Cengiz Aktar

Geçen hafta ‘ne tuhaf tesadüftür ki derin bir yalnızlık ifade eden Hrant Dink kararı, kalabalık bir erkânının teveccühüne mazhar olan Denktaş cenazesiyle aynı güne rastladı’ diyorduk.  Tuhaf tesadüf bu hafta da sürüyor. Pazartesi, Fransız Senatosu inkârı cezalandıran yasa teklifini kabul etti. Böylece ve Anayasa Konseyi yasayı geri çevirse de, 2015’e doğru çok kritik bir eşiğe gelindi. Aynı gün süren Kıbrıs müzakereleri bağlamında BM Genel Sekreteri adadaki tarafları New York Greentree’de topladı ve bu konuda da kritik bir eşiğe gelindi.

Türkiye’nin 19. yüzyıldan bu yana taşıdığı, Osmanlının parçalanma ve ulus-devlet inşaları döneminin husumet zihniyetiyle şekillenmiş ve bugün hâlâ aynı zihniyetle ele alınan bu iki konu önümüzde duruyorlar. Ancak her ikisinde de şu veya bu şekilde sanki yolun sonuna yaklaşıldığı görünümü hâkim.

Devamını okuyun »

Eki 222011
 

KCK yapılanmasının paralel bir idare olduğu konusunda giderek yaygınlaşan bir kanaat var. Yakın zamanda bunun örneği Kosova idi. Hatırlayalım: 1989’da, daha dağılmamış olan Yugoslavya’nın federe cumhuriyeti Sırbistan’ın çiçeği burnunda başkanı Slobodan Miloşeviç, Kosova’nın Gazimestan anıtında I.Kosova Meydan Muharebesi’nin Sırp kaynaklarına göre 600. yıldönümü 28 Haziran 1989 günü çoğunluğu Sırp bir milyon kişiyi toplamıştı. Yakın tarihçiler mitingi Yugoslavya’nın yedi ülkeye bölünmesiyle sona erecek kanlı Yugoslav savaşlarının milâdı olarak kayda geçirirler. Yugoslavya’nın hâkim milleti Sırplar o tarihten itibaren aldıkları adaletsiz ve hatalı kararlar sonucunda diğer unsurları karşılarına aldılar ve çıkan çatışmalar sonucunda ülkenin beşerî ve iktisadî altyapısının çökmesini hazırladılar. Zor kullanarak yapmak istediklerinin hiçbirini yapamadıkları gibi kendi cumhuriyetlerini dahi muhafaza edemediler. Sırbistan Federe Cumhuriyeti, Karadağ ve ondan önce de Kosova’yı kaybetti. Kosova’nın bağımsızlaşma sürecine bir göz atalım. Devamını okuyun »

Rapor haftası

 Makale/Söyleşi  Yorumlar Kapalı
Eki 142011
 

Cengiz Aktar

İlerleme raporu Çarşamba açıklandı. Bugünün canalıcı sorusu şu: Türkiye’nin değişimi, dönüşümü ve bölgenin istikrarı için AB’nin herhangi anlam ve önemi kaldı mı? AB Bakanlığı’nın gayretlerini ayrı tutarsak hükümetin iç ve dış politika tercihleri AB’nin Türkiye ve bölge için bir anlam ve önemi kalmadığını söylüyor bize.  Ama rapora bakılırsa AB norm, standart, ilke ve değerleri Türkiye’nin dönüşümü ve bunun bölgeye yapacağı katkı açısından hâlâ anlamlı ve önemli. Devamını okuyun »

 

Cengiz Aktar

Eğitim, futbol, siyaset, medya, sonbahar, bütün sezonlar başlıyor. Toplumun her kesiminde fırtına öncesi tuhaf, tarifsiz, rahatsız edici bir kadercilik… Diyarbakır, Ankara veya İstanbul, nerede olursa olsun ortalıkta derin bir tedirginlik var. Türkiye nefesini tutmuş Kürt çatışmasının nereye varacağını tahmin etmeye çalışıyor. İlk terör saldırıları sonrasında fışkıran intikam nidaları belki ilk kez bir çatışma yorgunluğuna dönüşmüş gibi. Devamını okuyun »

Eyl 102011
 

Cengiz Aktar

Yaz yavaşça sona eriyor. Akdeniz’in suyu, kumu, güneşinden sonra sonbaharda petrolü, gazı gündeme gelecek gibi. Doğu Akdeniz’de petrol ve gaz arama konusu yeni değil. Ama Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından Mavi Marmara katliamının sorumlularını belirlemek üzere kurulan Palmer heyetinin raporunun hükümette yarattığı öfkeyle yeniden gündemin tepesine tırmandı. Konuya Türkiye’nin penceresinden bakmaya çalışalım. Devamını okuyun »

