<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe! &#187; Nefret söylemi</title>
	<atom:link href="http://www.durde.org/tag/nefret-soylemi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.durde.org</link>
	<description>Ji Nîjadperestî û Neteweperestiyê re Bêje Bise! • Say Stop to Racism and Nationalism!</description>
	<lastBuildDate>Mon, 21 May 2012 13:55:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Türk Tarih Kurumu Ermeni Masası Başkanı Kemal Çiçek görevden alınsın!</title>
		<link>http://www.durde.org/2012/05/turk-tarih-kurumu-ermeni-masasi-baskani-kemal-cicek-gorevden-alinsin/</link>
		<comments>http://www.durde.org/2012/05/turk-tarih-kurumu-ermeni-masasi-baskani-kemal-cicek-gorevden-alinsin/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 May 2012 13:26:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[DurDe Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>
		<category><![CDATA[Etnik ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret söylemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.durde.org/?p=5490</guid>
		<description><![CDATA[25 Nisan 2012 Çarşamba günü CNN Türk’te, Ahmet Hakan’ın sunduğu “Tarafsız Bölge” programında Türk Tarih Kurumu Ermeni Masası Başkanı Kemal Çiçek bir Ermeni yurttaşımız nezdinde tüm Ermenilere tehdit ve gözdağı anlamına gelecek şekilde “Böyle konuşursan Türk toplumunun tepkisiyle karşılaşırsın. Sonun California olur” cümlelerini sarf etti. 24 Nisan soykırım anmalarının ertesi günü, soykırımı ve soykırımdan kurtulan Ermenilerin <a href='http://www.durde.org/2012/05/turk-tarih-kurumu-ermeni-masasi-baskani-kemal-cicek-gorevden-alinsin/' class='excerpt-more'>» Devamını okuyun</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.durde.org/2012/05/turk-tarih-kurumu-ermeni-masasi-baskani-kemal-cicek-gorevden-alinsin/garo-paylan/" rel="attachment wp-att-5491"><img class="alignleft size-full wp-image-5491" title="garo-paylan" src="http://www.durde.org/wp-content/uploads/2012/05/garo-paylan.jpg" alt="" width="200" height="269" /></a>25 Nisan 2012 Çarşamba günü CNN Türk’te, <strong>Ahmet Hakan</strong>’ın sunduğu <strong>“Tarafsız Bölge”</strong> programında Türk Tarih Kurumu Ermeni Masası Başkanı <strong>Kemal Çiçek</strong> bir Ermeni yurttaşımız nezdinde tüm Ermenilere tehdit ve gözdağı anlamına gelecek şekilde <em>“Böyle konuşursan Türk toplumunun tepkisiyle karşılaşırsın. Sonun California olur” </em>cümlelerini sarf etti.</p>
<p>24 Nisan soykırım anmalarının ertesi günü, soykırımı ve soykırımdan kurtulan Ermenilerin göç etmek zorunda kalmalarını çağrıştırarak söylenen bu sözler TCK 216. Madde uyarınca “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek” suçudur. Kemal Çiçek kullandığı nefret söylemiyle sadece dostumuz <strong>Garo Paylan</strong>’ı değil tüm Türkiyeli Ermenileri bir kez daha tehdit etmiş ve hedef göstermiştir.<span id="more-5490"></span></p>
<p>Bu ırkçı zihniyet karşısında <strong>Garo Paylan</strong>’ın ve tüm Ermeni yurttaşlarımızın yanında olduğumuzu ilan ediyor, hükümeti Kemal Çiçek’i görevden almaya ve 21. Yüzyılda hâlâ yurttaşların bir bölümünü ‘yabancı’ sayan <strong>‘Ermeni Masası’</strong>nı lağvetmeye çağırıyoruz.</p>
<p>Bu çerçevede, İnsan Hakları Derneği, İstanbul Şubesi Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon’un <strong>3 Mayıs 2012</strong>’de (yarın) <strong>Çağlayan</strong>’da, <strong>13:30</strong>’da, Kemal Çiçek hakkında bulunacağı suç duyurusunu yerinde buluyor ve tüm katılımcılarımızı da desteklemeye davet ediyoruz.</p>
<p>Programın sunucusu Ahmet Hakan’ı da 1980 döneminde uygulanan “karıştır-barıştır” mantığıyla hazırlanan ve zayıf tarafta kalanları rencide eden program formatını gözden geçirmeye çağırıyoruz.</p>
<p><strong>Irkçılığa ve Milliyetçiliğe</strong></p>
<p><strong>DurDe Girişimi</strong></p>
<p>2 Mayıs 2012</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.durde.org/2012/05/turk-tarih-kurumu-ermeni-masasi-baskani-kemal-cicek-gorevden-alinsin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Tarih Kurumu Ermeni Masası Başkanı Kemal Çiçek hakkında suç duyurusu</title>
		<link>http://www.durde.org/2012/05/turk-tarih-kurumu-ermeni-masasi-baskani-kemal-cicek-hakkinda-suc-duyurusu/</link>
		<comments>http://www.durde.org/2012/05/turk-tarih-kurumu-ermeni-masasi-baskani-kemal-cicek-hakkinda-suc-duyurusu/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 02 May 2012 12:11:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeniler]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret söylemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.durde.org/?p=5465</guid>
		<description><![CDATA[25 Nisan 2012 Çarşamba günü CNN Türk&#8217;te &#8220;Tarafsız Bölge&#8221; programında Türk Tarih Kurumu Ermeni Masası Başkanı Kemal Çiçek SUÇ İŞLEMİŞTİR. Ermeni toplumunun eğitimden sorumlu yöneticisi ve sözcüsü Garo Paylan’ı TEHDİT ETMİŞTİR. Tıpkı Hrant Dink’in Valiliğe çağırılıp kendisine  böyle davranmaya devam ederse “başına işler gelebileceği”nin hatırlatılması gibi, en çok izlenen TV kanallarından birinde, milyonlarca izleyicinin önünde,  <a href='http://www.durde.org/2012/05/turk-tarih-kurumu-ermeni-masasi-baskani-kemal-cicek-hakkinda-suc-duyurusu/' class='excerpt-more'>» Devamını okuyun</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.durde.org/2012/05/turk-tarih-kurumu-ermeni-masasi-baskani-kemal-cicek-hakkinda-suc-duyurusu/kemal-cicek-ermeni-masasi/" rel="attachment wp-att-5466"><img class="alignleft  wp-image-5466" title="kemal-cicek-ermeni-masasi" src="http://www.durde.org/wp-content/uploads/2012/05/kemal-cicek-ermeni-masasi-300x276.jpg" alt="" width="240" height="221" /></a>25 Nisan 2012 Çarşamba günü CNN Türk&#8217;te &#8220;Tarafsız Bölge&#8221; programında Türk Tarih Kurumu Ermeni Masası Başkanı Kemal Çiçek SUÇ İŞLEMİŞTİR. Ermeni toplumunun eğitimden sorumlu yöneticisi ve sözcüsü Garo Paylan’ı TEHDİT ETMİŞTİR.</p>
<p>Tıpkı Hrant Dink’in Valiliğe çağırılıp kendisine  böyle davranmaya devam ederse “başına işler gelebileceği”nin hatırlatılması gibi, en çok izlenen TV kanallarından birinde, milyonlarca izleyicinin önünde,  “böyle konuşursa Türk toplumunun tepkisiyle karşılaşacağı”nı söylemiştir.  “Senin de sonun California” olur diyerek, ırkçı cinayetlerin ideolojisini temsil eden “YA SEV YA TERK ET” sloganını Garo Paylan’ın yüzüne ve milyonlarca izleyiciye söylemiştir.<span id="more-5465"></span></p>
<p>AHMET HAKAN defalarca sahip olduğu medya olanağını Ermeni konuklarının  haysiyetiyle oynayanlara, incitenlere, anılarına saygısızlık edenlere bir ödül gibi, bir armağan gibi sunuyor. Bu kez büyük bir iktidar aracı olan programı aracılığıyla Ermeni konuğunun tehdit edilmesine olanak sağlamıştır. Bundan rahatsızlık duymak bir yana, programının sonunda tekrar tekrar “güzel olan burada böyle tartışabilmemizdir” diyerek tehdit edimini onaylamış, onaylamakla kalmayarak güzellemiştr!</p>
<p>Suç duyurumuz çerçevesinde Savcı’dan, tüm tehdit ve sözlü saldırılara tanıklık eden Ahmet Hakan’ın tanık olarak dinlenmesini talep ediyoruz.</p>
<p>İHD İstanbul Şubesi Irkçılık ve Ayrımcılığa Karşı Komisyon olarak suç duyurusunda bulunmamızın nedeni Komisyonumuzun faaliyet alanıdır. Çünkü  burada tehdit edilen sadece GARO PAYLAN değildir. Onun şahsında resmi söyleme karşı çıkan bütün Ermeniler ve aynı duygu ve düşünceleri paylaşan  bütün insan hakları savunucuları, ırkçılık ve ayrımcılık karşıtlarıdır.</p>
<p>Basın emekçilerini tepkimizi duyurmaya,  Garo Paylan&#8217;a yapılanı kendisine yapılmış gibi hisseden herkesi de suç duyurumuza destek olmaya davet ediyoruz.</p>
<p><strong>İNSAN HAKLARI DERNEĞİ İSTANBUL ŞUBESİ</strong></p>
<p><strong>IRKÇILIK VE AYRIMCILIĞA KARŞI KOMİSYON</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>YER: ÇAĞLAYAN ADLİYESİ B KAPISI</strong></p>
<p><strong>TARİH: 3 MAYIS 2012, PERŞEMBE</strong></p>
<p><strong>SAAT: 13:30</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.durde.org/2012/05/turk-tarih-kurumu-ermeni-masasi-baskani-kemal-cicek-hakkinda-suc-duyurusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nefret Suçuyla Mücadele [Söyleşi]</title>
		<link>http://www.durde.org/2012/02/nefret-sucuyla-mucadele-soylesi/</link>
		<comments>http://www.durde.org/2012/02/nefret-sucuyla-mucadele-soylesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Feb 2012 07:41:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Lewox</dc:creator>
				<category><![CDATA[Video/Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret suçları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.durde.org/?p=5204</guid>
		<description><![CDATA[Prof.Dr. Yasemin İnceoğlu NTV Nefret Suçuyla mücadele söyleşisi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><iframe src="http://www.youtube.com/embed/3HDrLO8WfRw?rel=0" frameborder="0" width="480" height="360"></iframe></p>
<p>Prof.Dr. Yasemin İnceoğlu NTV Nefret Suçuyla mücadele söyleşisi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.durde.org/2012/02/nefret-sucuyla-mucadele-soylesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“Nefret diline sessiz kalma!”</title>
		<link>http://www.durde.org/2012/02/nefret-diline-sessiz-kalma/</link>
		<comments>http://www.durde.org/2012/02/nefret-diline-sessiz-kalma/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Feb 2012 17:28:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Cengiz</dc:creator>
				<category><![CDATA[DurDe Açıklamaları]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni Soykırımı]]></category>
		<category><![CDATA[Hocalı]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret söylemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.durde.org/?p=5192</guid>
