. Keza hükümet yetkililerinin müzakere kapısını kapatmadıkları satır aralarında okunuyor. Zira artık, MİT-PKK gizli görüşmelerinin ortaya çıkmasıyla ‘<strong>teröristle müzakere olmaz</strong>’ ezberinin bozulduğu, ‘<strong>önce silah bıraksınlar’</strong> koşulunun bir anlamda kadük olduğu, arabuluculuk müessesesinin tabu olmaktan çıktığı,  müzakerelerin kamuoyu vicdanını rencide etmediği ve 12 Haziran seçimleri sonrasında oluşan iyimser havanın hâlâ kaybolmadığı, yeni anayasanın da yarın açılacak meclisin bir numaralı gündem maddesi olacağı bir Türkiye var.</p>
<p style="text-align: left;">Bulunduğumuz eşiğin aydınlık tarafı böyle, karanlık tarafı ise alabildiğine kör karanlık. Bir zamandır Sri Lanka modeli tartışılıyor. Son haftalardaki ‘hakiki’ terör saldırılarıyla tıpkı Sri Lanka’da olduğu gibi askerî zeminde sıkışan <strong>Tamil Kaplanları</strong> nam gerillanın taktiğini neredeyse tamamen kentlerde kör şiddete kaydırması gibi bir gidişat seziliyor. Bunun siyasî anlamda intihar olduğu açık. Ama diğer taraftan bedelinin herkese çok ağır olacağı da açık. Dolayısıyla eldeki veriler aklıselimi işaret ediyor. Burada hükümetin ve tabiatıyla BDP’nin atacakları adımlar hayati önemde. Hükümet bugüne kadar Kürt siyasetinin temsilcilerini ‘düşman’ olarak telakki ettiğini gösteren pekçok beyanda ve harekette bulundu. PKK ve HPG saldırı haberlerinde ‘düşman’ terimini ziyadesiyle kullanıyor. Tam da bu çerçeveden bakınca zaman artık ‘düşmanlarla’ barışma zamanıdır.</p>
<p style="text-align: left;">Ama bu iş yine de kolay olmayacak. Meselenin çok boyutluluğu ve çetrefilliği sabır, sebat, uzun vadeli siyaset planlama gerektiriyor. Bu anlamda KCK tutuklamaları kışkırtıcı olduğu kadar çelişkili bir siyaset. Zira düzovada siyaset hedefinin tam zıddı. ‘KCK PKK’nin şehir örgütlenmesidir’ derken uzun vadede istenilen tam da bu değil mi? KCK şiddete bulaşmadan siyaset yapıyorsa KCK’lıları tutuklamak normalleşme hedefine aykırı hareket etmek değil mi? Öbür türlü PKK’liler dağdan nasıl inecek? Dolayısıyla normalleşmenin yolu daha çok uzun. Hedef kalıcı bir çözümse eğer, Anayasal ve Yasal değişiklikler, Af ve Geri dönüş, Silah Bırakma, Dil ve Eğitim, Hakikat ve Uzlaşma, Adem-i merkeziyet ve Bölgeselleşme gibi altı temel başlıkta ele alınabilecek dünya kadar iş bizi bekliyor. Barışı kurmanın savaşmaktan çok daha zor olduğunu ve en kalıcı anlaşmaların tarafların masadan eşit derecede gayrimemnun ayrıldıkları anlaşmalar olduğunu de hiç akıldan çıkarmadan…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.durde.org/2011/10/%e2%80%98dostunla-barisacak-halin-yok-ya%e2%80%99/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Savaşın Sesini Sustur! 8 Ekim&#8217;de Ankara&#8217;ya</title>
		<link>http://www.durde.org/2011/09/savasin-sesini-sustur-8-ekimde-ankaraya/</link>
		<comments>http://www.durde.org/2011/09/savasin-sesini-sustur-8-ekimde-ankaraya/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Sep 2011 12:05:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cengiz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Barış]]></category>
		<category><![CDATA[miting]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.durde.org/?p=4260</guid>