Tem 022011
 

Cengiz Aktar

Meclisin meşruiyet krizi konusunda geçen haftaki yazının sonunda ‘Başbakan hâlâ bekleniyor’ diyorduk, bir hafta sonra hâlâ bekleniyor. Bütün hafta bir yanda hukukî çözüm arayışları diğer yanda kimseleri muhatap almayan hâkim millet temsilcisi AKP kurmayının afra tafrasıyla geçti. Karşısındakini muhatap alma babında tek dişe dokunur gelişme Cumhurbaşkanı’nın dün Kılıçdaroğlu ile yaptığı bugün de Elçi ve Türk ile yapacağı görüşme. Bu arada siyasî magazine ‘yemin krizi’ olarak geçen gelişmelerin Ortaçağ kokan ve hiçbir denetlenebilirliği olmayan yemin kısmı için Beyaz Nokta’nın ‘Seçilmişler İçin Etik Güvence’ (www.beyaznokta.org.tr) önerisini hatırlatayım. Devamını okuyun »

 

 Cengiz Aktar

Gelişmeler yenilir yutulur olmadığı gibi demokrasinin istikbali açısından son derece kaygı verici. Gazetecilerin şeffaf olmayan bir biçimde ve demokratik teamüle aykırı olarak derdest edilip tutuklanmaları konusunda söylenecek ziyadesiyle söylendi. İlâve edeceğim şu: AB epeyidir basın-ifade özgürlüğünün önündeki engelleri, 2002-2004 döneminde müzakerelere başlama yolunda yapılan reformlardan geri dönüş olarak değerlendiriyor. Seçim sonrasında 24 Haziran AB zirvesi esnasında bugüne kadar hiç duyulmamış olan ‘müzakereleri askıya alma’ önerisi gündeme gelebilir. Önerinin kabul edilme şansı olmasa bile bunun ağza dahi alınması karizmayı fena çizer. Başbakan faturadan söz ediyordu. Bu işin faturası bütün memlekete çıktı bile! Devamını okuyun »

 

Cengiz Aktar:

Bu yılki elçiler konferansında zikredilen hedefleri dinleyince aklıma Ekonomik İşbirliği ve  Kalkınma Teşkilâtı OECD’ye 1983’te yapılmış bir başvurunun hikâyesi geldi. Hariciyeci    dostlarımı tenzih ederek söze girelim.

Başvurunun amacı önemli mevkilerde çalışan orta dereceli bürokratların uluslararası  müzakere ortamında ve özellikle AB ile yapılacak müzakerelerde yetenek ve becerilerini  artırmaktır. (Özal hükümetinin AB üyelik başvurusuna hazırlandığı döneme rastladığını hatırlatayım.) Eğitime Başbakanlık, Maliye, Dışişleri, DPT gibi kurumlardan 28-40 yaş arası ve asgarî 6 yıllık deneyim sahibi bürokrat katılır. Saygın Avrupalı meslekî eğitim kuruluşları bin kadar bürokrata Türkiye ve yurtdışında 60’tan fazla seminer düzenler. Devamını okuyun »

Rapor haftası

 Makale/Söyleşi  Yorumlar Kapalı
Kas 082010
 

Cengiz Aktar:

Yarın rapor açıklanıyor. Avrupa Komisyonu’nun 1998’den bu yana her yıl açıkladığı, Türkiye’nin AB üyeliği yolunda attığı veya atamadığı ve artık atmadığı adımları kayda geçiren İlerleme Raporu. Bir nevi yıllık Türkiye fotoğrafı… Rapor beş yıl öncesine kadar, yayımlanacağı dönemde manşetlerden inmezdi. Raporun içeriği ince elenip sık dokunur, toplumun her kesimi kendisini ilgilendiren konuyu raporda yazanla gündeme taşırdı. Rapor Türkiye’nin değişim süreci ve demokrasi arayışının ana kerteriz noktası olarak gündemde yerini alırdı. Siyaset bilimi ağzıyla konuşacak olursak rapor, AB ile Türkiye arasındaki pozitif şartlılık ilkesinin yıllık sicil tutanağı niteliğindeydi. Pozitif şartlılık: üyelik perspektifine karşılık reform. Devamını okuyun »

© 2010 Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe! Girişimi © Web sitesindeki içerik, kaynak gösterilerek kullanılabilir. Suffusion theme by Sayontan Sinha