		<description><![CDATA[Hocalı düpedüz bir katliamdır. 26 Şubat 1992’de Rus ordusu destekli Ermeni birlikleri Hocalı’da 83’ü çocuk, 106’sı kadın olmak üzere 613 sivili vahşice katledip bölgedeki Azerileri kitlesel bir göçe zorladılar. Hedef Karabağ’da etnik temizlikti. Böyle bir katliam dünyanın neresinde ve hangi halka karşı yapılmış olursa olsun tereddütsüz lanetlenmelidir. Cezayir’de, Ruanda’da, ABD’de, Halepçe’de, Dersim’de, 2. Dünya Savaşı <a href='http://www.durde.org/2012/02/nefret-diline-sessiz-kalma/' class='excerpt-more'>» Devamını okuyun</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.durde.org/2012/02/nefret-diline-sessiz-kalma/antoura-yetimhanesi-halide-edip/" rel="attachment wp-att-5194"><img class="alignleft  wp-image-5194" title="antoura-yetimhanesi-halide-edip" src="http://www.durde.org/wp-content/uploads/2012/02/antoura-yetimhanesi-halide-edip.jpg" alt="" width="284" height="210" /></a>Hocalı düpedüz bir katliamdır. 26 Şubat 1992’de Rus ordusu destekli Ermeni birlikleri Hocalı’da 83’ü çocuk, 106’sı kadın olmak üzere 613 sivili vahşice katledip bölgedeki Azerileri kitlesel bir göçe zorladılar. Hedef Karabağ’da etnik temizlikti. Böyle bir katliam dünyanın neresinde ve hangi halka karşı yapılmış olursa olsun tereddütsüz lanetlenmelidir. Cezayir’de, Ruanda’da, ABD’de, Halepçe’de, Dersim’de, 2. Dünya Savaşı sırasında Almanya ve tüm Avrupa’da, 1915’te tüm Anadolu’da da çeşitli halklar, egemen devletler tarafından benzer bir zihniyetle katledildiler.<span id="more-5192"></span></p>
<p>Ama bu katliamları ne Cezayir’de Fransızlar, ne ABD’de Amerikalılar, ne Halepçe’de Araplar, ne Dersim’de Türkler, ne Hocalı’da Ermeniler yaptı. 2. Dünya Savaşı’nda başta Yahudiler olmak üzere pek çok kimliği yok etmeye çalışan Almanlar değil Nazilerdi. Tıpkı 1915’te Ermenileri katledenin Türkler değil İttihat ve Terakkiciler olması gibi. Bu katliamları yapanlar halklar değil egemen devletler ve onların kışkırttığı bazı sivil gruplardı. Bu gibi katliamları kınarken hedef şaşar ve katliam sorumluları yerine topyekûn halklar suçlu ilan edilirse bunun varacağı tek menzil düşmanlık ve kindir. <strong>İhtiyacımız olan bu mudur?</strong></p>
<p><strong></strong>Hocalı Katliamı’nın 20. yılında Taksim’de bir protesto mitingi çağrısı yapan afişlerde ise tam da bu hedef sapması yer alıyor. Afişlerde öne çıkan slogan <strong>“Ermeni yalanına sessiz kalma!”</strong>. Bu, Türkiye’de çok alışık olduğumuz bir nefret dili. Dünyanın hangi parlamentosunda Ermeni Soykırımı ile ilgili bir tartışma yaşansa bu dil refleks biçiminde devreye girip Ermeniler aşağılanmaya, şeytanlaştırılmaya, tehdit edilmeye başlanıyor.</p>
<p>Bu miting çağrısında bir kötü niyet var. Çağrıda öne çıkarılan şey Hocalı kurbanlarının anılması, sorumluların bulunup yargılanması, bir daha böyle katliamların yaşanmaması değil, “Ermeni yalanı”. “Hepimiz Hocalılıyız, Hepimiz Mehmetiz” sloganı ile de “Hepimiz Hrant’ız, Hepimiz Ermeniyiz” sloganına rekabet edildiği apaçık. Halepçe’yi anan Kürtler <strong>“Arap yalanına sessiz kalma!”</strong> veya Dersim ile 1915’i anan Kürt ve Ermeniler <strong>“Türk yalanına sessiz kalma!” </strong>demiyor. Halepçe’de Saddam’ı, Dersim’de tek parti rejimini, 1915’te İttihat ve Terakki diktatörlüğünü işaret ediyorlar.</p>
<p>Oysa Hocalı için miting çağrısı yapanlar nefret söylemi kullanarak bir kez daha tüm Ermenileri düşman ilan ediyor. Ermeni Soykırımı tezini çürütmek için ucuz ve çok bildik bir yönteme başvuruyor. Bu dil ancak milliyetçilikleri çarpıştırmaya yarar. Bir katliamı bir başkasını gerekçe göstererek meşrulaştırmaya hizmet eder. Acılar satranç hamleleri gibi birbirinin karşısına yerleştirilerek yok edilemez. Acıları yarıştırarak değil barıştırarak azaltabiliriz.</p>
<p>Hocalı katliamından dolayı vicdanı sızlayan, kurbanlarını anmak ve sorumlulardan hesap sorulmasını talep etmek isteyenlere ve tüm ırkçılık karşıtlarına çağrımızdır:</p>
<p>Ermenilere yapılan zulmün üzerinin örtülmesi çabasıyla bütün Ermenilerin düşmanlaştırılmasına izin vermeyin. Bu ırkçı nefret, kin ve düşmanlık diline “sessiz kalmayın”.</p>
<p><strong>Irkçılığa ve Milliyetçiliğe</strong></p>
<p><strong>DurDe Girişimi</strong></p>
<p><a href="http://www.durde.org/">www.durde.org</a></p>
<p>25 Şubat 2012</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.durde.org/2012/02/nefret-diline-sessiz-kalma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Açık Radyo: Sevag Balıkçı’nın ölümü neden bir ‘nefret cinayeti’ örneği?</title>
		<link>http://www.durde.org/2012/02/sevag-balikcinin-olumu-neden-bir-nefret-cinayeti-ornegi/</link>
		<comments>http://www.durde.org/2012/02/sevag-balikcinin-olumu-neden-bir-nefret-cinayeti-ornegi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Feb 2012 08:43:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[Sevag İçin Adalet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.durde.org/?p=5170</guid>
		<description><![CDATA[Askerliğini yaparken öldürülen Sevag Balıkçı’nın ölümü neden bir ‘nefret cinayeti’ örneği? Açık Radyo&#8217;da Balık Gözü programında bu hafta Sevag İçin Adalet girişiminden Garo Paylan vardı. Zihin içine, dilin ardına gömülmüş nefret, kendisini her yerde gösterebiliyor. Balık Gözü’nde bu hafta ayrıca Statuko dergisinin yazarlarlarından Okan Baş’ın nefret söylemi örneği Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe’den Levent Şensever ile konuşuldu. Dinlemek için: http://www.acikradyo.com.tr/default.aspx?_mv=a&#38;aid=29501&#38;cat=100 <a href='http://www.durde.org/2012/02/sevag-balikcinin-olumu-neden-bir-nefret-cinayeti-ornegi/' class='excerpt-more'>» Devamını okuyun</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Askerliğini yaparken öldürülen Sevag Balıkçı’nın ölümü neden bir ‘nefret cinayeti’ örneği? Açık Radyo&#8217;da Balık Gözü programında bu hafta Sevag İçin Adalet girişiminden Garo Paylan vardı. Zihin içine, dilin ardına gömülmüş nefret, kendisini her yerde gösterebiliyor. Balık Gözü’nde bu hafta ayrıca <em>Statuko</em> dergisinin yazarlarlarından Okan Baş’ın nefret söylemi örneği Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe’den Levent Şensever ile konuşuldu.</p>
<p><span style="color: #000000;">Dinlemek için:</span></p>
<p><a href="http://www.acikradyo.com.tr/default.aspx?_mv=a&amp;aid=29501&amp;cat=100">http://www.acikradyo.com.tr/default.aspx?_mv=a&amp;aid=29501&amp;cat=100<span id="more-5170"></span></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kaynak: Açık Radyo</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.durde.org/2012/02/sevag-balikcinin-olumu-neden-bir-nefret-cinayeti-ornegi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kitap: Nefret Söylemi ve/veya Nefret Suçları</title>
		<link>http://www.durde.org/2012/01/kitap-nefret-soylemi-veveya-nefret-suclari/</link>
		<comments>http://www.durde.org/2012/01/kitap-nefret-soylemi-veveya-nefret-suclari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Jan 2012 06:04:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Lewox</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yayınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret suçları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.durde.org/?p=4844</guid>
		<description><![CDATA[Yazar: Yasemin İnceoğlu Yayınevi: Ayrıntı Yayınları Basım: 2012 ISBN: 978-975-539-630-9 Sayfa: 384 Kimlik bilinci ve kimliksel ayrışmayla paralel olarak belki de, ülkemizde son yıllarda yeni bir suç türünden ve fiilinden söz edilmeye başlandı: Nefret söylemi ve nefret suçları. Belki bu sınıfa giren söylem ve fiillerin tarihi daha eskilere dayanıyor ama anlaşılan o ki bunu çok <a href='http://www.durde.org/2012/01/kitap-nefret-soylemi-veveya-nefret-suclari/' class='excerpt-more'>» Devamını okuyun</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><a href="http://www.durde.org/2012/01/kitap-nefret-soylemi-veveya-nefret-suclari/nefret-soylemi-veya-nefret-suclari/" rel="attachment wp-att-4845"><img class="alignleft  wp-image-4845" title="nefret-soylemi-veya-nefret-suclari" src="http://www.durde.org/wp-content/uploads/2012/01/nefret-soylemi-veya-nefret-suclari.jpg" alt="" width="177" height="280" /></a></p>
<p>Yazar: Yasemin İnceoğlu<br />
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları<br />
Basım: 2012<br />
ISBN: 978-975-539-630-9<br />
Sayfa: 384</p>
<p style="text-align: left;">Kimlik bilinci ve kimliksel ayrışmayla paralel olarak belki de, ülkemizde son yıllarda yeni bir suç türünden ve fiilinden söz edilmeye başlandı: Nefret söylemi ve nefret suçları. Belki bu sınıfa giren söylem ve fiillerin tarihi daha eskilere dayanıyor ama anlaşılan o ki bunu çok uzun bir süre yalnızca maruz kalanlar hissetti. Nefret suçu, “sırf ‘farklı’ bir gruba mensup/ait olduğu gerekçesiyle kişilere/mülke karşı işlenen suçları” kapsıyor. Burada farklılığın ifadesi kişi, eylem ya da şey yere ve zamana göre değişerek, etnik köken, dil, din olabildiği gibi, cinsel tercihler, uzun saç, küpe, mülteciler, göçmenler ve engelliler de olabiliyor.<span id="more-4844"></span></p>
<p style="text-align: left;">Dolayısıyla, nefret söylemi ve nefret suçuna maruz kalan tüm grupların temsil edilmesi kaygısıyla oluşturulan bu kitapta yer alan tüm yazarlar, bu konuda çalışan, kafa yoran ve ter döken akademisyenler ve aktivistler; bazıları da nefret söylemi ve nefret suçlarından bizzat nasibini alanlar.</p>
<p style="text-align: left;">Hem düşünceleriyle hem de eylemleriyle hepimizin yakından bildiği ya da ismine aşina olduğu bu değerli katılımcılar ülkemizin fay hatları boyunca nefret söyleminin ve nefret suçlarının izini sürüyor. İşte bu noktada, suçun mağdurları ve onlara yönelik eylemlerle bir bir yüzleşiyoruz: azınlıklar, Romanlar, eşcinseller, travestiler, kadınlar… Liste uzayıp giderken, gerek yazılı ve görsel basında gerek internette nefretin kelimelerle nasıl buluştuğunu görüyoruz çaresizce. Ve neyse ki bu konuda çalışan sivil toplum kuruluşlarıyla tanışıyor, nefret söylemiyle mücadele ve nefret suçunu Ceza Kanunu kapsamına alma konusunda neler yapılabileceğini öğreniyoruz. Korku ve karamsarlık umuda kapı aralıyor böylece.</p>
<p style="text-align: left;">Bu kitap, nefret söylemi ve nefret suçları konusunda çok farklı kişi ve konuları bir şemsiye altında toplayarak bir ilki gerçekleştirdi. Ülkemizde bu konudaki farkındalığın oluşmasında bir nebze de olsa katkı sağlaması ve yapılacak olan çalışmalara önayak olması kitabın amaçlarından biri yalnızca.</p>
<p style="text-align: left;">İdeal olanı ise nefretten arındırılmış bir dünya.</p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Önsöz</strong><strong> </strong></p>
<p style="text-align: left;">Irkçılığa DurDe’den Levent Şensever ve Cengiz Alğan, 2009 yılında oluşturdukları Sosyal Değişim Derneği’nin yeni bir projesinde Danışma Kurulu üyesi olarak yer almam için davette bulundu. Daha sonra bu proje 2010 yılında, Ulusal Basında Nefret Suçları: 10 Yıl, 10 Örnek başlığıyla yayımlandı.</p>