		<description><![CDATA[DurDe olarak bileşeni olduğumuz Barış İnisiyatifleri 8 Ekim&#8217;de Ankara&#8217;da yapılacak mitinge katılım için çağrı yapıyor. Mitingi düzenleyen KESK, DİSK, TMMOB ve TTB. Artık savaşın sesini susturup barışın sesini yükseltme zamanı. Sendikaların çağrısıyla düzenlenen mitingde tamamen barışa odaklanmış bir Barış İnisiyatifleri korteji oluşturacağız. Kortejimiz çok renkliliği ve çeşitliliği esas alacak. Davullarımızla, düdüklerimizle, marakaslarımızla ankara sokaklarında barış <a href='http://www.durde.org/2011/09/savasin-sesini-sustur-8-ekimde-ankaraya/' class='excerpt-more'>» Devamını okuyun</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><strong><a href="http://www.durde.org/2011/09/savasin-sesini-sustur-8-ekimde-ankaraya/baris-2/" rel="attachment wp-att-4261"><img class="alignleft size-medium wp-image-4261" title="barış" src="http://www.durde.org/wp-content/uploads/2011/09/barış-300x198.jpg" alt="" width="210" height="139" /></a>DurDe </strong>olarak bileşeni olduğumuz <strong>Barış İnisiyatifleri</strong> 8 Ekim&#8217;de Ankara&#8217;da yapılacak mitinge katılım için çağrı yapıyor. Mitingi düzenleyen KESK, DİSK, TMMOB ve TTB.<br />
Artık savaşın sesini susturup barışın sesini yükseltme zamanı. Sendikaların çağrısıyla düzenlenen mitingde tamamen <strong>barışa </strong>odaklanmış bir <strong>Barış İnisiyatifleri</strong> korteji oluşturacağız. Kortejimiz çok renkliliği ve çeşitliliği esas alacak. Davullarımızla, düdüklerimizle, marakaslarımızla ankara sokaklarında barış şarkıları söyleyeceğiz.<span id="more-4260"></span> <strong><br />
&#8220;Barışa bir katkı da benden!&#8221;</strong><strong> </strong>diyen bütün dostlarımızı Türkiye&#8217;nin dört yanından katılımlarla zenginleşecek bu mitingde aramızda olmaya davet ediyoruz.<br />
İstanbul&#8217;dan gidişler için sendikalardan <strong>Barış İnisiyatifleri</strong>&#8216;ne<strong> </strong>10 adet otobüs tahsis edildi. Otobüsler ücretsiz.</p>
<p style="text-align: left;">Mitinge <strong>DurDe </strong>ile katılmak isteyen dostlarımızın cengiz.algan@gmail.com adresine veya <strong>0535 885 76 15 </strong>no&#8217;lu telefona isim, mail adresi ve telefon numaralarını vermeleri yeterlidir. Otobüslerin İstanbul&#8217;un çeşitli noktalarından kalkış yer ve saatleri için bir duyuru daha yapacağız.</p>
<p style="text-align: left;">Etkinliğin duyurusu için bir de facebook sayfası açıldı: http://www.facebook.com/event.php?eid=271989742821681<br />
Bu sayfaya girerek <strong>&#8220;Barış İnisiyatifleri&#8217;nin Ankara mitingi çağrısını destekliyorum çünkü&#8230;&#8221;</strong> cümlesini tamamlayabilirsiniz. Başkalarının ne dediğini de orada göreceksiniz.</p>
<p style="text-align: left;">4 Ekim akşamı 19:00&#8242;da da Taksim Gezi Parkı&#8217;nda <strong>Kardeş Türküler</strong>&#8216;in katılımıyla bir <strong>Barış Nöbeti&#8217;</strong>miz var. Barış şarkılarımızı birlikte söylemeye bekleriz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.durde.org/2011/09/savasin-sesini-sustur-8-ekimde-ankaraya/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlar ‘Barış Noktası’nda buluştu</title>
		<link>http://www.durde.org/2011/09/kadinlar-%e2%80%98baris-noktasi%e2%80%99nda-bulustu/</link>
		<comments>http://www.durde.org/2011/09/kadinlar-%e2%80%98baris-noktasi%e2%80%99nda-bulustu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Sep 2011 12:34:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Lewox</dc:creator>
				<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Barış]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt sorunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.durde.org/?p=4079</guid>
