Nis 162012
 

Cengiz Aktar

Canlılar keyiften göç etmez, mecburiyetten eder. Zorunlu göç ve iltica durumu ise insanın içine düştüğü en beter durumdur. Mülteciler, yeri yurdu dahi olmadığından yoksuldan da yoksul, sadece toplu halde denizde boğulduklarında veya kamyon kasalarında nefessiz kalıp telef olduklarında haber olan lânetlilerdir. Mülteciler kendi devletlerinden gördükleri kötü muameleye boyun eğmediklerinden, gitmek zorunda kaldıkları yabancı diyarlarda suç işlemiş muamelesi görürler. Onlara daima şüpheyle bakılır. Bu, iltica edilen bütün ülkelerin yönetimleri için geçerlidir. http://www.durde.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/wordpress/img/trans.gif Devamı… »

Mar 092012
 

Cengiz Aktar

Azerbaycan Türkiye’nin iyi tanıdığı bir ülke değil. Soğuk Savaş sonrasında, hayretler içinde keşfedilen ‘Balkanlardan Çin’e uçsuz bucaksız Türk Dünyası’nın fertlerinden biri. Moldova’da ‘ortaya çıkan’ Hıristiyan Gagauz Türkler karşısındaki şaşkınlığı iyi hatırlarım. Soydaşlarla anlaşmak için Türkçe değil Rusça konuşmak gerektiğindeki hayal kırıklığını da. Halen geçerli. Bu ‘yeni dünya’ o vakitler epeyi bir iştah kabartmış ancak arkası gelmemişti. Türkiye’nin özellikle doğusunda kalan kardaşlarla ticaret ve inşaat dışında başka ortaklıklar için etnik kökenin yetmeyeceği kendiliğinden anlaşılıvermişti. Nitekim yakınlarda bir bilimsel bir gen haritası çalışması, ırksal olarak bu coğrafyalarla pek bir ortaklığımız olmadığını, geçen hafta ziyarette bulunan Türkmenistan diktatörüyle olduğu varsayılan ‘kemik kardeşliğimize’ rağmen ortaya çıkardı. Ve aksine, buradaki farklı unsurların gen ortaklığı vurgulandı. Şaşırılacak bir şey yok! Ama uzaklığın yanında bilgi de yetersiz kaldı. Bugün Türkiye’de bu ülkelerle ilgili, pantürkçü, kavmiyetçi araştırma kuruluşları dışında bağımsız ve tarafsız bir bilgi birikiminden bahsetmek, birkaç istisna dışında mümkün değil.  Devamı… »

Oca 272012
 

Cengiz Aktar

Geçen hafta ‘ne tuhaf tesadüftür ki derin bir yalnızlık ifade eden Hrant Dink kararı, kalabalık bir erkânının teveccühüne mazhar olan Denktaş cenazesiyle aynı güne rastladı’ diyorduk.  Tuhaf tesadüf bu hafta da sürüyor. Pazartesi, Fransız Senatosu inkârı cezalandıran yasa teklifini kabul etti. Böylece ve Anayasa Konseyi yasayı geri çevirse de, 2015’e doğru çok kritik bir eşiğe gelindi. Aynı gün süren Kıbrıs müzakereleri bağlamında BM Genel Sekreteri adadaki tarafları New York Greentree’de topladı ve bu konuda da kritik bir eşiğe gelindi.

Türkiye’nin 19. yüzyıldan bu yana taşıdığı, Osmanlının parçalanma ve ulus-devlet inşaları döneminin husumet zihniyetiyle şekillenmiş ve bugün hâlâ aynı zihniyetle ele alınan bu iki konu önümüzde duruyorlar. Ancak her ikisinde de şu veya bu şekilde sanki yolun sonuna yaklaşıldığı görünümü hâkim.

Devamı… »

Eki 222011
 

KCK yapılanmasının paralel bir idare olduğu konusunda giderek yaygınlaşan bir kanaat var. Yakın zamanda bunun örneği Kosova idi. Hatırlayalım: 1989’da, daha dağılmamış olan Yugoslavya’nın federe cumhuriyeti Sırbistan’ın çiçeği burnunda başkanı Slobodan Miloşeviç, Kosova’nın Gazimestan anıtında I.Kosova Meydan Muharebesi’nin Sırp kaynaklarına göre 600. yıldönümü 28 Haziran 1989 günü çoğunluğu Sırp bir milyon kişiyi toplamıştı. Yakın tarihçiler mitingi Yugoslavya’nın yedi ülkeye bölünmesiyle sona erecek kanlı Yugoslav savaşlarının milâdı olarak kayda geçirirler. Yugoslavya’nın hâkim milleti Sırplar o tarihten itibaren aldıkları adaletsiz ve hatalı kararlar sonucunda diğer unsurları karşılarına aldılar ve çıkan çatışmalar sonucunda ülkenin beşerî ve iktisadî altyapısının çökmesini hazırladılar. Zor kullanarak yapmak istediklerinin hiçbirini yapamadıkları gibi kendi cumhuriyetlerini dahi muhafaza edemediler. Sırbistan Federe Cumhuriyeti, Karadağ ve ondan önce de Kosova’yı kaybetti. Kosova’nın bağımsızlaşma sürecine bir göz atalım. Devamı… »