<p style="text-align: left;">Geçen üç yıl içerisinde sayısını hatırlayamadığım kadar seminer, çalıştay, konferans ve televizyon programıyla kamuoyunu ve medyayı nefret söylemi/nefret suçları hakkında bilgilendirme ve farkındalık yaratma uğraşı verdik. Bu konuda Sosyal Değişim Derneği’nin yanı sıra, UHDV, İHGD, Pozitif Yaşam Derneği, Kaos GL’nin düzenlediği ulusal ve uluslararası toplantılara katıldım. Bir başka deyişle, bu süreç içerisinde hep beraber piştik. Gelinen şu noktada çabalarımızın boşuna olmadığını sevinerek görüyorum. Bu kitabın yayımlanması fikrini aklıma sokan kişi Ayrıntı Yayınları editörü Sevgili Abdullah Yılmaz. Hafızam yanıltmıyorsa 2009 TÜYAP Kitap Fuarı’nda Ayrıntı Yayınları’nın organize ettiği ve Umur Talu, Ali Erol, Denis Ojalvo ve benim katıldığım “Nefret Söylemi ve Nefret Suçları” paneli sonrasında Abdullah Bey benden bu kitabı derlememi rica etti. Bu kitap iki yıllık bir çalışmanın ürünü. Kitapta yer alan tüm yazarlar bu konuda çalışan, kafa yoran akademisyenler ve aktivistler; bazıları da bizzat nefret söylemi ve nefret suçundan nasibini alanlar. Kitabın içeriğini oluştururken, nefret söylemi ve nefret suçuna maruz kalan tüm grupların temsil edilme kaygısıyla yola çıktım ve inanıyorum ki bir iki eksikle de olsa kapsamlı bir çalışmaya imza atmış olduk.</p>
<p style="text-align: left;">Bu vesileyle yazarlara kitapta yer almayı kabul ettikleri ve değerli katkıları için teşekkürü borç bilirim. Yine kitabın yayımlanmasında gönülden destek veren Ayrıntı Yayınları çalışanlarına da şükranlarımı sunarım.</p>
<p style="text-align: left;">Başlık neden, “Nefret Söylemi ve/veya Nefret Suçları”? Birbirinden ayrı şeyler de olsalar, sonuçta birbirlerini besliyorlar ve özellikle de nefret söylemi nefret suçuna giden yolda ilk önemli adım; kitapta yer alan makalesininin başlığında, Baskın Hoca’nın isabetle belirttiği gibi, nefret söylemi nefret suçunun önkoşulu.</p>
<p style="text-align: left;">Kendini her zaman kin ve öfke dolu ifadelerle ortaya koymadığı ve hatta zaman zaman gayet normal göründüğü ve kanıksandığı için nefret söylemini teşhis etmek kolay olmayabilir. Nefret suçuna giden sürecin çıkış noktası olan, nefret suçunun önünü açan, onu teşvik eden, tahammülsüzlüğün ve hoşgörüsüzlüğün dışavurumu olan nefret söyleminde, hedef alınan gruplara “toplumda size yer yok” mesajı yinelenerek veriliyor; grup üyeleri pasifleştiriliyor/sessizleştiriliyor. Bu durum doğal olarak demokratik düzeni yıpratıyor; zira insanın en temel hakkı olan “yaşama ve katılım hakkını” elinden almış oluyorsunuz. Kaldı ki demokrasilerde “tercih” etmediğiniz, istemediğiniz insanlarla da beraber yaşamak zorundasınız; “onları istemiyorum” deme lüksünüz yok.</p>
<p style="text-align: left;">Ceren Sözeri ile birlikte hazırladığımız Nefret Suçlarında Medyanın Sorumluluğu : “Ya sev ya terk et ya da…” başlıklı  çalışmada, 2004-2007 yılları arasında anaakım medyada doğrudan Hrant Dink’i hedef alan ama asıl olarak etnik köken ya da dini farklılıklar temelinde nefret söylemi içeren haberler ve köşe yazıları incelendi. Araştırma sonucunda Türkiye’de azınlıklar ya da kendini azınlıkta hissedenlerin, geçmişi ve devletin resmi söylemini sorgulamaları durumunda, basının büyük kısmını elinde bulunduran milliyetçi muhafazakâr gazeteler ve gazeteciler tarafından ötekileştirildiği ve hedef gösterildiği, hatta “ülkeyi terk etmeye ya da sonuçlarına katlanmaya” varan tehditlere maruz kaldığı tespit edildi. Dink cinayeti ve sonrasında medyada nefret söylemini konu alan araştırmaların ortaya koyduğu vahim tabloya rağmen, bizzat uygulayıcılar açısından sağlıklı bir değerlendirme ve özeleştirinin yapıldığını ifade etmek hâlâ mümkün görünmüyor.</p>
<p style="text-align: left;">Nefret söylemi ile ifade özgürlüğü arasındaki sınır çok tartışmalı bir konu; bir hususun nefret söylemi kapsamına girdiğini iddia ettiğiniz yerde, ifade özgürlüğü ihlaline ilişkin eleştiriler gündeme geliyor.</p>
<p style="text-align: left;">Baskın Oran Hoca, Radikal ve Agos’ta önceden yayımlanmış yazılarını bu kitap için yeniden gözden geçirdi. Makalesinin adı, Maksimum Rezillik: Nefret Suçları ve Nefret Suçunun Önkoşulu: Nefret Söylemi. 2010 yılında Ahmet Türk ve Taner Yıldız’a yapılan saldırılar ile medyanın bu olayları “alkışlayıcı” tavrını eleştiren bu makalesinde ayrıca nefret suçunun önkoşulu olan nefret söylemine örnek olarak, Ordu Üniversitesi’nden bir öğretim üyesinin Ağustos 2011’de Radikal gazetesine verdiği demeçte kullandığı ifadelere değiniyor.</p>
<p style="text-align: left;">Hakan Ataman’ın Nefret Suçlarını Farklı Yaklaşımlar Çerçevesinden Ele Almak: Etik, Sosyo-Politik ve Bir İnsan Hakları Problemi Olarak Nefret Suçları başlıklı yazısında, genel olarak insan haklarıyla ilgili sorunlara, özel olarak ise nefret suçlarına geniş bir bağlamda ve zamana yayılan dinamik bir süreç olarak bakılmasının önemi üzerinde duruluyor. Yazar, sosyal bilimlerin, disiplinler arası bir perspektifle konuya yaklaşması, sorunu analiz etmesi ve çözüm odaklı çalışmasının, hem nefret suçlarına bir tepki olarak geliştirilen hukuki korumanın meşruiyetini sağlayacağı hem de hukuki bir sorun olduğu kadar etik, sosyo-politik ve bir insan hakları skandalı olarak nefret suçlarının temeline inerek neler yapılabileceği hakkında bizlere fikir vereceği hususunun altını ısrarla çiziyor.</p>
<p style="text-align: left;">Halen tartışmalı bir konu olan nefret söylemi, AB ülkelerinde bir suç olarak tanınmaya başlamasına rağmen, ABD’de düşünce özgürlüğüne vurgu yapılarak, özgürlüğe ancak “şiddeti teşvik etme” durumlarında kısıtlama getirileceği belirtiliyor. İfade özgürlüğü temel insan haklarından biri olsa da, bireyler kendi açıklamalarından doğabilecek potansiyel nefret söylemi konusunda dikkatli davranmalıdır. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, devletlere, ulusal yasalar çıkarmak için ortak ölçütler belirlemesini ve nefret söyleminin sahibi ile bunu yayımlayan medyayı birbirinden net olarak ayırt etmeyi öneriyor. Diğer yandan, Komite nefret söyleminin medya aracılığıyla yayılmasının da daha zararlı olacağını vurguluyor.</p>
<p style="text-align: left;">Ulaş Karan’ın Nefret İçerikli İfadeler, İfade Özgürlüğü ve Uluslararası Hukuk başlıklı çalışması, konuya bir giriş niteliğinde olup, nefret söylemi kavramının kapsamına, ifade özgürlüğüyle ilişkisine ve uluslararası düzeyde hukuk kuralları içerisindeki yerine odaklanıyor. Nefret söylemine hukuk alanında karşı çıkış aynı zamanda ifade özgürlüğünün sınırlanması anlamına geldiği için Ulaş Karan makalesinde bu konuya değiniyor ancak doğal olarak, ifade özgürlüğünün nefret söylemi dışındaki sınırlama sebepleri üzerinde durmuyor.</p>
<p style="text-align: left;">Asuman Aytekin İnceoğlu’nun Nefret Suçu Kavramı ve Türk Ceza Mevzuatı Açısından Değerlendirilmesi adlı makalesi, nefret suçu, nefret suçu mağduru kavramları ve Nefret Suçu ile Nefret Söylemi- Ayrımcılık Suçu-Soykırım Suçu Arasındaki Farklara değiniyor. Nefret Suçlarıyla Mücadele Nedenleri ve Türlerine yer veren çalışmada, Türk ceza mevzuatında ivedilikle nefret suçu tanımının yapılmasına; soruşturma ve kovuşturmanın önemine dikkat çekiliyor.</p>
<p style="text-align: left;">İnceoğlu’na göre, TCK’da nefret suçunun tanımlanması, cezai yaptırımların uygulanmasının yanı sıra, Meclis’te bir Nefret Suçu Komisyonu’nun oluşturulması da gerekiyor.</p>
<p style="text-align: left;">Türk Musevi Cemaati’nden Ester Zonana ve Yuda Reyna’nın ortaklaşa kaleme aldığı Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurulu Kanun Tasarısı Taslağı ve Nefret Suçları adlı yazıda, ayrımcılıkla ilgili anahtar kelime olan “bakış açısı ve zihniyet” üzerinde duruluyor. Yazıda, bu yasanın ve yasa ile kurulan “Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Kurulu”nun nefret suçları ve ayrımcılıkla mücadelede etkili olamayacağı irdeleniyor ve yapısı itibariyle tarafsız olarak nitelendirilemeyecek olan bu kurulun yetkilerinin sıralandığı 17 maddeden sadece bir tanesinin ayrımcılıkla ilgili olması da bu saptamayı bir anlamda teyit ediyor.</p>
<p style="text-align: left;">Türkiye’de nefret suçu kavramı, Hrant Dink cinayetiyle kamuoyunun gündemine oturdu. Geçmişte yaşanan 6-7 Eylül 1955 olayları, Sivas katliamı, Rahip Santoro cinayeti, Malatya katliamı, Seferihisar ve Kemalpaşa’daki linç girişimleri de nefret suçlarına çok çarpıcı örneklerden. Bu suçlar mağdurlara zarar vermekle kalmayıp, aynı grup üyelerine hoşgörüsüzlük, ayrımcılık ve önyargı iletilerini pekiştirici bir etkiyle gönderiyor ve bu gruplar toplumun diğer gruplarına/bireylerine adeta “düşman hedefler” olarak işaret ediliyor.</p>
<p style="text-align: left;">İnsan hakları mücadelesi çerçevesinde karşı çıkılması gereken nefret suçları, iki temel unsuru –ayrımcılık ve önyargıyı– bünyesinde barındırıyor. Hrant Dink yoğun bir “nefret söylemi” bombardımanı sonucunda “nefret” suçu cinayetine kurban gitti. Bazı gazeteler Dink’i hedef gösterdi/etiketledi/ötekileştirdi ve yalnızlaştırdı. Dink cinayeti öncesi medyada gördüğümüz başlıklardan birkaçı şöyleydi: “Hrant’ın hırlayışı”, “Türklüğe hakaretten yargılanan Ermeni gazeteci”, “Ermeni’ye Bak”, “Hrant kaşıyor”, “Hrant uslanmadı”, “Kovun bunları. Ya sev ya terk et”.</p>
<p style="text-align: left;">Fethiye Çetin, Yargı Söylemi ya da Hukukun Hakikati adlı yazısında, Hrant Dink’in TCK 301’den (eski 159) mahkûmiyetine ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ni de kapsayacak biçimde tüm aşamalarıyla Hrant Dink yargılamasına yer veriyor. Türkiye’deki yargı pratiğini ve egemen anlayışın işleyişini, yargıçların karar süreçlerini etkileyen faktörleri, ayrımcılığın ve nefret söyleminin hukuksal metinlerdeki yansımalarını gözler önüne seren yazı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nda azınlıkta kalan “karşı oylar” ile karara itiraz eden Yargıtay Savcılığı’nın tüm çabalarına rağmen sonuca etki edemeyişini tüm açıklığıyla ortaya koyuyor.</p>
<p style="text-align: left;">Belma Akçura’nın Tetikçinin Kimliği: Cinayetlerin Üstünü Örten Perde adlı yazısı, Sabahattin Ali ve Doğan Öz’ün öldürülmesinden başlayarak, günümüze kadar uzanan gazeteci cinayeti dosyalarını ele alıyor: Abdi İpekçi, Cevat Yurdakul, Ümit Doğanay, Cavit Orhan Tütengil, Ümit Kaftancıoğlu, Zeki Tekiner, Kemal Türkler, Musa Anter, Uğur Mumcu ve Hrant Dink. Akçura’nın önemle altını çizdiği nokta, toplumun her alanında yaşanan metamorfoz ile tetikçisini kollayan ve kahraman ilan eden toplumdaki tehlikeler.</p>