		<description><![CDATA[İstanbul Barış İçin Kadın Girişimi’nin çağrısıyla bir barış noktası daha oluşturuldu. 09.09.2011 Cuma günü saat 18.00 -24.00 saatleri arasında barışı bekliyoruz, silahlar sussun demek için 200 kadın taksim meydanında buluştu.  Taksim Meydanındaki eylem  “Silahlar sussun barış görüşmeleri sürsün”,  “Jin aşitî dixwazin”, “Barış için ısrar ediyoruz”, “Söz bitmedi barış”, “Woman, want peace”  pankartları ile dile getirdi. &#8220;Savaşa <a href='http://www.durde.org/2011/09/kadinlar-%e2%80%98baris-noktasi%e2%80%99nda-bulustu/' class='excerpt-more'>» Devamını okuyun</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><strong><a href="http://www.durde.org/2011/09/kadinlar-%e2%80%98baris-noktasi%e2%80%99nda-bulustu/baris-icin-kadin-girisimi/" rel="attachment wp-att-4080"><img class="alignleft size-full wp-image-4080" title="baris-icin-kadin-girisimi" src="http://www.durde.org/wp-content/uploads/2011/09/baris-icin-kadin-girisimi.jpg" alt="" width="200" height="133" /></a>İstanbul Barış İçin Kadın Girişimi’nin çağrısıyla bir barış noktası daha oluşturuldu. 09.09.2011 Cuma günü saat 18.00 -24.00 saatleri arasında barışı bekliyoruz, silahlar sussun demek için 200 kadın taksim meydanında buluştu.</strong><strong> </strong></p>
<p style="text-align: left;">Taksim Meydanındaki eylem  “Silahlar sussun barış görüşmeleri sürsün”,  “Jin aşitî dixwazin”, “Barış için ısrar ediyoruz”, “Söz bitmedi barış”, “Woman, want peace”  pankartları ile dile getirdi. &#8220;Savaşa karşı söz barışın olsun, kadınlar savaş istemiyor&#8221; pankartları eşliğinde <strong> </strong>zılgıt, slogan, şarkılar, stranlarla başladı. <span id="more-4079"></span>Türkiye’nin pek çok kentinden kadınların tele-konferansla barış sözlerini iletecekleri sistemin kurulmasına izin vermeyen polise rağmen, meydandan gecen kadınların da katıldığı eylem  barış için sloganlar atılarak devam etti.   Barış için, barış içinde eylem yapan kadınların eylemi polisler tarafından yasaklandı. Gece 12.00 olmadan kadınlar vardır şarkısı eşliğinde eylem bitirildi.</p>
<p style="text-align: left;">Kadınlar,  savaşın herkes için yıkım olduğunu ama en çok kadınları etkilediğini, barış herkesin ihtiyacı diyerek savaşa karşı mum yaktılar. Barış taleplerini sloganlarla dile getirirken<strong> “</strong>Savaş isteyenlerin ‘Söz bitti’ söylemlerine inanmıyoruz. Barışın mümkün ve zorunlu olduğunu biliyoruz,” dediler.</p>
<p style="text-align: left;">Barış İçin Kadın Girişiminin yaptığı basın açıklaması aşağıdadır.</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: left;"><strong>SAVAŞA KARŞI SÖZ BARIŞIN OLSUN! KADINLAR SAVAŞ İSTEMİYOR!</strong><strong> </strong></p>
<p style="text-align: left;">Biz kadınlar artık  savaşla ve  savaşın getirdiği düşmanlıkla yaşamak istemiyoruz.  Çünkü bu savaş ve bu düşmanlık yaşamı değil, ölümü getiriyor.<br />
Ateş  her yere düşüyor, hepimizi yakıyor. Bu savaş gençleri ya öldürüyor ya da katil yapıyor. Bütün toplum sevgisini, refahını, geleceğini, umudunu da kaybediyor. Ama  en fazla kadınlar kaybediyor.</p>
<p style="text-align: left;">Barış için kadın girişimi olarak gün geçtikçe  tırmandırılan bu savaşın yıkıcılığını, ülkenin doğusundaki ve  batısındaki bütün kadınları derinden etkilediğini barışın  mümkün olduğunu anlatmak için bir kez daha burada barış noktasındayız.</p>
<p style="text-align: left;">-Savaşın sesi sussun, barışın sesi yükselsin demek için;</p>