Rapor haftası

 Makale/Söyleşi  Yorumlar Kapalı
Eki 142011
 

Cengiz Aktar

İlerleme raporu Çarşamba açıklandı. Bugünün canalıcı sorusu şu: Türkiye’nin değişimi, dönüşümü ve bölgenin istikrarı için AB’nin herhangi anlam ve önemi kaldı mı? AB Bakanlığı’nın gayretlerini ayrı tutarsak hükümetin iç ve dış politika tercihleri AB’nin Türkiye ve bölge için bir anlam ve önemi kalmadığını söylüyor bize.  Ama rapora bakılırsa AB norm, standart, ilke ve değerleri Türkiye’nin dönüşümü ve bunun bölgeye yapacağı katkı açısından hâlâ anlamlı ve önemli. Devamı… »

Eki 012011
 

Cengiz Aktar

Eğitim, futbol, siyaset, medya, sonbahar, bütün sezonlar başlıyor. Toplumun her kesiminde fırtına öncesi tuhaf, tarifsiz, rahatsız edici bir kadercilik… Diyarbakır, Ankara veya İstanbul, nerede olursa olsun ortalıkta derin bir tedirginlik var. Türkiye nefesini tutmuş Kürt çatışmasının nereye varacağını tahmin etmeye çalışıyor. İlk terör saldırıları sonrasında fışkıran intikam nidaları belki ilk kez bir çatışma yorgunluğuna dönüşmüş gibi. Devamı… »

Eyl 102011
 

Cengiz Aktar

Yaz yavaşça sona eriyor. Akdeniz’in suyu, kumu, güneşinden sonra sonbaharda petrolü, gazı gündeme gelecek gibi. Doğu Akdeniz’de petrol ve gaz arama konusu yeni değil. Ama Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri tarafından Mavi Marmara katliamının sorumlularını belirlemek üzere kurulan Palmer heyetinin raporunun hükümette yarattığı öfkeyle yeniden gündemin tepesine tırmandı. Konuya Türkiye’nin penceresinden bakmaya çalışalım. Devamı… »

Tem 022011
 

Cengiz Aktar

Meclisin meşruiyet krizi konusunda geçen haftaki yazının sonunda ‘Başbakan hâlâ bekleniyor’ diyorduk, bir hafta sonra hâlâ bekleniyor. Bütün hafta bir yanda hukukî çözüm arayışları diğer yanda kimseleri muhatap almayan hâkim millet temsilcisi AKP kurmayının afra tafrasıyla geçti. Karşısındakini muhatap alma babında tek dişe dokunur gelişme Cumhurbaşkanı’nın dün Kılıçdaroğlu ile yaptığı bugün de Elçi ve Türk ile yapacağı görüşme. Bu arada siyasî magazine ‘yemin krizi’ olarak geçen gelişmelerin Ortaçağ kokan ve hiçbir denetlenebilirliği olmayan yemin kısmı için Beyaz Nokta’nın ‘Seçilmişler İçin Etik Güvence’ (www.beyaznokta.org.tr) önerisini hatırlatayım. Devamı… »

Mar 072011
 

 Cengiz Aktar

Gelişmeler yenilir yutulur olmadığı gibi demokrasinin istikbali açısından son derece kaygı verici. Gazetecilerin şeffaf olmayan bir biçimde ve demokratik teamüle aykırı olarak derdest edilip tutuklanmaları konusunda söylenecek ziyadesiyle söylendi. İlâve edeceğim şu: AB epeyidir basın-ifade özgürlüğünün önündeki engelleri, 2002-2004 döneminde müzakerelere başlama yolunda yapılan reformlardan geri dönüş olarak değerlendiriyor. Seçim sonrasında 24 Haziran AB zirvesi esnasında bugüne kadar hiç duyulmamış olan ‘müzakereleri askıya alma’ önerisi gündeme gelebilir. Önerinin kabul edilme şansı olmasa bile bunun ağza dahi alınması karizmayı fena çizer. Başbakan faturadan söz ediyordu. Bu işin faturası bütün memlekete çıktı bile! Devamı… »

Oca 112011
 

Cengiz Aktar:

Bu yılki elçiler konferansında zikredilen hedefleri dinleyince aklıma Ekonomik İşbirliği ve  Kalkınma Teşkilâtı OECD’ye 1983’te yapılmış bir başvurunun hikâyesi geldi. Hariciyeci    dostlarımı tenzih ederek söze girelim.

Başvurunun amacı önemli mevkilerde çalışan orta dereceli bürokratların uluslararası  müzakere ortamında ve özellikle AB ile yapılacak müzakerelerde yetenek ve becerilerini  artırmaktır. (Özal hükümetinin AB üyelik başvurusuna hazırlandığı döneme rastladığını hatırlatayım.) Eğitime Başbakanlık, Maliye, Dışişleri, DPT gibi kurumlardan 28-40 yaş arası ve asgarî 6 yıllık deneyim sahibi bürokrat katılır. Saygın Avrupalı meslekî eğitim kuruluşları bin kadar bürokrata Türkiye ve yurtdışında 60’tan fazla seminer düzenler. Devamı… »