<p style="text-align: left;">Demokrasilerde en etkili yöntem deşifre etmek olduğundan, nefret söylemi izlenmeli ve kayıt altına alınmalıdır. Sosyal medya ortamında nefret söylemi izleme ve rapor etme merkezlerinin kurulmasına örnek olarak, Sosyal Değişim Derneği’nin Medya İzleme Merkezi’ni verebiliriz. Ayrıca Sosyal Değişim Derneği, gazetecilerin, akademisyenlerin, hukuk danışmanlarının, STK temsilcilerinin ve en önemlisi nefret söylemine en çok maruz kalan grupların bir araya geldiği Nefret Suçları Platformu adında bir girişimi de hayata geçirdi.</p>
<p style="text-align: left;">Cengiz Alğan’ın Nefret Suçları ile Mücadelede Sivil Toplum Örgütlerinin Rolü adlı yazısında, Irkçılığa DurDe Girişimi’nin amacı, etkinlikleri, Nefret Suçları Karşıtı Platformu kurma süreçleri, Uluslararası Nefret Suçları Konferansı ve son olarak da yeni kurdukları İzleme Merkezi’nin çerçevesi anlatılıyor. Yazar nefret suçuna örnek olay olarak, 2011 yılı Ocak ayında Manisa, Selendi’de Romanlara karşı gerçekleştirilen linç girişimini, olayın arka planına ve internetteki okur yorumlarına da yer vererek ayrıntılı bir biçimde ele alıyor.</p>
<p style="text-align: left;">Nefret suçlarıyla mücadeleye bir başka örnek de, ABD kökenli Southern Poverty Law Center. Taner Kılıç’ın Nefret Suçları ile Mücadelede Bir Örnek: Güney Yoksulluk Hukuk Merkezi (SPLC) başlıklı yazısında SPLC, ABD coğrafi koşulları içinde bir “örnek” olarak tanıtılmaya çalışılıyor ve SPLC modelinin Türkiye’de uygulanabilirliği tartışılıyor. Yazıda, SPLC’nin yaptığı işleri, sadece bir tek “hukuk bürosu” üzerinden yürütmenin Türkiye’de mümkün olamayacağı belirtiliyor ve bu modelin, bir dernek veya vakıf ya da nefret suçları üzerine çalışan bir organizasyon tarafından özel projeler geliştirilerek, insan ve kurum kapasitesini oluşturmak suretiyle yaşama geçirilmesinin mümkün olabileceği üzerinde duruluyor.</p>
<p style="text-align: left;">Kürt sorunu çoğu zaman terörizm ve PKK ile özdeşleştiriliyor ve Kürtler hakkında “cani, hain, kalleş, çapulcu, dağdan inenler” türünden “sloganlaşmış” ve “onları ürkütücü kılan” kalıp yargılar kullanılıyor. Oysaki bu tavır Kürt sorununu çözümsüzlüğe götürmekten başka bir fayda sağlamıyor. Son olarak, seçim sonrasında tutuklu vekillerin serbest bırakılmaması ve bunu takiben Silvan’daki çatışmada 20 askerin yaşamını yitirmesinin ardından, Caz Festivali’nde Sanatçı Aynur Doğan’a Kürtçe şarkı söylediği için sözlü saldırıda bulunulmasında, yine İstanbul’un Zeytinburnu ilçesinde Kürtlere yönelik bir linç kampanyasının başlamasında, medyanın kullandığı dilin yanı sıra, hükümet yetkililerinin açıklamalarının da etkisi olduğunu söyleyebiliriz. Hükümetin, Kürt siyasetini değersizleştiren ve itibarını zedeleyen türden açıklamalar yapmaktan imtina etmesi ve seçim sonrası yapılan “balkon konuşması”nda kullanılan barışçıl dili özellikle bu kritik dönemde koruması beklenirdi halbuki. Belki de ilk kez bir ana muhalefet partisinin (CHP) seçim bildirgesinde, “Azınlık din mensubu vatandaşlara yönelik din ve inanç temelli ayrımcılık, nefret söylemi ve nefret suçlarıyla mücadele edileceği”nin belirtilmesi de ülkemiz açısından kayda değer ve sevindirici bir gelişme olarak kabul edilmeli.</p>
<p style="text-align: left;">Hakan Tahmaz’ın Nefret Söylemi ve Barış Meclisi başlıklı yazısında, Sivil Yurttaş Girişimi olan Barış Meclisi’nin Kuruluş Bildirgesinde, 2008 tarihinde düzenlenen, Yeni Anayasa Sürecinde Demokratikleşme ve Kürt Sorunu Konferansı’nda ve Haziran 2011 seçimlerinden önceki Barış İçin Eşit Yurttaşlık Bildirgesi’nde nefret söylemi ve nefret suçları ile mücadele girişimleri aktarılıyor. Tahmaz, Aysel Tuğluk’un konuşmasının anaakım medyada yer alış biçimi ile 12 Haziran seçim döneminde medyada bizzat yeniden üretilen nefret söylemine dikkat çekiyor.</p>
<p style="text-align: left;">Devletin ideolojik aygıtı olan medyanın, kendi gündemini yaratırken, toplumsal bağlamdan koparak hem örtük hem açık biçimde ırkçılık, etnik önyargı, zenofobi (yabancı korkusu-nefreti), antisemitizm gibi kavramlarla tanımlanabilecek türden nefreti yeniden ürettiğini ya da pompaladığını biliyoruz. Medyanın olumsuz, alaycı ifadeler, küfür, hakaret, aşağılama, abartı taktiklerine başvurarak “öteki”leştirdiği ve “hedef” haline getirdiği grupları kamu güvenliği açısından “potansiyel risk ve tehdit taşıyan öcüler” gibi göstermesi, toplumdaki “öteki” gruplara karşı beslenen önyargıları pekiştiriyor ve bu grupların kendilerini korumasız ve savunmasız hissetmelerine yol açıyor. Bu durum, bir yandan kişinin belirli bir gruba aidiyeti yüzünden küçük düşürülmesi, aşağılanması, hedef gösterilmesi; diğer yandan, nefret söylemi üreten gruba güç ve özen atfetmesi açısından oldukça sakıncalı. Söylenenlerden çok söylenmeyenler, normal, rasyonel ve mantıklı görünen ifadeler nefret söyleminin teşhisini zorlaştırır. Medyada biz-onlar ekseninde bir ötekileştirme her zaman tanık olduğumuz bir durumdur. Medya, ötekileştirdiği grubun insani değerini inkâr ederek, onlara uygulanan şiddet ve aşağılayıcı davranışları meşrulaştırabiliyor.</p>
<p style="text-align: left;">Halbuki TGC’nin Gazetecinin Hak ve Sorumlulukları Bildirgesi’nde şöyle diyor: “Gazeteci başta barış, demokrasi, insan hakları olmak üzere insanlığın evrensel değerlerini, çoksesliliği, farklılıklara saygıyı savunur. Milliyet, ırk, etnisite, cinsiyet, din, dil, sınıf ve felsefi inanç ayrımcılığı yapmadan tüm ulusların, tüm halkların ve tüm bireylerin haklarını ve saygınlığını tanır. İnsanlar, topluluklar ve uluslar arası nefreti, düşmanlığı körükleyici yayından kaçınır. Bir ulusun, bir topluluğun ve bireylerin kültürel değerlerini ve inançlarını veya inançsızlığını doğrudan saldırı konusu yapamaz. Gazeteci her türlü şiddeti haklı gösterici, özendirici ve kışkırtan yayın yapamaz.”</p>
<p style="text-align: left;">Ceren Sözeri, Yazılı Basında Nefret Söylemi ve Mücadele Yolları başlıklı yazısında, Uluslararası Hrant Dink Vakfı’nın Nisan 2009-Aralık 2010 yılları arasında yürüttüğü çalışma kapsamında, Türkiye’de yayımlanan ulusal gazetelerdeki, etnik ve dini aidiyeti hedef alan söylemlere odaklanıyor. Yazar, “Medyada Nefret Söyleminin İzlenmesi” adlı çalışmanın analizlerini yürüten araştırmacılardan birisi olması nedeniyle, çalışma kapsamında elde edilen bulgulara dair izlenimlerinin yanı sıra, araştırmanın çerçevesinin ve yönteminin belirlenmesi konusundaki ayrıntıları da bize aktarıyor.</p>
<p style="text-align: left;">Eskiden manşetlerde gördüğümüz “Pis Çingene”, “Korkak Yahudi”, hatta geçmişte bir bakanın çekinmeden söylediği “Ermeni dölü” türünden nitelemelerin günümüzde artık, gazetelerde satır aralarına, köşe yazılarına, internette ise Facebook ve okur yorumlarına kaydığına tanık oluyoruz. Aşağıda yer alan, Facebook sitelerinden bazı örnekler nefret söylemi ve nefret suçunun varlığını çok net biçimde ortaya koyuyor: “Lezbiyenlere tecavüz ederek onları topluma kazandırabiliriz”, “Köpeklere giriş serbesttir. Bu kapıdan Yahudiler ve Ermeniler giremez”, “Duy ulan soysuz, ne mutlu Türk’üm diyene&#8230;”, “Soykırım yapsak soyunuz kalmazdı köpekler”.</p>
<p style="text-align: left;">İnternette ırkçı nefret söyleminin hızla yayıldığını görüyoruz. Türkiye halen Avrupa Konseyi Siber Suçlar Sözleşmesi’nin ırkçı/yabancı düşmanı içeriği cezalandıran ek protokolünü imzalamadığı gibi, Birleşmiş Milletler (BM) Irkçılıkla Mücadele Sözleşmesi’ni yürüten komitenin, 2009’da eşitliği güvence altına almaya ek olarak ayrımcılıkla mücadeleyi içeren açık düzenlemeler getirmemizi talep etmesine karşılık herhangi bir tepki vermemiştir. Diğer yandan, 3000’e yakın kapalı sitenin kapatılma nedenleri arasında ırkçılık ve ayrımcılığın bulunmaması da son derece düşündürücüdür.</p>
<p style="text-align: left;">Türkiye’de nefret söylemiyle mücadeleye ilişkin bir örnek olarak, 19 Haziran 2011’den itibaren Ekşi Sözlük’te yayımlanan şu duyuruyu verebiliriz: Nefret söylemi denetim grubu şu andan itibaren Ekşi Sözlük dahilinde yazılmış entry’leri denetlemek, bu entry’ler arasında nefret söylemi içerenleri tespit etmek ve söz konusu nefret söylemlerini yayından kaldırmak amacıyla yetkilendirilmiş ve aktif olarak çalışmaya başlamıştır.</p>
<p style="text-align: left;">Site ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Avrupa Irkçılık ve Hoşgörüsüzlükle Mücadele Komisyonu, atıf yapılan mahkeme kararları ve bazı Kuzey Avrupa ülkelerinin ilgili yasalarını temel alarak aşağıdaki tanımı kabul etmiştir: “Irk, etnik köken, dil, inanış durumu, fiziksel veya zihinsel engel, bölgesel farklılıklar, cinsiyet, cinsel kimlik ya da cinsel yöneliminden dolayı belirli kişi veya gruplara bu temel özelliklere dayalı, mevcut her türlü olumsuz önyargılardan beslenerek yöneltilen nefret ve/veya şiddet oluşturabilecek nitelikteki ifadeler nefret söylemi olarak kabul edilir.”</p>
<p style="text-align: left;">Sercan Gidişoğlu ve Kerem Rizvanoğlu’nun ortaklaşa kaleme aldığı “İnternette Türk Milliyetçiliği: Türk Milliyetçisi Siteler ve Ağ Yapısı Üzerine Bir Analiz” başlıklı makalesinde, internetin milliyetçi gruplar için kolektif kimlik ve cemaatin oluşturulması ve yeniden üretilmesi sürecinde nasıl bir rol oynadığı sorusuna cevap aranıyor ve bunu yaparken nasıl bir içeriğin ve retoriğin, ne tür araçlar vasıtasıyla aktarıldığı sorgulanıyor. Bu araştırmada öngörülen hipoteze göre, belirli içerik kategorilerinin (retorik) ve etkileşim araçlarının kullanımı yoluyla internet, milliyetçi söylem ve değerlerin yeniden üretilmesine hizmet ediyor ve bu şekilde milliyetçi aidiyetlikleri kuvvetlendiriyor.</p>
<p style="text-align: left;">Bilindiği üzere, ECRI-Irkçılığa ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu, Türkiye Raporu’nda (8.02.2011), Türkiye’de bilgisayar ağları yoluyla işlenen ırkçılık ve yabancı düşmanlığı suçunun arttığını kaydetmiş ve internet basını için etik ilkelerin geliştirilmesini önermiştir.</p>
<p style="text-align: left;">Diğer yandan, spor medyası da nefret söylemini ve nefret suçunu ciddi olarak körüklüyor; Türklük, Türkiye, canım Türkiyem, vatan, ay-yıldız gibi söylemler sıklıkla kullanılıyor. “Hindi dediniz bize nasıl yedirdik size” türünden başlıklarla şiddet kültürü yeniden üretiliyor.</p>