<p style="text-align: left;">-30 yıldır süren bu savaşın yarattığı nefret, korku ve düşmanlık ortamının şiddeti normalleştirerek gündelik yaşamlarımızda en ağır şekilde karşımıza çıkmasına hayır demek için;</p>
<p style="text-align: left;">Barış noktalarında buluşuyoruz, çünkü, biz biliyoruz ki savaşın yol açtığı nefret ve düşmanlık dili evlerimizde, gazete, televizyon  haberlerinden televizyon dizilerine kadar yaygınlaşarak erkek egemenliğini güçlendiriyor. Dağlara yağdırılan bombalar,ağırlaşarak süren operasyonlar yaşadığımız toprakları kimsenin güvende olmadığı bir cehenneme  çeviriyor.</p>
<p style="text-align: left;">Savaş zamanı erkekler daha erkek, hoyrat, ve acımasız olmaya çağrılıyor.  Zaten erkekliğin, erkek egemenliğinin güçlü olduğu bu ülkede kadın cinayetleri,  taciz ve tecavüz artıyor.  Göçe zorlanarak yoksulluğa mahkum ediliyoruz. En kötü, en güvencesiz, en geleceksiz işlere mahkum oluyoruz.  Gündelik hayatlarımızı belirleyen askerileşme  ve savaş, kadınları daha da aile içine hapsediyor. Duyguları, düşünceleri, emeği, üretimi göz ardı edilen kadın, sadece anne ve cinsel nesne olarak görülüyor.  Evde işte kadınların nasıl ezildiğini ve daha iyi bir dünya yaratmak için neler yapabileceğini konuşamaz hale geliyoruz.</p>
<p style="text-align: left;">Kadınlar olarak daha da ağırlaşan ev işlerine mahkum ediliyor, çalışma ve eğitim olanaklarından yararlanamıyoruz. Bu ülkede ana dilde eğitimin yasaklanması kadınların kendilerini ifade etmesini engelliyor, kadınların sesinin ve sözünün değer taşımadığı bir toplumda yaşamaya zorlanıyoruz.</p>
<p style="text-align: left;">Bu ülkede savaşın sonuçlarını yaşayan  tüm kadınlar olarak barışçıl çözümün görüşmelerle sağlanacağını aylardır, yıllardır anlatmaya çalışıyoruz. Dün olduğu gibi bugün de savaşın, şiddetin, silahların sesine karşı barışın, hayatın, kadınların sesini birlikte yükseltiyoruz. Savaşın kadınlar için ne demek olduğunu dile getiriyoruz. Barış için ısrar ediyoruz.</p>
<p style="text-align: left;">Çünkü bizler iktidarın ve savaştan çıkar sağlayanların bizleri inandırmak istediği gibi ‘Kürt sorununun’ çözümsüz olmadığını biliyoruz.</p>
<p style="text-align: left;">Biz kadınlar barışın bir hak olduğunu vazgeçmeden haykırmaya devam edeceğiz. Kimsenin düşüncelerinden,inançlarından,kimliğinden,cinsel yöneliminden dolayı ayrımcılığa uğramasını, savaşın yarattığı nefreti ve şiddeti istemiyoruz. Tüm canlıların yaşayabileceği bir dünya için savaşa hayır diyoruz.</p>
<p style="text-align: left;">Savaş erkek egemenliğini ve erkekliği güçlendirerek kadınlara ve çocuklara karşı şiddeti artırıyor. Başta annelik aracılığıyla mağduriyet ve acılar üzerinden kurulan dille kadınların görünür olmalarına engel oluyor. Biz kadınların edilgen olmamıza, eşit vatandaşlık haklarından yoksun bırakılmamıza neden oluyor.  Politik mücadele alanlarımıza müdahale ediliyor. Bu savaş ırkçılığı, militarizmi, milliyetçiliği, homofobiyi besleyip güçlendiriyor.Komşuları,halkları birbirinin katiline,düşmanına dönüştürüyor.</p>
<p style="text-align: left;">Askeri harcamalara ayrılan paylarla ölüm bütçeleri büyütülüyor. Dünyada en çok silah ithal eden ülkeler arasında üçüncü sırada yer alan bu ülkede ölümlere son verecek barış adımları atmak yerine, özel ordu için kollar sıvanıyor. Özel ordunun geçmişteki suçları, henüz daha tüm izleriyle, yaşattıklarıyla ortadayken yeniden kurulmasına biz kadınlar “Yeter artık, savaşa değil kadınlara bütçe” diyoruz.</p>
<p style="text-align: left;">Kadınların istihdamı,şiddetten korunması için ayrılacak bütçenin, tank, top, uçak, helikopter silah ve kimyasal silaha yatırılmasına karşı çıkıyoruz.</p>
<p style="text-align: left;">Barış için kadın girişimi olarak bundan  üç buçuk  yıl önce operasyonlarla mücadele alanlarından sökülüp alınan Kürt kadın hareketindeki arkadaşlarımızın tutuklanması üzerine bir araya gelmiştik. O günden beri bu savaşın başta Kürt kadınlar olmak üzere bu memlekette yaşayan bütün kadınları doğrudan etkilediğini söylüyoruz.</p>
<p style="text-align: left;">Ortadoğu diye anılan bölge,bütün canlılarıyla birlikte felakete sürükleniyor. Bölgede nükleer silahların kullanılması savaşın bir parçası olarak gündemde tutuluyor. Savaştan yana ısrarlarını sürdürenlerin, “Söz bitti” söylemlerine inanmıyoruz. Barısın mümkün ve zorunlu olduğunu biliyoruz.</p>
<p style="text-align: left;">Bir gün daha savaş olan bir ülkede yaşamaya, çalışmaya, okumaya tahammülümüz yok.</p>
<p style="text-align: left;">30 senedir olduğu gibi gençlerin ölmemesini, öldürmemesini istiyoruz.</p>
<p style="text-align: left;">Savaşa ayrılan bütçeyle sığınma evleri, daha iyi sağlık hizmetleri, yaratıcı alanlar sağlansın istiyoruz.</p>
<p style="text-align: left;">Biz kadınlar sözü bitirmek isteyenlere inat söz bitmedi bitemez diyoruz.</p>
<p style="text-align: left;">Biz kadınlar tarafız diyoruz. Savaşa karşı barışın, ölüme karşı hayatın tarafıyız.</p>
<p style="text-align: left;">Bugün buradan “Bu ülkede savaş var, kadınlar savaş istemiyor!” demeye devam ediyoruz ve  barıştan vazgeçmeyeceğiz. Barış ancak bütün kadınların barış için çıkaracakları seslerin birleşmesiyle mümkün.</p>
<p style="text-align: left;">Haydi hep birlikte söyleyelim barış mümkün ve zorunlu.</p>
<ul style="text-align: left;">
<li>Operasyonların durdurulmasını silahların susmasını istiyoruz.</li>
<li>Barışçı çözüm için görüşmelerin hemen başlatılmasını istiyoruz.</li>
<li>Savaşa ayrılan bütçenin kadınlara ayrılmasını istiyoruz.</li>
<li>Ana dil hakkının koşulsuz güvenceye alınmasını istiyoruz.</li>
<li>Tutuklu bulunan tüm  kadınların serbest bırakılmasını istiyoruz.</li>
</ul>
<p style="text-align: left;"><strong>Savaşa karşı söz barışın olsun!</strong><br />
<strong>Barış için ısrar ediyoruz!</strong><br />
<strong>Em ji bo aştiye bi ısrar in!                                                  </strong><br />
<strong>Yaşasın kadın dayanışması!</strong><br />
<strong>Biji yekitiya jiyan…</strong></p>
<p style="text-align: left;">İstanbul Barış İçin Kadın Girişimi – 09.09.2011</p>
<p style="text-align: left;">Eylemden görüntüler için <strong><a href="https://picasaweb.google.com/111475522677359132521/SerrageceEylemi?authkey=Gv1sRgCN7_8Jfspfam_QE&amp;feat=email" target="_blank">tıkla</a></strong>.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.durde.org/2011/09/kadinlar-%e2%80%98baris-noktasi%e2%80%99nda-bulustu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Silah bırakmanın yolu güven, güvenin yolu siyaset</title>
		<link>http://www.durde.org/2011/07/silah-birakmanin-yolu-guven-guvenin-yolu-siyaset/</link>
		<comments>http://www.durde.org/2011/07/silah-birakmanin-yolu-guven-guvenin-yolu-siyaset/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Jul 2011 09:58:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cengiz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makale/Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Barış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.durde.org/?p=3798</guid>