<p style="text-align: left;">Ahmet Talimciler’in Ötekine Yönelik Nefretin Fark Edilmediği ya da Kanıksandığı Alan: Türkiye Futbol Medyası adlı makalesinde farklı/öteki ya da bizden olmayan olarak değerlendirilenlere yönelik olarak geliştirilen düşünce kalıplarının oluşumunda Türkiye futbol medyasının rolü mercek altına alınıyor. Bu amaçla futbolun sosyolojik temellerinin neler olduğu ortaya konuyor ve futbolun kitlelerle buluşmasını sağlayan medya ile kurmuş olduğu bağlantının nasıl gerçekleştiği ve bunun etkilerinin neler olduğu inceleniyor. Futbol ile medya arasında kurulan ideolojik bağlantı yoluyla nefret söyleminin toplumsal hayat içerisinde nasıl kök saldığı, kullanılan gazete başlıkları ve köşe yazarlarının söylemleri üzerinden örneklerle gösteriliyor.</p>
<p style="text-align: left;">Homofobi de bir başka nefret suçu. “Travesti dehşeti”, “Ters ilişki teklif etti öldürdüm”, “Hak ettiler” türü manşetler, saldırıları meşrulaştırıyor veya özendiriyor. Medya, LGBTT haberlerini şiddet içeren 3. Sayfa haberleri kapsamında “cinsel içerikli, toplum ahlakına aykırı”, LGBTT bireyleri ise “sapkın” veya “canavar” olarak sunuyor.</p>
<p style="text-align: left;">Kaos GL’nin Nefret Suçları Kimin Sorunu?: LGBT Bireyler, Nefret Söylemi ve Medyadaki Temsil başlıklı yazısı, nefret suçlarının hedefinde kimlerin olduğu, saldırıya uğrayanların sosyal ve psikolojik deneyimleri, LGBT bireylere yönelik nefret söylemi ve bunların medyada nasıl temsil edildikleri, Kaos GL dergisinin yayın hayatına başlaması, LGBT’lerin kamusal alana inişleri ile Kaos GL’nin medyayı izleme çalışmaları hakkında bir derleme niteliğinde.</p>
<p style="text-align: left;">Kemal Ördek, kaleme aldığı Trans Bireylere Karşı Nefret Söylemi başlıklı yazısında, ülkemizde kırılgan bir toplumsal grup olan LGBT’lerden, trans bireylerin yaşadığı hak ihlallerini, nefret söylemi ve nefret suçu çerçevesinde ele alarak irdeliyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ilgili suçlara yönelik gerekli önlemi almaması bir yana, zaman zaman bizzat hak ihlali uygulayıcısı ve hatta teşvik edicisi olduğunun vurgulandığı yazıda, son yıllarda güçlenen trans birey hakları hareketinin hükümetten talepleri de dile getiriliyor.</p>
<p style="text-align: left;">HIV ve AIDS, haberlerde, suç ve ahlaksızlık ekseninde, tedavisi mümkün olmayan birer hastalık olarak sunuluyor ve HIV ile yaşayanlar tehlikeli, hastalıklı, günahkâr, sapkın ve kötü bireyler olarak ötekileştiriliyor. Medyada yanlış dil kullanıma örnek olarak, AIDS Virüsü/HIV Virüsü ifadesini verebiliriz. Doğrusu AIDS/HIV’dir. AIDS Kurbanı/AIDS Hastası/AIDS Taşıyıcısı gibi başlıklar ifadeye çaresizlik, suçluluk ve zayıflık anlamları yükler. Aynı şekilde, uyuşturucu bağımlısı veya eroinman yerine damariçi madde kullanıcısı, yüksek risk grubu yerine yüksek risk davranışı (güvenliksiz seks vs) tercih edilmeli, karmaşık epidemiyolojik veya tıbbi terimler kullanılmamalı, haberlerde belli stereotiplere (kalıp yargılara) başvurulmamalı, yalnız çokeşliler, uyuşturucu kullananlar veya seks işçilerinden oluşan grupların HIV virüsü taşıdığına dair haberler yapılmamalıdır. AIDS’in yalnız bir sağlık sorunu değil, aynı zamanda tüm iş yaşamını, siyaseti ve sosyal hizmetleri etkileyen bir mesele olduğu unutulmamalı, iktidarın ve dini kurumların AIDS’e ilişkin doğru bilginin kamuoyuna aktarılmasında engel oluşturmaması ve kültürel tabuların etkisiyle başvurulan otosansürden gazetecilerin de sakınması gerekmektedir.</p>
<p style="text-align: left;">Diğer yandan HIV/AIDS ile yaşayanlar, kendileri gibi ayrımcılığa uğrayan diğer dezevantajlı ve incinebilir grupların; LGBT’lerin, mültecilerin ve göçmenlerin maruz kaldığı önyargı, nefret söylemi ve nefret suçlarından nasibini bolca alıyor.</p>
<p style="text-align: left;">Murat Köylü’nün HIV/AIDS ile Mücadelede En Büyük Sorun Virüs Değil, Önyargılar adlı yazısında, HIV pozitif olmanın, baskın belirleyicilikte bir kimlik bileşenine dönüştüğü, HIV/AIDS ile yaşayanların, ciddi ötekileştirme baskısı altında olduğu ifade ediliyor. Yine bu makalede, HIV/AIDS ile yaşayanlar bilim ve etik dışı ve yaşam hakkı ihlallerine dek varabilen önyargılardan beslenen bir nefretin odağı konumuna gelirken, bu nefretin sadece ulusal veya bölgesel değil, küresel bir varlık alanı bulduğu da vurgulanıyor. Özetle, HIV virüsü ile mücadelenin, yaşamın her alanında bununla yaşayanlar ile mücadeleye nasıl dönüştüğü anlatılıyor yazıda.</p>
<p style="text-align: left;">Toplumda modern kesimin ötekileştirdiği bir grup da başörtülü kadınlar. Ancak her “öteki” kendi “ötekisi”ni de yaratmakta son derece başarılı. Dekolte giydi diye taciz/tecavüz edilebilir kategorisine sokulan veya belediye otobüsüne şortlu bindi diye yumruklanan ve aşağılanan bir kadının mağduriyeti ile başörtülü kadınlarımızın mağduriyetinin temelinde yatan, aynı “patolojik zihniyet”.</p>
<p style="text-align: left;">Havva Yılmaz’ın Bir Nefret Nesnesi Olarak Başörtülü Kadınlar ya da Nefret Suçları Bağlamında Başörtüsü Problemi başlıklı yazısı, henüz bir nefret suçu olarak kabul edilmemiş olsa bile nefret suçu kavramının başörtüsü problemiyle ilişkisini inceliyor ve başörtülü kadınlara yönelik toplumsal nefreti çeşitli örnekler üzerinden analiz etmeye çalışıyor. Diğer yandan, yazar ülkemizde ve Avrupa’daki başörtü yasaklarının, nefretin meşrulaşmasındaki etkisi ile standardize edilmiş toplumsal grupların, “ölçüt dışı” kalanları toplumsal çemberin dışına attığını ve bunun sonucunda oluşan önyargıların, bu nefreti besleyip büyüttüğünü vurguluyor.</p>
<p style="text-align: left;">Bir başka önemli konu da cezaevleri. Haziran 2011’de, son yıllarda aldığım en heyecan verici davet geldi Zafer Kıraç’tan. STK’lar ile akademisyenlerin birlikte Bakırköy Kadın Tutukevi/Cezaevini ziyaret etmesi yönünde bir davetti bu. Sonradan ziyarete dair gözlemlerim Radikal İki’de yayımlandı (3.07.2011). Pilot cezaevi olan bu cezaevi Türkiye genelini yansıtmıyor elbette. Dışarıda olanlardan bazılarımız “içerideki dünyayı”, “Allah kimseyi düşürmesin” veya “içeride olduklarına göre mutlaka hak etmişlerdir” ifadeleri çerçevesinde algılıyor ne yazık ki. Halbuki dışarıdaki “biz”lerin zaman zaman “öteki”leştirdiğimiz “öbür”lerinin yanında olmamız an meselesi; çok kaygan ve geçişken bir zemin var aramızda. Bizlerin oraya geçmesi ne kadar mümkünse, onların da dışarıya çıkması o kadar mümkün. Burada önemli olan konu dışarıda insanlık onuru, hakkı ve özgürlüğüne yaraşır bir biçimde hep birlikte “nasıl ve ne şartlarda” bir arada yaşayacağımız. Bunun için de acilen “zihniyet değişimi”ne gerek var.</p>
<p style="text-align: left;">Zafer Kıraç’ın Cezaevleri ve Nefret Söylemi başlıklı yazısı, STK’ların, cezaevlerindeki nefret söylemi ve nefret suçları üzerine bir çalışması olmamasına, cezaevlerinin kamunun insafına bırakılmasına ve 2005’te yürürlüğe giren Ceza İnfaz Kanunu’na rağmen, cezaevlerinde sivil toplum faaliyetlerinin eksikliğine odaklanıyor. Yine 2005’te yürürlüğe giren, Denetimli Serbestlik ve Yardım Merkezleri ile Koruma Kurulları Kanunu’nun önemini de irdeleyen yazı, Türkiye’deki ceza infaz sisteminin adeta bir haritasını çıkarıyor.</p>
<p style="text-align: left;">Nefret söylemine maruz kalan başka bir grup da, işsizlik, düşük gelir seviyesi, yeterli eğitim almaktan yoksun olma gibi sorunları bulunan Romanlar. Anaakım medyada, dansları ve müzikleriyle adeta bir eğlence malzemesi olarak veya genel kurallara uyum sağlama sorunları, kavgaları ve suç haberleriyle gündeme getiriliyorlar. İşte iki örnek başlık: “Roman Mahallesinde Kavga: 50 Gözaltı”, “Romanlar Polise Pis Anlar Yaşattı”.</p>
<p style="text-align: left;">Bahattin Ulusoy, Yüreğimizden Gelen Sese Kulak Verin başlıklı yazısında, yıllar yılı insan oldukları unutulan, toplumun yüzde 75’inden daha yüksek bir bölümünün kendileriyle komşu olmak istemediği, insan olduklarını ispat etmek için kimliklerini inkâr yoluna giden Romanlara yönelik ayrımcılığı anlatıyor.</p>
<p style="text-align: left;">Kendilerine önyargılı davranılması sonucu, Romanların nasıl toplum dışına itildiğini aktaran Ulusoy, bu grubun yine de ulusal kimliğin çimentosu olmaya devam ettiğine ve kendilerine beslenen bu önyargıların kırılabilmesi için toplumda herkese düşen görevlerin önemine dikkat çekiyor.</p>
<p style="text-align: left;">Bu kitap, çok geniş bir yelpazede temellenmiş olması itibariyle nefret söylemi ve nefret suçları konusunda bir ilki gerçekleştirdi. Kitabın ülkemizde bu konudaki farkındalığın oluşmasında bir nebze de olsa katkı sağlamasını ve yapılacak olan çalışmalara yol açmasını umuyorum.</p>
<p style="text-align: left;">Teşvikiye, Aralık 2011</p>
<p style="text-align: left;">Yasemin İnceoğlu</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.durde.org/2012/01/kitap-nefret-soylemi-veveya-nefret-suclari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nefretin sesini birlikte kısalım mı?</title>
		<link>http://www.durde.org/2011/11/nefretin-sesini-birlikte-kisalim-mi/</link>
		<comments>http://www.durde.org/2011/11/nefretin-sesini-birlikte-kisalim-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 Nov 2011 16:42:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Lewox</dc:creator>
				<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret suçları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.durde.org/?p=4672</guid>
		<description><![CDATA[Toplumumuzda nefretin yükselişe geçtiği bir dönemden daha geçiyoruz. TV’leri, gazeteleri, dergileriyle medyada; kamu görevlilerinin diliyle resmi kurumlarda; sosyal medya aracılığıyla internette köklü önyargılardan beslenen nefret söylemi virüs gibi yayılıyor. Van depreminde ayyuka çıkan bu söylem insanları çeşitli toplumsal gruplara karşı nefret beslemeye ve zaman zaman da bu nefreti suça dönüştürmeye sürüklüyor. Oysa şimdi tam da <a href='http://www.durde.org/2011/11/nefretin-sesini-birlikte-kisalim-mi/' class='excerpt-more'>» Devamını okuyun</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><a href="http://www.durde.org/2011/11/nefretin-sesini-birlikte-kisalim-mi/nefretme-org/" rel="attachment wp-att-4673"><img class="alignleft size-full wp-image-4673" title="nefretme-org" src="http://www.durde.org/wp-content/uploads/2011/11/nefretme-org.jpg" alt="" width="200" height="200" /></a>Toplumumuzda nefretin yükselişe geçtiği bir dönemden daha geçiyoruz. TV’leri, gazeteleri, dergileriyle medyada; kamu görevlilerinin diliyle resmi kurumlarda; sosyal medya aracılığıyla internette köklü önyargılardan beslenen nefret söylemi virüs gibi yayılıyor. Van depreminde ayyuka çıkan bu söylem insanları çeşitli toplumsal gruplara karşı nefret beslemeye ve zaman zaman da bu nefreti suça dönüştürmeye sürüklüyor.</p>
<p style="text-align: left;">Oysa şimdi tam da nefretin sesini kısmanın, toplumsal barış, adalet ve kardeşliğin sesini yükseltmenin zamanı. Hep birlikte <strong>“Önyargılar Giremez!”</strong> demenin zamanı.<span id="more-4672"></span></p>
<p style="text-align: left;"><strong>DurDe Girişimi</strong> ve <strong>Sosyal Değişim Derneği</strong> olarak bu amaca hizmet için 19-20 Kasım günlerinde, <strong>DiyalogFest 2011</strong> başlığıyla <strong>“Nefret Suçları Karşıtı Buluşma”</strong>yı gerçekleştiriyoruz. Almanya’dan, Batı Trakya’dan, Polonya’dan, Katalonya’dan konuşmacılarımız var. Gazeteciler, milletvekilleri, akademisyenler, futbol yorumcuları, insan hakları aktivistleri konuklarımız arasında.</p>
<p style="text-align: left;">İfade özgürlüğü bağlamında nefret söylemini, yasalarda ve sokakta etnik ayrımcılığı, Kürt sorununda çatışma çözümü önerilerini, ırkçılığın oyun alanı haline gelen futbolu ve din ve inanç özgürlüğü sorunlarımızı tartışacağız.</p>
<p style="text-align: left;">Tartışmakla kalmayacağız. Çok sayıda film ve belgesel izleyeceğiz. <strong>“Öteki Çizgiler”</strong> temalı karikatür sergimizi gezeceğiz. <strong>Yasemin Göksu</strong>,<strong> Taner Öngür </strong>ve <strong>Cem Yıldız</strong> konserlerinde kardeşlik şarkılarını dinleyeceğiz. Bunların tümünü ön kayıt yaptırmaya gerek olmadan ve ücretsiz yapabileceğiz.</p>
<p style="text-align: left;">Önyargı ve nefretin olmadığı bir dünyayı düşleyenleri fikirlerini bizlerle paylaşmaya, nefretin sesini hep birlikte kısmaya davet ediyoruz.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>DurDe ve Sosyal Değişim Derneği</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>» Geniş bilgi için:</strong><br />
<a href="http://www.durde.org/2011/11/nefret-suclari-karsiti-bulusma-2" target="_blank"> http://www.durde.org/2011/11/nefret-suclari-karsiti-bulusma-2</a></p>
<p style="text-align: left;"><strong>» Program (Word) için:</strong><br />
<a href="http://www.durde.org/wp-content/uploads/2011/11/Program.doc" target="_blank"> http://www.durde.org/wp-content/uploads/2011/11/Program.doc</a></p>
<p style="text-align: left;"><strong>» Program (Acrobat) için:</strong><br />
<a href="http://www.durde.org/wp-content/uploads/2011/11/Program.pdf" target="_blank"> http://www.durde.org/wp-content/uploads/2011/11/Program.pdf</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.durde.org/2011/11/nefretin-sesini-birlikte-kisalim-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yasemin İnceoğllu ile Nefret Söylemi söyleşisi</title>
		<link>http://www.durde.org/2011/11/yasemin-hoca-ile-nefret-soylemi-soylesisi/</link>
		<comments>http://www.durde.org/2011/11/yasemin-hoca-ile-nefret-soylemi-soylesisi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Nov 2011 04:42:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Lewox</dc:creator>
				<category><![CDATA[Video/Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret söylemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.durde.org/?p=4479</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><object width="640" height="480" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowFullScreen" value="true" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://www.youtube.com/v/slNE-QYxfHQ?version=3&amp;hl=en_US&amp;rel=0" /><param name="allowfullscreen" value="true" /><embed width="640" height="480" type="application/x-shockwave-flash" src="http://www.youtube.com/v/slNE-QYxfHQ?version=3&amp;hl=en_US&amp;rel=0" allowFullScreen="true" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" /></object></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.durde.org/2011/11/yasemin-hoca-ile-nefret-soylemi-soylesisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nefret söyleminin baş hedefi: Ermeniler ve Kürtler</title>
		<link>http://www.durde.org/2011/10/nefret-soyleminin-bas-hedefi-ermeniler-ve-kurtler/</link>
		<comments>http://www.durde.org/2011/10/nefret-soyleminin-bas-hedefi-ermeniler-ve-kurtler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 28 Oct 2011 04:57:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Lewox</dc:creator>
				<category><![CDATA[Rapor/Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret söylemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.durde.org/?p=4433</guid>
		<description><![CDATA[Uluslararası Hrant Dink Vakfı tarafından dört ayda bir hazırlanan Medyada Nefret Söylemi İzleme Raporu’nun 7’ncisi yayımlandı. Mayıs-Ağustos 2011 arasında yayımlanan günlük gazetelerin incelendiği raporda, etnik ve dini grupları hedef alan 41 köşe yazısı ve haber içeriği tespit edildi. Raporda, nefret söylemi içeren haber ve köşe yazılarının büyük çoğunluğunun etnik kimlik olarak Ermeni ve Kürtler’i hedef <a href='http://www.durde.org/2011/10/nefret-soyleminin-bas-hedefi-ermeniler-ve-kurtler/' class='excerpt-more'>» Devamını okuyun</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><a href="http://www.durde.org/2011/10/nefret-soyleminin-bas-hedefi-ermeniler-ve-kurtler/medyada-nefret-soylemi-2/" rel="attachment wp-att-4434"><img class="alignleft size-medium wp-image-4434" title="medyada-nefret-soylemi" src="http://www.durde.org/wp-content/uploads/2011/10/medyada-nefret-soylemi-300x200.jpg" alt="" width="240" height="160" /></a>Uluslararası Hrant Dink Vakfı tarafından dört ayda bir hazırlanan Medyada Nefret Söylemi İzleme Raporu’nun 7’ncisi yayımlandı. Mayıs-Ağustos 2011 arasında yayımlanan günlük gazetelerin incelendiği raporda, etnik ve dini grupları hedef alan 41 köşe yazısı ve haber içeriği tespit edildi. Raporda, nefret söylemi içeren haber ve köşe yazılarının büyük çoğunluğunun etnik kimlik olarak Ermeni ve Kürtler’i hedef alması dikkat çekti.<span id="more-4433"></span></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Milliyetçi-Muhafazakar başı çekti </strong></p>
<p style="text-align: left;">Nefret söylemine dayalı bir dili en çok kullanan gazeteler, yine milliyetçi-muhafazakar yayın çizgisine sahip gazeteler oldu. En fazla nefret suçu işleyen gazetelerin başında MHP’ye yakınlığıyla bilinen Ortadoğu gazetesi (8 haber) geldi. Ortadoğu’yu, 6 haberle yine sağcı-milliyetçi çizgideki Anayurt gazetesi izledi. MHP’deki ulusalcı muhaliflerin gazetesi olarak bilinen Yeniçağ ve siyasal İslamcıların en radikal kanadını temsil eden 4’er haberle üçüncü sırayı paylaştı. (Bu arada, incelemeye konu olan gazetelerden BirGün’ün hiçbir haber ya da yazısının eleştiriye konu olmamasının bizi ayrıca sevindirdiğini de eklemeden geçmeyelim. BirGün basında nefret söyleminden uzak durma konusundaki hassasiyetiyle var olmaya devam edecek.)<br />
<strong></strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Bir taşla iki kuş: PKK Ermenidir </strong></p>
<p style="text-align: left;">Bu gazetelerde, “PKK örgütünün Ermeni kökenli olduğu” iddiası ve “Kürtler’in halihazırda kriminal bir topluluk olduğu” yönündeki yorumlar öne çıktı.  Ermeniler’i hedef alan içerikler, gündemden bağımsız şekilde farklı konular etrafında “Ermeni dölü, işbirlikçisi, Ermeni kafası, hain” gibi ifadelerin yanı sıra özellikle PKK örgütüyle ilişkilendirilerek “asıl düşman Ermeniler” anlayışıyla üretildi. Bu durum ise yalnızca PKK örgütüyle TSK arasında çatışmaların yoğunlaştığı son dönemde değil, seçim dönemi de dahil olmak üzere dört ay boyunca sıklıkla gündeme getirilen ve farklı gazetelerde benzer bakış açısıyla üretilen bir söylem halini aldı. Bu dönemde Kürtler’e yönelik nefret söylemi ise ağırlıklı olarak “terör” başlığı altında gündeme geldi. Bu çerçevede kadın cinayetleri, kaçakçılık, yolsuzluk, vs şeklinde çok sayıda suçu Kürtler’e mal eden ya da tüm halkı “terörist” ilan eden örnekler öne çıktı.<br />
<strong></strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Hıristiyan ve Yahudiler de hedef </strong></p>
<p style="text-align: left;">İncelenen dönemde dini kimliğe yönelik nefret söyleminde ise ilk sırayı Hıristiyan ve Yahudi topluluklar aldı. Yahudiler’e yönelik nefret söylemi, önceki dönemlere paralel şekilde belli bir durumu hedef almaksızın farklı konu ve gündem maddeleri etrafında olumsuz çağrışım yapacak şekilde kuruldu, Hıristiyanlar’a yönelik nefret söyleminin büyük çoğunluğu ise misyonerlik konusuyla gündeme taşındı.<br />
<strong></strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Köşe yazarları nefret kustu </strong></p>
<p style="text-align: left;">Önceki dönemlere benzer şekilde bu dört aylık dönemde de nefret söylemi tespit edilen örneklerin büyük çoğunluğu (yüzde 87) köşe yazılarında yer aldı. Geçen dönemde en fazla hedeflenen grup olarak ilk sırada yer alan Hıristiyanlar yerine bu dönemde nefret söylemine en fazla 25 habere konu olan Ermeniler  ve 11 habere konu olan Kürtler hedef oldu. Elbette her zamanki gibi diğer ulusal kimlikler,  LGBTT bireyler ve kadınlar da nefret söylemine maruz kaldı.<br />
<strong></strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Nefret kusan yazılar </strong></p>
<p style="text-align: left;">Raporda, nefret söylemi konusunda en çok öne çıkan yazı ve haberlerden örnekler de verildi. Mayıs-Ağustos 2011 döneminde nefret kusan bazı yazarlar bakın neler yazdı:<br />
<strong>Medyum Memiş Hoca (Güneş):</strong> Ermeniler’in durumu bu. Hâlâ Azeriler’e kalleşlik yapmaya devam ediyorlar. (…) Bu kalleşler sonra Türkiye’yi tehdit etmeye kalkıyorlar. ABD’de Avrupa’da Türkiye aleyhine yapmadıkları pislik yok. Aynı Rumlar, aynı Yunanlılar gibi…<br />
<strong>Rıza Zelyut (Güneş):</strong> Kürt vatandaş, istediğinde aile meclisini toplayarak kocasından ayrılan kızını öldürme kararı alamıyor mu? Kızını, 18 yaşından küçük erkek kardeşine öldürtmüyor mu? Bu özgürlük (!) hangi Türk ailesinde vardır? Canı isteyen dede, erkekle konuştu diye kızdığı kız torununu diri diri toprağa gömmüyor mu? Böyle bir özgürlük veya ayrımcılık başka hangi dedeye nasip olmuştur? (…) Onlar, bu pasif ayrımcılıktan dolaylı o kadar kendilerinden geçmişler ki ne verseniz “Yetmez!” diyorlar.<br />
<strong>Ender Gökdemir (Ortadoğu):</strong><strong> </strong>Bu ülkeyi böldürtmedik, böldürtmeyeceğiz. Sahi siz gerçekten Kürt müsünüz? Siz sakın kılıç artığı Ermeni dölleri olmayasınız? Sizleri Kürtlerin temsilciliğine kim tayin etti? (…) Bu milletin ayranı ne zaman kabarır bilemiyorum. 1991’de size tanınan müsamahayı çok kötü kullanmıştınız, hatırlayın. Kaç gün sürdü Meclis’le hapishaneler arasındaki mesafe?<br />