		<description><![CDATA[Cengiz Aktar Başbakan’ın, Silvan katliamı sonrasında verdiği sert mesajların en endişe vericisi BDP ile artık masaya oturulmayacağı vurgusuydu. Bu konuda söyleyecek fazla bir söz yok.   Hükümetin çatışma çözümü konusunda nasıl dünyadan kopuk bir konumda olduğunun yeni bir kanıtı. Tutuklu BDP’liler sorununu ciddiye almayan Başbakan 13 Haziran’dan beri siyaseti devreden düşürüyor. Artık şöyle diyor Başbakan : ‘Eğer <a href='http://www.durde.org/2011/07/silah-birakmanin-yolu-guven-guvenin-yolu-siyaset/' class='excerpt-more'>» Devamını okuyun</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><strong><a href="http://www.durde.org/2011/07/silah-birakmanin-yolu-guven-guvenin-yolu-siyaset/silahsizlanma/" rel="attachment wp-att-3806"><img class="alignleft size-medium wp-image-3806" title="silahsizlanma" src="http://www.durde.org/wp-content/uploads/2011/07/silahsizlanma-300x191.jpg" alt="" width="240" height="153" /></a>Cengiz Aktar</strong></p>
<p style="text-align: left;">Başbakan’ın, Silvan katliamı sonrasında verdiği sert mesajların en endişe vericisi BDP ile artık masaya oturulmayacağı vurgusuydu. Bu konuda söyleyecek fazla bir söz yok.   Hükümetin çatışma çözümü konusunda nasıl dünyadan kopuk bir konumda olduğunun yeni bir kanıtı. Tutuklu BDP’liler sorununu ciddiye almayan Başbakan 13 Haziran’dan beri siyaseti devreden düşürüyor. Artık şöyle diyor Başbakan : ‘Eğer bunlar bir barışı talep ediyorlarsa yapacakları tek şey vardır, o da şudur: <span id="more-3798"></span>Bir defa terör örgütü silahı bırakacaktır. Silahı bırakmadıkları müddetçe ne operasyonlar durur ne de bu süreç daha farklı bir noktaya doğru gider. Bundan sonraki süreç çok daha farklı stratejilerle ve uygulamalarla kendini gösterecektir.’ Kıbrıs ziyareti öncesi ‘terörle mücadele’nin ucuaçık bir iş olduğu hükmüyle kesişen bu tehdidi anın ruhuna verelim ve Başbakan’ın önkoşulu silah bırakmaya göz atalım. <strong>Zira silah, ne ‘bırak’ demekle ne de bıraktırmaya zorlamakla bırakılacak gibi.   </strong></p>
<p style="text-align: left;">Dünyada benzer çatışmaların çözümünde silah bırakma hayati önemde olsa da her zaman çözümün önkoşulu olarak gelişmiyor. <strong>Zira çözüm öncesinde silah bırakmanın bir önkoşulu var: karşılıklı güven! </strong>Güven olmayınca silah bırakılmıyor, öyle olunca da silah bırakmayı önkoşul olarak öne süren taraf kendini masaya oturmaktan men ediyor. Çatışma, sorun sürüp gidiyor. Dikkat edilirse hükümet çözüm bekleyen iç ve dış çatışma ve sorunların neredeyse tümünde önkoşul öne sürüyor.</p>
<p style="text-align: left;">Güvensizlik konusunda <strong>Cengiz Çandar</strong>’ın <strong>TESEV</strong> için hazırladığı ‘<strong>Dağdan iniş-PKK Nasıl silah bırakır?