<strong>Yılmaz Özdil (Hürriyet):</strong> Benim neslim ise ‘Hepimiz Ermeniyiz’ diye yürüdü. (…) Benim neslimin gazetecileri soykırım anıtına çiçek koydu. (…) Benim neslimin ‘1 Milyon Ermeni’yi öldürdük’ diyen yazarı, ‘onur konuğu’ olarak Çankaya’ya davet edildi.<br />
<strong>Serdar Turgut (HaberTürk):</strong> Bu muhterem ve espritüel müdürüm, postasını evde kalmış ve azmış kadınların mektuplarında kullandığı gülümseme işaretleriyle süslemişti. Bunu görünce duygulandım ve Türkiye&#8217;ye döner dönmez bu müdürüme, evde kalmış ve azmış kadınlara ne yapmayı düşünüyorsam onu aynen uygulamaya karar verdim.</p>
<p style="text-align: left;">Kaynak: Birgün</p>
<p style="text-align: left;">» Raporu indirmek için <strong><a href="http://www.nefretsoylemi.org/rapor/4aylik-rapor.pdf" target="_blank">tıkla</a></strong>&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.durde.org/2011/10/nefret-soyleminin-bas-hedefi-ermeniler-ve-kurtler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sebahat Tuncel &#8220;medyanın dili&#8221; üzerine Meclis araştırması istedi</title>
		<link>http://www.durde.org/2011/10/sebahat-tuncel-medyanin-dili-uzerine-meclis-arastirmasi-istedi/</link>
		<comments>http://www.durde.org/2011/10/sebahat-tuncel-medyanin-dili-uzerine-meclis-arastirmasi-istedi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Oct 2011 16:01:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Lewox</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret söylemi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.durde.org/?p=4419</guid>
		<description><![CDATA[BDP İstanbul Milletveki Sebahat Tuncel, Meclise &#8220;medyanın dili&#8221; üzerine araştırma yapılması konusunda bir önerge verdi. Önergenin bir kopyasını paylaşıyoruz: TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA   Türkiye’de medyanın ayrımcı, ötekileştiren ve cinsiyetçi yaklaşımı ve dili hakkında bir araştırma yapılması, bu yaklaşımın doğurduğu sonuçların incelenmesi ve medyada nefret söyleminin ortadan kaldırılması için hukuki alt yapının hazırlanması amacıyla Anayasanın <a href='http://www.durde.org/2011/10/sebahat-tuncel-medyanin-dili-uzerine-meclis-arastirmasi-istedi/' class='excerpt-more'>» Devamını okuyun</a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><a href="http://www.durde.org/2011/10/sebahat-tuncel-medyanin-dili-uzerine-meclis-arastirmasi-istedi/medyanin-nefret-dili/" rel="attachment wp-att-4420"><img class="alignleft size-medium wp-image-4420" title="medyanin-nefret-dili" src="http://www.durde.org/wp-content/uploads/2011/10/medyanin-nefret-dili-300x225.jpg" alt="" width="240" height="180" /></a>BDP İstanbul Milletveki Sebahat Tuncel, Meclise &#8220;medyanın dili&#8221; üzerine araştırma yapılması konusunda bir önerge verdi. Önergenin bir kopyasını paylaşıyoruz:</p>
<p style="text-align: left;"><strong>TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞI’NA </strong><strong> </strong></p>
<p style="text-align: left;">Türkiye’de medyanın ayrımcı, ötekileştiren ve cinsiyetçi yaklaşımı ve dili hakkında bir araştırma yapılması, bu yaklaşımın doğurduğu sonuçların incelenmesi ve medyada nefret söyleminin ortadan kaldırılması için hukuki alt yapının hazırlanması amacıyla Anayasanın 98’inci, İçtüzüğün 104 ve 105’inci maddeleri gereğince Meclis Araştırması açılması için gereğini arz ederiz.  27.10.2011</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Sebahat TUNCEL</strong><br />
<strong>İstanbul Milletvekili<span id="more-4419"></span></strong></p>
<p style="text-align: center;">***</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Gerekçe Özeti</strong></p>
<p style="text-align: left;">Medyanın iletişim araçlarını yaygın olarak kullanarak, toplumun kültürel ve sosyal yapısını derinden etkilediği, bireylerin düşüncelerine ve davranışlarına büyük etkisi olduğu bilinmektedir. Medyanın toplumsal olaylara ve sorunlara evrensel ilkeler çerçevesinde objektif, yansız, insan haklarına saygılı, barış dilini benimsemiş bir yaklaşımı olması gerekirken ne yazık ki Türkiye’de nefret söylemleri üreten, milliyetçiliği, militarizmi ve cinsiyetçiliği körükleyen bir dil kullanmaktadır. Bunun en yakıcı örnekleri 23 Ekim 2011 tarihinde yaşanan ve herkesin üzüntüyle karşıladığı Van’daki deprem sonrasındaki görsel basında meydana gelmiştir. Ulusal bir kanal olan ATV’de gündüz yayınlanan bir programın sunucusu meydana gelen depreme ilişkin “Canımız istediğimiz zaman taş atıyoruz, kuş avlar gibi dağlarda vuruyoruz, sonra bir şey olduğunda hadi mehmetçik gelsin, hadi polis gelsin diyoruz. Biraz da dengeleri kuralım. Zor günlerde canım cicim..” açıklamasını yapmıştır. Yine depremin olduğu 23 Ekim Pazar günü, Habertürk adlı kanalda haber sunucusu depreme dair haberi sunarken “Her ne kadar Van’da olsa da acımız büyük” ifadesini kullanmıştır. Medya’da Van depremi ardından TV kanallarındaki etnik ve ayrımcı söylemler ne yazık ki münferit durumlar değildir. Akademisyenlerin ve sivil toplum örgütleri Türkiye’de milliyetçiliğin giderek yükseldiğini belirtirken, bu konuda medyanın büyük bir payı olduğu bilinmektedir. Militarist söylem ise bir yandan şiddeti ve çatışmayı tetiklemektedir ve medyanın kullandığı dil toplumda ayrışmaya neden olmaktadır. Bu alanda çalışan sivil toplum örgütlerinin raporlaştırdığı medyadaki farklı kesimleri ötekileştiren, ayrıştıran haberlere ve söylemlere dair örnekler önergenin devamında verilmiştir. Tüm bu olaylar göstermektedir ki nefret suçları ve ayrımcılığa yönelik bir yasa eksikliğinin varlığı ve böyle bir yasanın aciliyeti söz konusudur. Diğer yandan tüm bu olaylarda var olan RTÜK gibi bir kurum ve yasalara rağmen harekete geçilmemesinin devletin bu konuya duyarsız kaldığı hatta eyleme geçmeyerek teşvik ettiğini işaret etmektedir.</p>
<p style="text-align: left;">Hükümet medyayı baskı aracı olarak kullanarak kendi politikalarını ve tek tipleştiren bir yaklaşımı dayatırken aslında giderek basın ve yayın etik ilkelerinden uzaklaşmış ve tekelleşme sonucu yansızlığını kaybetmiş bir medya oluşturulmuştur. Medyadaki bu baskı ve tekelleşme sonucu, farklı ve muhalif görüşlere tahammül edemeyen bir gazetecilik ve yayıncılık anlayışı ortaya çıkmıştır. Son dönemlerde çeşitli gazete ve TV kanallarında medya patronlarının ve dolayısıyla hükümetin “hoşuna gitmeyen” bir şey söyleyen ya da yazan gazeteciler işlerinden olmaya başlamıştır.</p>
<p style="text-align: left;">Yeni bir toplumsal yapım sürecinde, medyanın dilinin ve nefret söylemlerinden arındırılmış bir dil kullanmanın önemi daha da artmaktadır. Bu nedenle medyada ayrımcı ve ötekileştiren dilin ve söylemin doğurduğu sonuçların ortaya çıkarılması ve engellenmesi için neler yapılabileceği, bağımsız ve objektif bir basının oluşturulması, bu konuda çalışan sivil toplum örgütleriyle birlikte nasıl bir hukuki düzenlemeler yapılması gerektiğinin ortaya konulması ve fiili olarak önlemlerin araştırılması için bir meclis araştırma komisyonu kurulmasını önermekteyiz.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Gerekçe</strong><strong> </strong></p>
<p style="text-align: left;">Medyanın dilinin toplum üzerindeki etkilerinin çok büyük önemi olduğu artık bilinmektedir. Bu konuda Türkiye’de çalışan Hrant Dink Vakfı, Mediz, KaosGL ve Sosyal Değişim Derneği gibi sivil toplum örgütlerinin raporları oluşturulacak komisyon için çok önemli kaynaklar olacaktır. Medyanın ürettiği nefret söylemi ve ayrımcı dile ilişkin çalışan Sosyal Değişim Derneği’nin son dönemlerde medyadaki örneklere dair sundukları ara rapor durumun anlaşılması ve neden böyle bir komisyona ihtiyacımız olduğunu görmek adına aşağıda verilmiştir.</p>
<p style="text-align: left;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #000000;"><strong><a title="İsrail ile kriz, Yahudi düşmanlarına bahane oldu" href="http://bulten.nefretme.org/2011/10/israil-ile-kriz-yahudi-dusmanligi-ve-savas-propagandasi-bahanesi-oldu/"><span style="color: #000000; text-decoration: underline;">İsrail ile kriz, Yahudi düşmanlarına bahane oldu</span></a></strong></span></span></p>
<p style="text-align: left;">Türkiye ile İsrail devletleri arasında yaşanan siyasal kriz, Türkiye’ basınındaki Yahudi düşmanlarının seslerini yükseltmesine “fırsat” yarattı. İsrail devletini Yahudi kimliği ile bir ve eş tutan pek çok yazıda, bu kimliğe biriktirilmiş nefretin propagandası yapıldı. İsrail’den yola çıkıp Yahudi toplumuna yönelen sözel saldırılarda, hakaretlerde ve hedef göstermelerde bulunuldu.</p>
<p style="text-align: left;"><a href="http://memleket.com.tr/">memleket.com.tr</a> sitesinde yayımlanan İsmail Detseli imzalı yazıda “Yahudiler, dünya kurulalı beri hep sömürücü, hep katledici, hep öldürücü bir toplum olarak tanınmaktadır. Böyle olduklarını Semavi kitaplar bile yazmaktadır.” deniyor.</p>
<p style="text-align: left;">İki ülke arasındaki ilişkilerin kopma noktasına geldiği günlerde Yeni Şafak’ta, “Yahudilerin işini bitirdiği Dior baş tasarımcısına Türkiye daveti” başlığı ile bir haber paylaşıldı. Haberde, “1500′lerde İspanyolların zulmüne uğrayan Yahudilere kucak açan bizler, Yahudilerin kariyerini bitirdiği İngiliz John Galliano’ya da sahip çıkarız. Buradan John Galliano’ya açık davetiye gönderiyor ve Türk moda sektörüne de duyuruyoruz. İsrail Dışişleri Bakanı katil PKK’lılarla görüşmeyi planlayadursun, biz Yahudi mağduru John Galliano ile dünyada ‘Barış modası’nı başlatmayı gündeme alıyoruz.” gibi düşmanca çarpıtılmış ifadeler yer alıyor.</p>
<p style="text-align: left;">Mehmet Ali Bulut’un <a href="http://haber7.com/">haber7.com</a> sitesindeki yazısında ise açıkça savaş, hatta soykırım çığırtkanlığı yapılmış. “Türkler’le Yahudiler’in savaştığı bir örnek yok; ama Müslümanlar’la Yahudilerin savaşları çok!” sözlerine “İsrail’i tarihten silecek kavim kuzeyden gelecektir” yargısını ekleyen yazar, “Esasında, Yahudiler cephe savaşını pek sevmezler. Onlar genellikle masa savaşlarını, para ve fitne savaşlarını ve daima da karşı tarafın içine yerleştirdikleri casus ve taraftarlarını kullanarak, düşmanlarını, onlarla karşılaşmadan bertaraf etme yolunu seçerler. Antik dönemdeki savaşları da dâhil, tamamen hud’a ve hile üzerine kurulu bir savaş taktikleri vardır.” diyerek, neredeyse “olası savaş” için taktik belirlemeye kadar uzanmış ve “içimizdeki İsrailliler”e gönderme yapmış.</p>
<p><a href="http://www.memleket.com.tr/author_article_detail.php?id=14339">http://www.memleket.com.tr/author_article_detail.php?id=14339</a><br />
<a href="http://yenisafak.com.tr/Ekonomi/?t=12.09.2011&amp;c=3&amp;i=340296">http://yenisafak.com.tr/Ekonomi/?t=12.09.2011&amp;c=3&amp;i=340296</a><br />
<a href="http://www.haber7.com/haber/20110921/Israil8217i-tarihten-silecek-kavim.php">http://www.haber7.com/haber/20110921/Israil8217i-tarihten-silecek-kavim.php</a></p>
<p style="text-align: left;"><span style="color: #000000;"><strong><a title="Ortaylı ve Alatlı’dan “seçkin” nefret" href="http://bulten.nefretme.org/2011/09/ortayli-ve-alatlidan-seckin-nefret/"><span style="color: #000000;">Ortaylı ve Alatlı’dan “seçkin” nefret</span></a></strong></span></p>
<p style="text-align: left;">Topkapı Sarayı Müdürlüğü görevini de yürüten tarihçi İlber Ortaylı, İstanbul’a göç eden insanları hedef alarak hakaret etti.  İstanbul’a göç edenleri “eğitimsiz” ve ‘hödük’ ilan eden Ortaylı, Türkiye’deki “elit değerlerin” yok olduğundan yakınmaktan da geri durmadı.</p>
<p style="text-align: left;">İlber Ortaylı, ayrımcı bakış açısını bu Arap topluluklarına da yöneltti:  “Arap toplumu üretmez. Üretemeyen toplumlar örgütlenemezler. Böyle toplumlar 50 tane bahar yaşasalar, arkasından kızgın yaz sıcağı ve soğuk gelir.” dedi. Türkiye’nin “paçozlaşma süreci” yaşadığını iddia eden Alev Alatlı’ya destek olan Ortaylı, yine de “paçoz” sözcüğünü kullanmayacağını, çünkü bunun “sokak ağzı” olduğunu söyledi.</p>
<p style="text-align: left;">Ayrıca, bir televizyon programında bir araya gelen iki “elit” entelektüel birlikte  “paçozluk”, “muhazakarlık”, “köylülük” ve”hödüklük” tanımları yaptılar.</p>
<p><a href="http://www.internethaber.com/ilber-ortaylidan-mide-bulandiran-sozler-372480h.htm">http://www.internethaber.com/ilber-ortaylidan-mide-bulandiran-sozler-372480h.htm</a><br />
<a href="http://www.aksam.com.tr/pacozlasma-var-ama-sokak-dili-kullanmazdim%E2%80%9367978h.html">http://www.aksam.com.tr/pacozlasma-var-ama-sokak-dili-kullanmazdim–67978h.html</a><br />
<a href="http://video.cnnturk.com/2011/haber/9/28/pacoz-nedir">http://video.cnnturk.com/2011/haber/9/28/pacoz-nedir</a></p>
<p style="text-align: left;"><strong><a title="Sözcü Gazetesi’nden ırkçı manşet" href="http://bulten.nefretme.org/2011/09/sozcu-gazetesinden-irkci-manset/"><span style="color: #000000;">Sözcü Gazetesi’nden ırkçı manşe</span>t</a></strong></p>
<p style="text-align: left;">Bingazi’de bir Libyalı’nın Başbakan Erdoğan’ı alnından öpmesi, Sözcü Gazetesi tarafından “Tertemiz alnını Arap’a öptürdü” sözleriyle manşetten duyuruldu. Gazete bu başlığı ile, Türkiye basınının “en kirli” örneklerden birini sergilemiş oldu.</p>
<p style="text-align: left;">MHP’ye yakın <a href="http://asikurtlar.com/">asikurtlar.com</a> sitesi ise aynı olayı “Erdoğan işbirlikçi Libyalı’ya alnını öptürdü” başlığı ile verdi.</p>
<p style="text-align: left;">Daha önce CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Gazze’ye Türk savaş gemileriyle gidersen seni alnından öpeceğim.” sözlerine Erdoğan, “Benim tertemiz alnımı senin o lekeli dudaklarına sürdürmem” yanıtını vermişti.</p>
<p><a href="http://haber.sol.org.tr/medya/sozcunun-skandal-manseti-haberi-46513">http://haber.sol.org.tr/medya/sozcunun-skandal-manseti-haberi-46513</a><br />
<a href="http://www.sabah.com.tr/Gunaydin/Yazarlar/sb-mevlut_tezel/2011/09/20/sozcunun-irkci-manseti">http://www.sabah.com.tr/Gunaydin/Yazarlar/sb-mevlut_tezel/2011/09/20/sozcunun-irkci-manseti</a><br />
<a href="http://www.cnnturk.com/2011/guncel/09/17/erdogan.alnindan.opturdu/629502.0/index.html">http://www.cnnturk.com/2011/guncel/09/17/erdogan.alnindan.opturdu/629502.0/index.html</a></p>
<p style="text-align: left;"><strong><span style="color: #000000;"><a title="Habervaktim’de Küçük İskender skandalı" href="http://bulten.nefretme.org/2011/09/habervaktimde-kucuk-iskender-skandali/"><span style="color: #000000;">Habervaktim’de Küçük İskender skandalı</span></a></span></strong></p>
<p style="text-align: left;">“Habervaktim” isimli internet sitesi, şair Küçük İskender’i konu alan haberinde, şairi ve 8 Eylül günü İstanbul Modern’de katılacağı Sözünü Sakınmadan isimli etkinliği hedef gösterdi.</p>
<p style="text-align: left;">Şairi, “eşcinsel” ve “Kemalist” olarak damgalayan Habervaktim, medya kapasitesini haber vermekten öte, kendi hoşuna gitmeyen kişi ve kimliklere saldırmak için kullanmış. Sözkonusu yazıda yorum, haber niteliğinin oldukça önüne geçmiş durumda. İçeriği aşağılamak, hakaret etmek, iftira atmak ve bilgileri çarpıtmaktan besleniyor. “Eşcinsel” ve “Kemalist” sözcükleri tipik nefret söylemi bağlamında yazıya yerleştirmiş. Bu iki kimliğin birbirini kesmesi durumu, iyice aşağılanacak bir şeymiş gibi “Hem eşcinsel, hem de Kemalist” sözleriyle ifade edilmiş.</p>
<p style="text-align: left;">Küçük İskender ismini özellikle “Küçük İ.” diye yazan haberde, “zırıl zırıl ağladı” ve “geveledi” gibi ifadeler de yer alıyor.</p>
<p><a href="http://www.habervaktim.com/haber/200026/istanbul_modernde_kucuk_i_skandali.html">http://www.habervaktim.com/haber/200026/istanbul_modernde_kucuk_i_skandali.html</a><br />
<a href="http://www.yesilgazete.org/wp-admin/post.php?post=34427&amp;action=edit&amp;message=1">http://www.yesilgazete.org/wp-admin/post.php?post=34427&amp;action=edit&amp;message=1</a></p>
<p style="text-align: left;"><strong><span style="color: #000000;"><a title="Bu Erol Köse nefret söylemi yayan bir insanmış, ayrımcılık taşıyabilir" href="http://bulten.nefretme.org/2011/09/bu-erol-kose-nefret-soylemi-yayan-bir-insanmis-ayrimcilik-tasiyabilir/"><span style="color: #000000;">Bu Erol Köse nefret söylemi yayan bir insanmış, ayrımcılık taşıyabilir</span></a></span></strong></p>
<p style="text-align: left;">Yapımcı Erol Köse, standup’çı Şahan Gökbakar’a yönelik tweet mesajında “ Bu Şahan travestilerle yatan bir ayıymış, AIDS / Hepatit taşıyabilir.” diyerek hem sağlık statüsünü hem de cinsiyet kimliğini ortak kesen ayrımcılıktan türeyen nefret söyleminde bulunmuş oldu.</p>
<p style="text-align: left;">Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği ve Pozitif Yaşam Derneği, Erol Köse’nin Şahan Gökbakar ve Hülya Avşar’a yönelik twitter’da yayınladığı ithamı üzerine ortak bir açıklama yaptı. Açıklamada, “Erol Köse’nin twitinde, ne yazık ki bizi de ilgilendiren, iki konu ön plana çıkmaktadır. Bunlardan birincisi, trans bireylerin marjinalize edilmesi, diğeri ise Dünya Sağlık Örgütü’nün kronik hastalıklar listesinde olan, 1996’den bu yana tedavi edilebilen ve gerekli önlemlerle bulaşı önlenebilen HIV ve AIDS’in sadece belli bir grubun hastalığı gibi yansıtılmasıdır. Birleşmiş Milletler AIDS Ortak Programı olan UNAIDS’in, geçtiğimiz yıl yayımladığı raporuna göre; dünyadaki tahminen 33,3 milyon kişi HIV ile yaşamaktadır. Bu sayının yalnızca % 0,5’inin trans gruplar olduğu tahmin edilmektedir. Ülkemizde de AIDS Savaşım Derneği, IKGV, Amatem ve UNFPA’in yaptığı İncinebilir Gruplara Yönelik HIV İle İlgili Biyo-Davranış Araştırması’na göre trans bireyler arasındaki HIV yayılımı yalnızca % 3.5, toplamda da % 0,1 olduğu tahminen söylenebilir. Hal böyleyken HIV/AIDS’i hala bir trans / eşcinsel hastalığı görmek sadece gerçeklerden kaçmaya çalışmamızla açıklanabilir. Kafamızı sapladığımız kumdan çıkarmaya, aydınlanmaya ve aydınlatmaya davet ediyoruz.”” denildi.</p>
<p style="text-align: left;">Konuyu ele alan çeşitli medya organlarının olayın sadece “magazin” boyutunu görmeleri ayrıca dikkat çekiciydi.</p>
<p><a href="http://www.kaosgl.com/sayfa.php?id=9551">http://www.kaosgl.com/sayfa.php?id=9551</a><br />
<a href="http://www.aksam.com.tr/bu-sahan-travestilerle-yatan-bi-ayi%E2%80%9365513h.html">http://www.aksam.com.tr/bu-sahan-travestilerle-yatan-bi-ayi–65513h.html</a><br />
<a href="http://www.posta.com.tr/magazin/HaberDetay/Erol_Kose_den_Sahan_hakkinda_inanilmaz_iddialar.htm?ArticleID=86739">http://www.posta.com.tr/magazin/HaberDetay/Erol_Kose_den_Sahan_hakkinda_inanilmaz_iddialar.htm?ArticleID=86739</a></p>
<p style="text-align: left;"><strong><span style="color: #000000;"><a title="Ders kitaplarında Süryaniler’e yönelik nefret söylemi" href="http://bulten.nefretme.org/2011/09/ders-kitaplarinda-suryanilere-yonelik-nefret-soylemi/"><span style="color: #000000;">Ders kitaplarında Süryaniler’e yönelik nefret söylemi</span></a></span></strong></p>
<p style="text-align: left;">Milli Eğitim Bakanlığı’nın ortaöğretim 10. sınıf için hazırlattığı tarih kitabında Süryaniler için, ”Osmanlı’ya ayaklandılar”, ”refah için Batı’nın çıkarlarına alet oldular” gibi savlar yer alıyor. Yurttaş Süryani öğrencilerin de okuduğu kitap,bu kimliği ‘ülkeye ihanet etmiş’ gibi gösteriyor. Kitapta, “Süryaniler’in 1. Dünya Savaşı sürecinde özellikle Ruslar’ın ve Avrupalı devletlerin kışkırtmasıyla ayaklandıkları, başarılı olamayınca büyük çoğunluğunun Anadolu’dan ayrıldığı” gibi iddialara yer veriliyor.</p>
<p style="text-align: left;">Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu’nun 2009 yılında ders kitabı olarak okutulmasına izin verdiği kitabı Vicdan Cazgır, İlhan Genç, Mehmet Çelik, Celal Genç ve Şenol Türedi yazmış. Kitabın editörlüğünü ise Doç. Dr. Osman Köse üstlenmiş.</p>
<p style="text-align: left;">Haberle ilgili olarak basına demeç veren Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Ayhan Sefer “müfredatı yenileme ve bu tür ifadeleri ayıklama” çağrısı yaptı.</p>
<p><a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalHaberDetayV3&amp;ArticleID=1064418&amp;CategoryID=77">http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalHaberDetayV3&amp;ArticleID=1064418&amp;CategoryID=77</a><br />
<a href="http://www.haberx.com/tbmmden_mufredati_yenileyin_cagrisi%2817,n,10752976,536%29.aspx">http://www.haberx.com/tbmmden_mufredati_yenileyin_cagrisi%2817,n,10752976,536%29.aspx</a><br />
<a href="http://www.cnnturk.com/2011/guncel/09/26/suryanilere.tarih.soku/630637.0/index.html">http://www.cnnturk.com/2011/guncel/09/26/suryanilere.tarih.soku/630637.0/index.html</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.durde.org/2011/10/sebahat-tuncel-medyanin-dili-uzerine-meclis-arastirmasi-istedi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