</strong>’ başlıklı çalışmasındaki bilgiler önemli. Çandar 1999’da Öcalan’ın emriyle icra edilen sınırdışına çekilme esnasında TSK’nın bunu fırsat bilerek harekâtı sürdürmesi ve 200 civarında PKK’linin ölmesiyle güvenin büyük darbe aldığını hatırlatıyor. Daha yakın zamanda Habur fiyaskosu ve PKK’lilerin düzovada siyaset mecrası olan KCK’ya açılan davaların güveni tamamen sarstığına işaret ediyor. Mülâkat yaptığı bir Kürt şahsiyet güven artırma sürecini şöyle tarif ediyor : ‘Kürtler, Abdullah Öcalan’ın ev hapsiyle başlayıp nihai özgürlüğüne varacak olan, dağdakilerin kademeli olarak ineceği, yasal güvenceye kavuşmuş kimlik haklarıyla ilgili gelişmelerin birbiri ardına gideceği bir sürece dayalı çözüme, yani bu yol izlenerek varılacak bir silahsızlanmaya razı olurlar, bunu kabul ederler. Aksi halde, silah bırakılmasına razı olmazlar. Kürtler silahlı güçleri kendilerinin güvencesi olarak görüyorlar’. (s.66)</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Silahsızlanma, Terhis, Topluma kazandırma</strong></p>
<p style="text-align: left;">Bu bağlamda Çandar ‘güven ortamının sağlanması ve sürdürülebilir olması ancak silahların sustuğu ve susturulduğu bir ortamda mümkün olabilir. Bu nedenle, PKK’nin eylemsizlik halinin sürekli kılınması gerekmektedir. PKK’nin eylemsizlik halinin konsolide edilmesi ise, Silahlı Kuvvetler başta olmak üzere, güvenlik kuvvetlerinin PKK’nin silahlı unsurlarına yönelik operasyonlarının durdurulmasını gerektirmektedir’ önerisinde bulunuyor. (s.86) Yani mesele bütün silahlar.</p>
<p style="text-align: left;">Çatışma çözümlerinde sorunların topyekûn ele alınması ve zamana yayılması önemli. Çünkü sonuçta silahsızlanma silah bırakma kadar zihniyetin de silahsızlanması demek. Bu anlamda silah bırakma, silahlıların bir şekilde toplum hayatına dâhil olmaları da demek. Kavram literatürde ‘<strong>Disarmament, Demobilisation, Reintegration</strong>’ yani ‘<strong>Silahsızlanma, Terhis, Topluma kazandırma</strong>’ olarak geçer. Unutmayalım ki pekçok ülkede dünün ‘teröristleri’ bugünün siyasetçileridir.</p>
<p style="text-align: left;">Avuçiçi kadar Kuzey İrlanda&#8217;da silah bırakma işi onüç yılda tamamlandı ve sürece nezaret eden Uluslararası Komisyon daha geçen yılın Şubat’ında lağvedildi. Kuzey İrlanda’da müzakerelere başlamanın önkoşulu IRA’nın silah bırakması değildi ama silah bırakma, nihaî anlaşmanın koşuluydu. Müzakereyle silahsızlanma eşzamanlı yürüdü ve anlaşma anında silah artık yoktu. Bunu Türkiye’ye uyarlarsak, <strong>‘silahla çözüm olmaz’ genel ilkesiyle ‘çözüm için silah bırakılsın’ önkoşulu arasında nicelik ve nitelik açısından büyük fark var.</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>İrade zamanı</strong></p>
<p style="text-align: left;">Silvan sonrasında şiddet lobisi zincirinden boşandı. Yaz karanlığı, biran evvel toparlanmamız gerektiğini gösteriyor. Sorumluluk basın, kanaat önderleri ve siyasette. Ama sorumluluğun büyüğü yine hükümete düşüyor, sadece hükümet olduğu için. Hükümetin çözüm konusunda kalıcı adımlar atması için gereken veri ve ortam hiç olmadığı kadar mevcut. Ama belki eksik olan ya da çok fazla olan, hükümetin özgüveni! İşte bu yüzden arabuluculuğa ihtiyaç olabilir. Bu, Kürt çatışmasının uluslararasılaşması demek değil. Tarafların, çatışmanın galibinin olamayacağı algısı (stalemate) ve çözümün bedelinin çözümsüzlüğün bedelinden daha hafif olacağı hesabını kendilerine hatırlatacak bir kolaylaştırıcının varlığı demek.</p>
<p style="text-align: left;">Türkiye’de sokak ve siyaset, daha ‘<strong>conflict fatigue’</strong> yani ‘<strong>çatışma yorgunu</strong>’ aşamasına gelinmediğini gösteriyor. ‘Analar ağlamasın’dan çok ‘kana kan intikam’ kokan bu ortamda herkesi sorumluluğa davetten başka ne yapılabilir?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.durde.org/2011/07/silah-birakmanin-yolu-guven-guvenin-yolu-siyaset/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

